TİLKİKUYRUĞU Harflerini İçeren 4 Harfli Kelimeler

TİLKİKUYRUĞU harflerini içeren 4 harfli 22 kelime bulunuyor. 4 harfli TİLKİKUYRUĞU kelime türetme listesi ve kelime anlamları.

KUĞU13, UĞRU13, UĞUR13, UĞUT13, KUYU8, UYKU8, UYUR8, YURT7, KURU6, KUTU6, KUUT6, KULU6, TULU6, URUK6, UTLU6, UTKU6, KURT5, LUTİ5, LUTR5, İTKİ4, İLİK4, KLİK4

İTKİ

[isim]

[ruh bilimi]

  • Tepi

    Bilinç dışı özgürlüğünün itkisiyle en sonunda âşık olmuştur. - Selim İleri

İLİK

[isim]

  • Giysi, yorgan çarşafı, yastık kılıfı vb.nin gereken belirli yerlerine düğmenin geçirilebilmesi için iplikle örülerek, parça geçirilerek veya biye ile yapılan küçük yarık

[isim]

  • Kemiklerin iç boşluklarını dolduran ve kan hücrelerinin yapımını sağlayan doku

Ata Sözleri ve Deyimler

  • iliği kemiği donmak
  • iliği kemiği ısınmak
  • iliğine (veya iliklerine) işlemek (veya geçmek)
  • iliğine (veya iliklerine) kadar
  • iliğine kadar ıslanmak
  • iliğini kemirmek
  • iliğini kurutmak
  • ilik gibi
  • iliklerinde duymak

Birleşik Kelimeler: murdarilik, omurilik, taş iliği

KLİK (Kelime Kökeni: Fransızca clique)

[isim]

  • Hizip

KURT

[isim]

[hayvan bilimi]

  • Köpekgillerden, Avrupa, Asya ve Kuzey Amerika'da yaşayan, postu gri sarı renkli, yırtıcı, etçil memeli hayvan (Canis lupus)

[mecaz]

  • Bir yeri, bir şeyi iyi bilen

[sıfat]

[mecaz]

  • İşini iyi bilen, aldanmaz, kurnaz

    Deminden beri sus pus olmuş, fırsat bekleyen kurt müşterilerin ilk defa sesi duyuluyor. - Haldun Taner

Ata Sözleri ve Deyimler

  • kurdun adı yaman çıkmış, tilki vardır baş keser
  • kurdun oğlu akıbet kurt olur
  • kurt ağzı bağlamak
  • kurt dumanlı havayı sever
  • kurt gibi
  • kurt kocayınca köpeğin maskarası olur
  • kurt komşusunu yemez
  • kurt köyünü değiştirir, huyunu değiştirmez
  • kurtla görüşürsen köpeği yanından ayırma
  • kurtla koyun, kılıçla oyun olmaz

Birleşik Kelimeler: kurtağzı, kurtboğan, kurt kapanı, kurtkıyan, kurt köpeği, kurt kuş, kurt kuyusu, kurt mantarı, kurt masalı, kurtpençesi, kurt sineği, kurttırnağı, Başkurt, bozkurt, eski kurt, yavrukurt, yeleli kurt, deniz kurdu

[isim]

[hayvan bilimi]

  • Yumuşak vücutlu, uzun gövdeli, omurgasız, bacaksız, ayaksız veya çok ilkel ayaklı küçük hayvan
  • Bazı böceklere veya bazı böcek kurtçuklarına verilen ad

Ata Sözleri ve Deyimler

  • kurdunu (veya kurtlarını) dökmek (veya kırmak)

Birleşik Kelimeler: kurtayağı, kurtbağrı, kurt baklası, kurt bilimi, kurtyeniği, kurt yeniği, kancalı kurt, keseli kurt, kıl kurt, kızılkurt, pembekurt, kırbaç kurtları, ağaç kurdu, ağ kurdu, bağırsak kurdu, fındık kurdu, ibrişim kurdu, iplik kurdu, kırbaç kurdu, kitap kurdu, kök kurdu, Medine kurdu, tahta kurdu, tel kurdu, yaprak kurdu, yıldız kurdu, zeytin kurdu

[isim]

[gök bilimi]

  • Güney gök küresinde, Akrep ile Boğa arasında bulunan takımyıldız

LUTİ (Kelime Kökeni: Arapça lūṭī)

[isim]

[kaba konuşmada]

  • Oğlancı

LUTR (Kelime Kökeni: Fransızca loutre)

[isim]

[hayvan bilimi]

  • Su samuru
  • Su samurundan elde edilen post

[sıfat]

  • Bu posttan yapılan

    İyi ama kışın arkanda lutr manto vardı. - Halide Edip Adıvar

KURU

[sıfat]

  • Suyu, nemi olmayan, yaş ve nemli karşıtı

    Yanakları kuruydu fakat gözleri tamamıyla siyah yaştı. - Halide Edip Adıvar

  • Yağış almayan veya üzerinde bitki olmayan

    Kuru çöl. Kuru tepeler.

  • Daha sonra kullanılmak için kurutulmuş, taze ve yeşil karşıtı

    Evlerin önlerine kuru meşe dallarıyla örtülü çardaklar yapmışlar. - Refik Halit Karay

  • Canlılığını yitirmiş (bitki)

    Çiçek açmaz kuru bir ağaç, ötmeyi unutmuş bir kuş mu oldum? - Halide Edip Adıvar

  • Salgısı olmayan

    Kuru öksürük. Kuru egzama.

