Ser ile Başlayan 7 Harfli Kelimeler

SER harfleri ile başlayan 7 harfli 17 kelime bulunuyor. Başında SER olan 7 harfli kelimeler ve kelime anlamları.

Ayrıca, "ser ile biten 7 harfli kelimeler. İçinde Ser olan 7 harfli kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.

SERÜVEN16, SERPİCİ15, SERGİCİ15, SERPMEK13, SERİLİŞ11, SERİNCE11, SERMAYE11, SERAZAT11, SERBEST11, SERMEST10, SERENDİ10, SERİLME9, SERSERİ9, SERAMİK9, SERTLİK8, SERETAN8, SERENAT8

SERTLİK

[isim]

  • Sert, katı olma durumu

    Derinin altında bir sertlik hissettim.

[mecaz]

  • Sert, kırıcı, katı davranış, şiddet, husumet

    Bir zamanlar, sertliğinden, karşında nefes alamazdık. - Necip Fazıl Kısakürek

[jeoloji]

  • Minerallerin çizilmeye karşı gösterdikleri direnç

Birleşik Kelimeler: damar sertliği

SERETAN

[isim]

[gök bilimi]

  • Yengeç

[isim]

[eskimiş]

[hayvan bilimi]

  • Yengeç

SERENAT (Kelime Kökeni: Fransızca sérénade)

[isim]

[müzik]

  • Sesli olarak söylenen veya müzik aracılığıyla çalınan serbest biçimli müzik parçası
  • Geceleyin, açık havada sevgi duyulan biri için bir müzik aracıyla verilen küçük konser

SERİLME

[isim]

  • Serilmek işi

SERSERİ (Kelime Kökeni: Farsça serserī)

[sıfat]

  • Belli bir işi ve yeri olmayan, başıboş (kimse), hayta

    Hayran Baba'yı bir serseriyle birlikte demirlemişlerdi. - Falih Rıfkı Atay

  • Tutarsız, beğenilmeyen davranışları olan (kimse)

    Ah, seni serseri, rezil, alçak seni! Demek bana başkaldırıyorsun! - Nazım Hikmet

[mecaz]

  • Belli bir hedefi olmayan, belli bir hedefe atılmamış olan, rastlantıyla gelen (kurşun, mayın vb.)

    Köpüklü denizin üstünde serseri martılar uçuşuyor, yanımızdan yelkenli bir mavna geçiyordu. - Ömer Seyfettin

[mecaz]

  • Amaçsız

    Birkaç gün serseri bakışlarla ona baktı. - İsmail Hakkı Baltacıoğlu

Birleşik Kelimeler: serseri kurşun, serseri mayın, serseri serseri

SERAMİK (Kelime Kökeni: Fransızca céramique)

[isim]

  • Yüksek ısıda pişirilmiş topraktan yapılan vazo, çanak, çömlek vb. nesne

[sıfat]

  • Yüksek ısıda pişirilmiş toprak, fayans, porselenden yapılan

SERMEST (Kelime Kökeni: Farsça ser + mest)

[sıfat]

[eskimiş]

  • Sarhoş

Ata Sözleri ve Deyimler

  • sermest olmak

SERENDİ

[isim]

  • Dört, altı veya sekiz direk üstüne yapılmış tahıl, meyve ve sebze kurusunu saklamak için kullanılan kiler

SERİLİŞ

[isim]

  • Serilme işi

SERİNCE

[sıfat]

  • Az serin, serine yakın

SERMAYE (Kelime Kökeni: Farsça ser + māye)

[isim]

[ekonomi]

  • Bir ticaret işinin kurulması, yürütülmesi için gereken anapara ve paraya çevrilebilir malların tamamı, anamal, başmal, kapital, meta, resülmal

    Komisyoncu demek, metelik sermayesi olmayan tüccar demektir. - Aka Gündüz

  • Varlık, servet

[mecaz]

  • Konu

    Bu lakırtı, bir hafta havuzlu kahvenin sermayesi oldu. - Refik Halit Karay

[mecaz]

  • Genelev kadını

Ata Sözleri ve Deyimler

  • sermaye yapmak (veya etmek)
  • sermayeyi doğrultmak
  • sermayeyi kediye yüklemek

Birleşik Kelimeler: sermaye mal, sermaye piyasası, döner sermaye, kayıtlı sermaye, mütedavil sermaye

SERAZAT (Kelime Kökeni: Farsça ser + āzād)

[sıfat]

[eskimiş]

  • Serbest, özgür
  • Tasasız

SERBEST (Kelime Kökeni: Farsça serbest)

[sıfat]

  • Hiçbir şarta bağlı olmayan, istediği gibi davranabilen, erkin
  • Tutuklu veya bağımlı olmayan, özgür, hür
  • Zamanını istediği gibi kullanabilen, yapacak bir işi olmayan

    Öğleyin serbestim, gelebilirsin.

  • Bazı kurallara bağlı olmayan

    Serbest ticaret. Serbest nazım.

  • Sıkılmadan, şaşırmadan konuşan ve davranan
  • Ağırbaşlı olmayan, hoppa (kadın)
  • Hareketi herhangi bir biçimde engellenmeyen

    Serbest geçiş

[zarf]

  • Rahat, özgür, bağımsız bir biçimde

    Ötekilere de pek serbest davranır isem de onlar benden utanırlar. - Memduh Şevket Esendal

Ata Sözleri ve Deyimler

  • serbest bırakmak
  • serbest çalışmak

Birleşik Kelimeler: serbest bölge, serbest eczacı, serbest ekonomi, serbest piyasa ekonomisi, serbest elektron, serbest enerji, serbest güreş, serbest kart, serbest meslek, serbest mıntıka, serbest nazım, serbest su, serbest vuruş, serbest yük

SERPMEK

[-i]

  • Bir şeyi dağılacak biçimde dökmek, saçmak
  • Belli bir yere dağılacak biçimde dökmek

    Buzlarını atıp karabiberlerini serptikten sonra kadehleri iyice karıştırdım. - Necati Cumalı

[nesnesiz]

  • Yağmur veya kar azar azar, ince ince yağmak, serpiştirmek

    Yağmur serpiyor. Kar serpiyor.

[mecaz]

  • Vermek, saçmak

Birleşik Kelimeler: sere serpe, etekserpen

SERPİCİ

[isim]

  • Su serpen veya su saçan alet