KÖPEKAYASI Harflerini İçeren 5 Harfli Kelimeler

KÖPEKAYASI harflerini içeren 5 harfli 22 kelime bulunuyor. 5 harfli KÖPEKAYASI kelime türetme listesi ve kelime anlamları.

KÖPEK15, AKKÖY13, KAYIP12, SEPYA12, YAPIK12, SAPKI11, SAPIK11, YAPAK11, AKPAS10, KASAP10, PASAK10, SAPAK10, KIYAS9, KAPAK9, KIYAK8, KAYIK8, YASAK8, KISKA7, KASIK7, KAYAK7, AKSAK6, SAKAK6

AKSAK

[sıfat]

  • Aksayan, hafifçe topallayan

[mecaz]

  • İyi gitmeyen, iyi işlemeyen

    İşin aksak yönü.

[isim]

[edebiyat]

  • Eski Yunan ve Latin şiir ölçüsünde, sondan bir önceki hecesi kısa olacak yerde uzun olan dize

[isim]

[müzik]

  • Türk müziğinde kıvrak bir usul

Ata Sözleri ve Deyimler

  • aksak eşekle yüksek dağa çıkılmaz

Birleşik Kelimeler: ağır aksak, yürük aksak, raks aksağı, Türk aksağı

SAKAK

[isim]

  • Çene altı

KISKA

[isim]

[halk ağzında]

  • Arpacık soğanı

KASIK

[isim]

[anatomi]

  • Vücudun karın ile uyluk arasındaki bölümü

    Tabancayı kılıfsız olarak kuşağının arasına, sol kasığının üstüne yerleştirdi. - Necati Cumalı

Birleşik Kelimeler: kasık bağı, kasık biti, kasık çatlağı, kasık fıtığı, kasık otu

KAYAK

[isim]

  • Kar, su veya çim üzerinde kaymak için ayağa takılan araç, ski

[spor]

  • Bu aracı kullanarak yapılan spor

Birleşik Kelimeler: kayakevi, tekerlekli kayak, asfalt kayağı, çim kayağı, su kayağı

KIYAK

[sıfat]

[teklifsiz konuşmada]

  • Benzerlerinden üstün olan, çok güzel, mükemmel

    Kıyak bir koşu atı. Kıyak bir söz.

[isim]

  • Hoşgörü, ayrıcalık tanıma

[halk ağzında]

  • Güzel, biçimli, yakışıklı, düzgün giyimli

[halk ağzında]

  • Kıyıcı, zalim, gaddar

    Hırsızların en kıyağı, kaçakçıların en gözü karası hep burada. - Necip Fazıl Kısakürek

Ata Sözleri ve Deyimler

  • kıyak geçmek (veya çekmek veya yapmak)
  • kıyak kaçmak

Birleşik Kelimeler: kafası kıyak

KAYIK

[isim]

[denizcilik]

  • Kürek veya yelkenle yürütülen ufak tekne

    Halk arabalarla, kayıklarla, yaya olarak oralara kadar geliyor ve bu ağaçların altına dağılıyordu. - Asaf Halet Çelebi

[sıfat]

  • Bir yana kaymış

    Çiçekli kumaştan, büzgülü, yakası kayık bir elbise dikti. - Lâtife Tekin

Ata Sözleri ve Deyimler

  • kayık yanaştırmak

Birleşik Kelimeler: kayıkhane, kayık salıncak, kayık tabak, kayık yaka, çember kayık, ağ kayığı, ateş kayığı, buz kayığı, foroz kayığı, ığrıp kayığı, imamkayığı, pazar kayığı, varagele kayığı, yarış kayığı

YASAK

[isim]

  • Bir işin yapılmasına karşı olan yasal veya yasa dışı engel, memnuiyet

    İçki yasağı. Av yasağı.

[sıfat]

  • Yapılmaması istenmiş olan, yok, memnu, haram

    Bizim çocukluğumuzun şiirlerinde neşe yasak denecek kadar ayıptı. - Falih Rıfkı Atay

Ata Sözleri ve Deyimler

  • yasağı (veya yasakları) çiğnemek
  • yasak etmek
  • yasak olmak
  • yasak savmak

Birleşik Kelimeler: yasak aşk, yasak bölge, yasak ilişki, yasak kitap, yasak meyve, av yasağı, basın yasağı, seçim yasağı

KIYAS (Kelime Kökeni: Arapça ḳiyās)

[isim]

  • Bir tutma, denk sayma
  • Karşılaştırma, oranlama, mukayese

[eskimiş]

[dil bilgisi]

  • Örnekseme

    Birçok kelime türü kıyasla yapılmıştır.

[mantık]

  • Tasım

Ata Sözleri ve Deyimler

  • kıyas etmek (veya eylemek)
  • kıyas kabul etmez

Birleşik Kelimeler: kıyasa muhalefet, kıyasımukassem

KAPAK

[isim]

  • Her türlü kabın üstünü örtmeye veya bir deliği kapamaya yarayan nesne

    Evin en alt katına indik, oradan da bir mahzen kapağı açtılar. - Refik Halit Karay

  • Dolap, sandık vb.ni örtmeye yarayan parça

    Dolap kapağı.

  • Kitap, defter vb.nin en üstüne geçirilen kılıf

    Kapağını, geceleri aynı masa etrafında buluştuğu ressamlardan birine çizdirecekti. - Attila İlhan

  • Biçilen ağaç kütüklerinin iki yanından çıkan, düzgün olmayan tahta
  • Zıvanada iki dış yan parça

Ata Sözleri ve Deyimler

  • kapağı atmak
  • kapak atmak

Birleşik Kelimeler: kapak bıçkısı, kapak kızı, kapak tahtası, kapak takımı, kapak taşı, kapak yıldızı, iç kapak, stor kapak, bagaj kapağı, cilt kapağı, diz kapağı, göz kapağı, hava kapağı, kol kapağı

AKPAS

[isim]

[bitki bilimi]

  • Lahana, turp, şalgam, karnabahar vb. bitkilerin kök dışındaki bütün bölgelerine yerleşebilen, özellikle semizotugillerde karşılaşılan yosunumsu mantar (Albugo candida)

KASAP (Kelime Kökeni: Arapça ḳaṣṣāb)

[isim]

  • Sığır, koyun gibi eti yenecek hayvanları kesen veya dükkânında perakende olarak satan kimse

    Kasapla barışıp kendini benimsetince belki de yanında çalıştırırdı. - Muzaffer Uyguner

  • Et satılan dükkân

[sıfat]

[mecaz]

  • Kan dökücü, hunhar

Ata Sözleri ve Deyimler

  • kasaptaki ete soğan doğranmaz
  • kasap, yağı bol bulunca gerisini yağlar

Birleşik Kelimeler: kasaphane, kasap havası

PASAK

[isim]

[halk ağzında]

  • Kir

    Başta yağlı bir fes, boyunda pasak içinde yakalık ve kravat. - Salâh Birsel

SAPAK

[isim]

  • Bir ana yoldan ayrılan yolun başlangıç noktası
  • Akarsuyun kollara ayrıldığı yer

[sıfat]

  • Sapaklığı olan

SAPKI

[isim]

  • Bir görevin ve özellikle bir fizyoloji görevinin ters bir yön alması