  • Döşenmemiş, çıplak

    Salih Reis, dört kuru duvardan ibaret fukara kapısından gördüğü mavi denize baka baka ölmek istiyordu. - Halikarnas Balıkçısı

  • Katıksız, yanında başka şey olmayan (yiyecek)

    Kuru çayla karın doyar mı?

[mecaz]

  • Etkisi ve sonucu olmayan

    Şahsına topluluğun isteğini emanet edenler boş bir riya, kuru bir şeref olsun diye laf etmediler. - Ruşen Eşref Ünaydın

[mecaz]

  • Zayıf, çelimsiz, arık, sıska, kaknem

[mecaz]

  • Heyecanı, tadı olmayan, tekdüze

    Kuru, zevksiz bir hayat.

[mecaz]

  • Akıcı olmayan, duygudan yoksun

    Kuru bir anlatım.

[isim]

  • Kuru fasulye

Ata Sözleri ve Deyimler

  • kuru başına kalmak
  • kuruda kalmak
  • kuru gayret çarık eskitir
  • kuru hasır (veya kilim) üstünde kalmak
  • kuru laf karın doyurmaz
  • kurunun yanında yaş da yanar
  • kuru tahtada kalmak

Birleşik Kelimeler: kuru boya, kuru çay, kuru çayır, kuru çeşme, kuru dere, kuru duvar, kuru ekmek, kuru erik, kuru fasulye, kuru filtre, kuru gürültü, kuru hava, kuru iftira, kuru incir, kurukafa, kuru kafa, kuru kahve, kuru kalabalık, kuru kayısı, kuru kemik, kuru köfte, kuru kuruya, kuru kuyu, kuru laf, kuru meyve, kuru öksürük, kuru pasta, kuru pil, kuru sebze, kurusıkı, kuru soğan, kuru soğuk, kuru söz, kuru tarım, kuru temizleme, kuru üzüm, kuru yemiş, kuru yemişçi, kuru yük, kuru ziraat, kara kuru, tuzu kuru, karaca kuruca, tahtakuruları, armut kurusu, Beypazarı kurusu, dut kurusu, gülkurusu, gül kurusu, insan kurusu, kayısı kurusu, kız kurusu, piç kurusu, tahtakurusu, üzüm kurusu, yaprakkurusu

KUTU (Kelime Kökeni: Rumca)

[isim]

  • İnce tahta, mukavva, teneke, plastik vb.nden yapılmış, genellikle kapaklı kap

    Enfiyesini, üstü mineli bir kutudan çekerdi. - Abdülhak Şinasi Hisar

[sıfat]

  • Bu kabın alabildiği miktarda olan

    Tam bir kutu çorabı tıkıştırdılar koltuğumun altına. - Nazım Hikmet

  • Elektrik veya telefon tellerinin toplanıp bağlandığı kap

[mecaz]

  • Bir kimsede, bir yerde, bir şeyde iyi veya kötü bir özelliğin fazlalığını belirten bir söz

    Akıl kutusu. Fesat kutusu.

Ata Sözleri ve Deyimler

  • kutu gibi

Birleşik Kelimeler: kutu kutu, camekânlı kutu, kapalı kutu, karakutu, kara kutu, akıl kutusu, batarya kutusu, boya kutusu, ecza kutusu, kalem kutusu, mücevher kutusu, posta kutusu, sorgu kutusu, şikâyet kutusu, vites kutusu, yağ kutusu, yakınma kutusu, zemberek kutusu

KUUT (Kelime Kökeni: Arapça ḳuʿūd)

[isim]

[eskimiş]

[din bilgisi]

  • Namazın oturularak kılınan kısmı
  • Oturma

KULU

[isim]

  • Konya iline bağlı ilçelerden biri

TULU (Kelime Kökeni: Arapça ṭulūʿ)

[isim]

[eskimiş]

  • Güneşin doğması, doğuşu

URUK

[isim]

[eskimiş]

  • Soy, sülale

UTLU

[sıfat]

  • İffetli

UTKU

[isim]

  • Yengi

YURT

[isim]

  • Bir halkın üzerinde yaşadığı, kültürünü oluşturduğu toprak parçası, vatan

    Türk yurduna Türkiye denir.

  • Memleket

    Gerideki yurdunu on beş günden fazla boş bırakmak istemez. - Falih Rıfkı Atay

  • Bakıma ve barınmaya muhtaç bir grup insanın oturduğu, yetiştirildiği veya bakıldığı kurum

    Güçsüzler yurdu.

  • Göçebe Türklerin oturduğu çadır
  • Öğrencilerin kaldığı, barındığı yer

    Öğrencilerin bir bölümü, ilk yılı yurtta geçirse bile ikinci yıldan başlayarak eve çıkmayı yeğler. - Ahmet Cemal

[mecaz]

  • Diyar

    Bu köy pehlivanlar yurdudur.

[mecaz]

  • Bir şeyin ilk veya çok yetiştirildiği yer, vatan

[halk ağzında]

  • Yörüklerin yazın veya kışın oturdukları yer

[eskimiş]

  • Sahip olunan arazi, emlak

Ata Sözleri ve Deyimler

  • yurt edinmek (veya tutmak)

Birleşik Kelimeler: yurt bilgisi, yurt dışı, yurt içi, yurt özlemi, yurtsever, ana yurt, yer yurt, baba yurdu, bakım yurdu, biçki dikiş yurdu, biçki yurdu, düşkünler yurdu, öğrenci yurdu, sağlık yurdu, yaşlılar yurdu, yetiştirme yurdu