San ile Başlayan 6 Harfli Kelimeler

SAN harfleri ile başlayan 6 harfli 13 kelime bulunuyor. Başında SAN olan 6 harfli kelimeler ve kelime anlamları.

Ayrıca, "san ile biten 6 harfli kelimeler. İçinde San olan 6 harfli kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.

SANSIZ12, SANÇMA11, SANSÜR10, SANDIK10, SANCAK10, SANİYE9, SANDAL9, SANAYİ9, SANTUR8, SANTİM8, SANSAR8, SANMAK8, SANTRA7

SANTRA (Kelime Kökeni: Fransızca centre)

[isim]

[spor]

  • Orta yuvarlak

    Sağ bek Rıza topu filelerden çıkarıp santraya gönderiyor. - Attila İlhan

  • Başlama vuruşu
  • Hücum oyuncularının ortasında oynayan futbolcu

Ata Sözleri ve Deyimler

  • santra yapmak

Birleşik Kelimeler: santra çizgisi, santra noktası, santra yuvarlağı

SANTUR (Kelime Kökeni: Farsça sentūr)

[isim]

[müzik]

  • Kanuna benzeyen, tokmaklarla çalınan bir tür telli çalgı

    Saz takımında cızgara denilen ensiz, dikdörtgen bir kemanla santur da yer alır. - Salâh Birsel

SANTİM (Kelime Kökeni: Fransızca centime)

[isim]

  • Bazı ülkelerde kullanılan para biriminin yüzde birine eşit olan küçük para birimi

[matematik]

  • Santimetre

Ata Sözleri ve Deyimler

  • santim kaçırmamak

SANSAR

[isim]

[hayvan bilimi]

  • Postları değerli türlü etçil hayvanların ortak adı (Martes martes)

    Ağaç sansarı. Kaya sansarı.

Birleşik Kelimeler: alacasansar, ağaç sansarı, kaya sansarı

SANMAK

[nesnesiz]

  • Bir şeyin olma veya olmama ihtimalini kabul etmekle birlikte, olabileceğine daha çok inanmak, zannetmek, zanneylemek

    Babam, hiç hoşnut olmadığımı, beni yine sevindiremediğini sandı. - Adalet Ağaoğlu

  • Gibi gelmek, farz etmek

    Bu hareketimi tamamıyla histen gelen bir şey sandı. - Peyami Safa

  • Bir şey veya kimsenin ... olduğunu düşünmek

    Doktor Sevim, hastayı ilk gördüğü an kendinde değil sanmıştı. - Attila İlhan

Birleşik Kelimeler: varsanı

SANİYE (Kelime Kökeni: Arapça s̱āniye)

[isim]

  • Bir dakikanın altmışta biri olan zaman birimi

    Bir iki saniye tereddütle gözlerinin içine baktım, dudaklarımı büktüm. - Etem İzzet Benice

  • Bir derecenin üç bin altı yüzde biri
  • Fizik ve mekanikte zaman birimi

Birleşik Kelimeler: saniyesi saniyesine

SANDAL (Kelime Kökeni: Arapça ṣandal)

[isim]

[bitki bilimi]

  • Sandalgillerden, kerestesi sert ve kokulu bir ağaç (Santalum album)

Birleşik Kelimeler: sandal ağacı

[isim]

  • İnsan taşıyacak biçimde yapılmış, kürekle yürütülen deniz teknesi

    Annesiyle bir sandala binip karşıya geçtiler. - Necip Fazıl Kısakürek

Birleşik Kelimeler: cankurtaran sandalı, tahlisiye sandalı

[isim]

  • Sandalet

SANAYİ (Kelime Kökeni: Arapça ṣanāyiʿ)

  • Ham maddeleri işlemek, enerji kaynaklarını yaratmak için kullanılan yöntemlerin ve araçların bütünü, işleyim, uran, endüstri

Birleşik Kelimeler: sanayi bölgesi, sanayiinefise, sanayi kuruluşu, sanayi odası, sanayi sitesi, sanayi ülkesi, sanayi yatırımı, ağır sanayi, hafif sanayi, organize sanayi, yan sanayi, sinema sanayisi

SANSÜR (Kelime Kökeni: Fransızca censure)

[isim]

  • Her türlü yayının, sinema ve tiyatro eserinin hükûmetçe önceden denetlenmesi işi, sıkı denetim

    Basın, sözde özgürlüğe kavuşmuş, sansür kaldırılmıştı. - Hıfzı Topuz

  • Her türlü yayının, sinema ve tiyatro eserinin yayınının ve gösterilmesinin izne bağlı olması, sıkı denetim

Ata Sözleri ve Deyimler

  • sansürden geçirmek
  • sansür etmek
  • sansür koymak

SANDIK (Kelime Kökeni: Arapça ṣandūḳ)

[isim]

  • İçine çeşitli şeyler konulan, tahtadan yapılmış, kapaklı ev eşyası

    Dolabını, sandığını, kitaplarını, defterlerini didik didik aradık, bulamadık. - Yusuf Atılgan

  • Meyve, sebze koymaya yarayan, tahta veya plastikten yapılmış, dört köşe kap
  • Bir kurumda para alınıp verilen yer

    Mal sandığı. Sandık emini.

  • Kamu kesiminde çalışan personelin sosyal güvenlik işlerini yürüten kuruluş

    Emekli Sandığı.

  • Yapılarda kum, çakıl vb. şeyleri ölçmek için kullanılan, üstü ve altı açık, dört köşeli tahtadan ölçü aleti
  • Kamu kesiminde çalışan personelin kendi durumunda düşük faiz ve taksitler hâlinde geri ödemek üzere borç para aldığı birim
  • Seçimlerde oy pusulalarının atıldığı kutu

[eskimiş]

  • Mahalle tulumbacılarının omuzda taşıdıkları sandık biçimi tulumba

Ata Sözleri ve Deyimler

  • sandığa gitmek
  • sandığa gömmek
  • sandık başına gitmek
  • sandık düzmek
  • sandıktaki sırtında, ambardaki karnında
  • sandıktan çıkmak

Birleşik Kelimeler: sandık balığı, sandık başkanı, sandık çevresi, sandık emini, sandık eşyası, sandık gözlemcisi, sandık kurulu, sandık lekesi, sandık müşahidi, sandık odası, sandık sepet, sepet sandık, boyacı sandığı, mal sandığı, oy sandığı, seçim sandığı, yardım sandığı

SANCAK

[isim]

  • Bayrak, liva

[askerlik]

  • Çoğunlukla askerî birliklere verilen yazı işlemeli, kenarları saçaklı ve gönderli bayrak

[denizcilik]

  • Gemilerin sağ yanı

[tarih]

  • Osmanlı yönetim teşkilatında illerle ilçeler arasında yer alan yönetim bölümü, mutasarrıflık

Ata Sözleri ve Deyimler

  • sancak göstermek

Birleşik Kelimeler: sancak alabanda, sancak bağı, sancak beyi, sancak gemisi, sancak sahibi, al sancak

SANÇMA

[isim]

  • Sançmak işi

SANSIZ

[sıfat]

  • Sanı, ünü olmayan

Birleşik Kelimeler: adsız sansız