MEFRUŞATÇILIK Harflerini İçeren 7 Harfli Kelimeler

MEFRUŞATÇILIK harflerini içeren 7 harfli 60 kelime bulunuyor. 7 harfli MEFRUŞATÇILIK kelime türetme listesi ve kelime anlamları.

FIRÇALI18, ÇIKIŞMA16, ÇALIŞIM16, KUMAŞÇI16, MUAFLIK16, AŞÇILIK15, AÇTIRIŞ15, ALKIŞÇI15, ÇIKARIŞ15, ÇAKILIŞ15, ÇARŞILI15, ÇATILIŞ15, ÇATIŞIK15, ÇATIŞKI15, KAMUFLE15, KAÇIRIŞ15, TIRAŞÇI15, ETRAFLI14, EFKARLI14, ÇIKMALI13, ÇIKARIM13, ÇIKILMA13, IŞITMAK13, KIRIŞMA13, KUMAŞLI13, KAMÇILI13, KAMIŞLI13, KARIŞIM13, ŞIMARIK13, TIKIŞMA13, ATÇILIK12, ÇIRALIK12, ÇIKARTI12, ÇAKILTI12, ÇARIKLI12, ÇATKILI12, EMLAKÇI12, KALITÇI12, KATILIŞ12, MEŞRUTA12, ŞIRALIK12, ŞAKIRTI12, ŞARILTI12, TIKAÇLI12, TIRAŞLI12, TAKILIŞ12, ARTIMLI10, ATIMLIK10, ILITMAK10, KIRMALI10, KIRILMA10, KIRITMA10, KALITIM10, KATILIM10, MURATLI10, TIKILMA10, TIMARLI10, KREMALI9, LAKIRTI9, MERAKLI9

KREMALI

[sıfat]

  • Kreması olan

    Kremalı pasta.

LAKIRTI

[isim]

  • Söz, laf

    Birdenbire kesildi halkın lakırtıları / Korku içinde durdu tavla şakırtıları - Enis Behiç Koryürek

[mecaz]

  • Boş söz, dedikodu, laf

    Lakırtıdır o, aldırma!

Ata Sözleri ve Deyimler

  • lakırtı ağzından dökülmek
  • lakırtı çıkarmak
  • lakırtı etmek
  • lakırtısı ağzında kalmak
  • lakırtısı mı olur?
  • lakırtısını etmek
  • lakırtı taşımak
  • lakırtıya boğmak
  • lakırtıya tutmak
  • lakırtı yetiştirmek
  • lakırtıyı ağzına tıkamak
  • lakırtıyı ezip büzmek
  • lakırtıyı kesmek

Birleşik Kelimeler: lakırtı ebesi, lakırtı kavafı, pis lakırtı

MERAKLI

[sıfat]

  • Her şeyi anlamak ve bilmek isteyen, araştırıcı, mütecessis

    Başımı kaldırınca Mustafa'nın meraklı gözleriyle karşılaşıyorum. - Ahmet Ümit

  • Bir şeye çok düşkün olan, sürekli onunla uğraşan

    Sedef ve gümüş kakmalı bıçaklara, revolverlere meraklıydı. - Yahya Kemal Beyatlı

  • Kendisini ilgilendirmeyen bir konuda bilgi sahibi olmaya çalışan (kimse)

[halk ağzında]

  • Kaygılı

    O meraklı bir kadındır, patırtı çekemez.

Ata Sözleri ve Deyimler

  • ... meraklısı (olmak)

ARTIMLI

[sıfat]

  • Pişince şiştiği için miktarı artmış gibi görünen, artağan

    Artımlı pirinç.

  • Çoğalma özelliği olan

ILITMAK

[-i]

  • Ilık duruma getirmek

KIRMALI

[sıfat]

  • Üstünde kırmaları bulunan (giysi), pilili

    Beyaz, kırmalı, fistolu bir gecelik giymiş, yalnız bir kızı düşünüyorum. - Nezihe Meriç

KIRILMA

[isim]

  • Kırılmak işi

    Ancak diyince şu bilmem ne kulübüyle bilmem ne kulübünün son maçlarındaki kafa, kol, bacak kırılmasından söz açacağımı sanmayınız. - Nazım Hikmet

[mecaz]

  • Yürürken salınma, nazlı yürüyüş

[fizik]

  • Saydam bir ortamdan başka bir saydam ortama geçen ışının doğrultusunu değiştirmesi

    Gözlükleri pencerelerden yansıyan ışık kırılmalarıyla çevresine gökkuşağı renkleri saçıyor. - Attila İlhan

Birleşik Kelimeler: kırılma noktası

KIRITMA

[isim]

  • Kırıtmak işi, cilve, işve

    O kuruntularımız, o tafralarımız, o Ermeni gelini gibi kırıtmalarımız pek boşuna demektir. - Salâh Birsel

KALITIM

[isim]

[biyoloji]

  • Çevre etkileriyle köklü olarak değiştirilemeyen özelliklerin, döllenme sırasında, dişi ve erkeğin kromozomları aracılığıyla bir kuşaktan ötekine geçmesi, soya çekim, irs, irsiyet, veraset

    Bir ülkenin tarihsel varlığı, onun sahip olduğu ölçülemez bir değerler kalıtımıdır. - Melih Cevdet Anday

Birleşik Kelimeler: kalıtım bilimi

KATILIM

[isim]

  • Katılma işi, iştirak

Birleşik Kelimeler: katılım belgesi

MURATLI

[isim]

  • Tekirdağ iline bağlı ilçelerden biri

TIKILMA

[isim]

  • Tıkılmak işi

TIMARLI

[sıfat]

  • Tımar edilmiş (binek hayvanı)

[eskimiş]

  • Bakılmış, tedavi edilmiş (yara veya hasta)

[eskimiş]

  • Bakılmış, işlenmiş (ağaç, toprak vb.)

[isim]

[tarih]

  • Tımar (II) sahibi olan kimse

    Bir Osmanlı sipahisinin, meseleleri kılıçla çözmeye alışmış bir Türk tımarlısının bu kadar çapraşık bir işi kavramasına imkân yoktu. - Nihal Atsız

ATÇILIK

[isim]

  • Atçının yaptığı iş

ÇIRALIK

[sıfat]

  • Çıra olarak kullanılmaya elverişli (ağaç, tahta)

[isim]

  • Çıra konulan yer

    Çıralık yanınca Koca Osman onu öylece gördü, yüzüne ters ters, alaylı baktı. - Yaşar Kemal