KISITLANIŞ Harflerini İçeren 7 Harfli Kelimeler

KISITLANIŞ harflerini içeren 7 harfli 28 kelime bulunuyor. 7 harfli KISITLANIŞ kelime türetme listesi ve kelime anlamları.

KISILIŞ14, SIKILIŞ14, ISLANIŞ13, ISLATIŞ13, KISALIŞ13, KILINIŞ13, KASILIŞ13, SATILIŞ13, SALINIŞ13, SAKINIŞ13, ALIŞKIN12, KAŞINTI12, KATILIŞ12, NAKIŞLI12, TANIŞIK12, TAKILIŞ12, KISINTI11, KISITLI11, SIKINTI11, ASKINTI10, ALTINSI10, KASITLI10, KASINTI10, SATILIK10, SALINTI10, SAKINTI10, KANITLI9, KALINTI9

KANITLI

[sıfat]

  • Kanıtla gösterilmiş, müdellel

KALINTI

[isim]

  • Artıp kalan şey, bakiye
  • Eski çağlardan kalmış şehir veya yapı, ören, harabe

    Efes, Bergama'nın kalıntıları, ulaştıkları uygarlığı serer gözler önüne. - Necati Cumalı

  • İz, işaret

[mecaz]

  • Bir toplum, kültür, uygarlık vb.nden artakalan şey

    Bu babacan, filozof ve hazırcevap insanlar kuşağı, tükenen bir görgü devrinin son kalıntıları gibidir. - Haldun Taner

ASKINTI

[sıfat]

  • Başkalarının sırtından geçinen (kimse)

[argo]

  • Karşı cinsi rahatsız eden (kimse)

Ata Sözleri ve Deyimler

  • askıntı olmak

ALTINSI

[sıfat]

  • Altını andıran, altına benzeyen, altın gibi, altınımsı

KASITLI

[sıfat]

  • İsteyerek, bilerek yapılan, maksatlı

    Bu yüzden İstanbul'un, perde perde sis ardına çekilmekteki ısrarını, kasıtlı bir husumet, kendisine yöneltilmiş bir hakaret gibi algıladı. - Elif Şafak

KASINTI

[isim]

  • Giyeceği daraltmak veya kısaltmak için yapılan eğreti dikiş

    Bu kolun kasıntısını sökmeli.

[mecaz]

  • Büyüklenme, kurum, gurur

[sıfat]

[mecaz]

  • Büyüklenen, gururlanan ve bunu davranışlarıyla belli eden (kimse)

SATILIK

[sıfat]

  • Satışa çıkarılmış olan

    Satılık ev.

Ata Sözleri ve Deyimler

  • satılığa çıkarmak
  • satılık ziftin olsun, Selanik'ten kel gelir

SALINTI

[isim]

  • Salınma işi

SAKINTI

[isim]

  • Sıkıntıya yol açabilecek durumlara karşı alınan önlem, ihtiyat

KISINTI

[isim]

  • Her türlü gereksinimi karşılamada tutumlu davranma, kısma, azaltma

Ata Sözleri ve Deyimler

  • kısıntı yapmak

KISITLI

[sıfat]

[hukuk]

  • Kısıtlanmış, kısıt altına alınmış, mahcur

    En az ilkokul mezunu olmayanlar, kısıtlılar... milletvekili seçilemezler. - Anayasa

  • Sınırlı

    Ben makarnaları haşlarken o da evdeki kısıtlı malzemeyle kekikli, domatesli bir sos hazırlamaya koyuldu. - Elif Şafak

SIKINTI

[isim]

  • İşsizlik, tekdüzelik, bezginlik vb. sebeplerden doğan ruhsal yorgunluk, cefa, eziyet

    İçinin sıkıntısını ondan mümkün mertebe gizlemeye çalışarak, dereden tepeden konuşarak oyalandı. - Peyami Safa

  • Bir bozukluğun, karışıklığın sebep olduğu etkili ve sürekli yorgunluk, mihnet

    Sıkıntı ve ızdırapla sağa sola döndüm. - Aka Gündüz

  • Yokluk ve parasızlığın yol açtığı geçim darlığı

    İhtiyarın bir para sıkıntısı içinde olduğunu o söylemeden ben keşfetmiştim. - Sait Faik Abasıyanık

  • Bulunmama durumu

    Yüklü servetini cömertçe harcamaması nedeniyle piyasada para sıkıntısı baş gösterdi. - İhsan Oktay Anar

[mecaz]

  • Sorun, mesele, sendrom, problem

    Atatürk öldüğü zaman Türkiye'nin ufak tefek sıkıntılar dışında hiçbir büyük problemi yoktu. - Burhan Felek

Ata Sözleri ve Deyimler

  • sıkıntı basmak
  • sıkıntı çekmek
  • sıkıntıda olmak
  • sıkıntısı olmak
  • sıkıntı vermek
  • sıkıntıya düşmek
  • sıkıntıya gelememek

Birleşik Kelimeler: can sıkıntısı, geçim sıkıntısı

ALIŞKIN

[sıfat]

  • Bir şeye veya bir şey yapmaya alışmış olan, alışkan, alışmış

Ata Sözleri ve Deyimler

  • alışkın olmak

KAŞINTI

[isim]

  • Vücutta kaşınma isteği uyandıran duygu

KATILIŞ

[isim]

  • Katılma işi

    Onun bu donanma gecesine katılışının bir tek sebebi var. - Yusuf Ziya Ortaç