KRONİKLEŞMEK Harflerini İçeren 7 Harfli Kelimeler

KRONİKLEŞMEK harflerini içeren 7 harfli 22 kelime bulunuyor. 7 harfli KRONİKLEŞMEK kelime türetme listesi ve kelime anlamları.

ERİŞMEK11, EŞİNMEK11, EŞİLMEK11, EKŞİMEK11, İŞLENME11, İŞLEMEK11, KİŞNEME11, MEŞELİK11, MENŞELİ11, ŞNORKEL11, ŞEKERİM11, EŞEKLİK10, EŞLENİK10, ŞEKERLİ10, ERİNMEK8, EKİLMEK8, İNLEMEK8, İLENMEK8, KEMERLİ8, ERKEKLİ7, KLİNKER7, KEKELİK7

ERKEKLİ

[sıfat]

  • Erkeği olan

Birleşik Kelimeler: erkekli kadınlı, kadınlı erkekli, kızlı erkekli

KLİNKER (Kelime Kökeni: İngilizce clinker)

[isim]

  • Çimento yapımında fırından ezilmeden çıkan pişirme ürünü

KEKELİK

[isim]

  • Kekemelik

ERİNMEK

[-e]

[nesnesiz]

  • Üşenmek

Ata Sözleri ve Deyimler

  • erinenin oğlu kızı olmamış

EKİLMEK

[nesnesiz]

  • Ekme işi yapılmak

    Tarlaya mısır ekildi.

İNLEMEK

[nesnesiz]

  • Acı, üzüntü belirten kesik sesler çıkarmak, inildemek

    O, inledikçe benim de yüreğim sızlıyor, sıkıntıdan damarlarımı saran yağ eriyor. - Etem İzzet Benice

  • Gür, uğultulu, yankılı ses çıkarmak

    Yer gök inlesin.

İLENMEK

[-e]

  • Birinin kötü bir duruma düşmesi dileğini gönlünden geçirmek veya açıkça söylemek, beddua etmek, lanet etmek

KEMERLİ

[sıfat]

  • Üzerinde kemeri olan veya kemer takılmış olan

    Kumardan aldığı ilk parayla siyah satenden arkası kemerli iki adet iç yelek yaptırdı. - Lâtife Tekin

  • Kemer biçiminde olan

    Orhan'ın kemerli kapıdan içeriye koşa koşa girdiğini görmedi. - Tarık Buğra

[mecaz]

  • Kavisli olan

    Kemerli burun.

EŞEKLİK

[isim]

  • Anlayışsızlık ve kaba davranış

    Cahillik devrimizin eşekliklerini saymazsak neye yaradı bu ömür? - Attila İlhan

Ata Sözleri ve Deyimler

  • eşeklik etmek

EŞLENİK

[sıfat]

[matematik]

  • Herhangi bir biçimde birbiriyle oranlı bulunan (nokta, çizgi, sayı)

ŞEKERLİ

[sıfat]

  • İçinde şeker bulunan
  • Lezzetli, tatlı

    Elmalar ferik elmaları gibi kokulu, şekerli, tatlıdır. - Sait Faik Abasıyanık

Birleşik Kelimeler: şekerli kahve, orta şekerli

ERİŞMEK

[-e]

  • Varılması zamana, emeğe bağlı olan veya uzakta bulunan bir amaca varmak, ulaşmak

    Genç yaşında üne erişmiş, yönettiği oyunlar afişlerden inmemiş. - Necati Cumalı

  • Bir yere ulaşmak, varmak

    Boyu bir elli beş olduğu için eli ancak on beşinci düğmeye erişebilmektedir. - Haldun Taner

[nesnesiz]

  • Bitkiler veya bunların ürünleri olgunlaşmak

    Yemişler bu yıl çabuk erişti.

[nesnesiz]

  • Zaman gelip çatmak

    Vakit erişti. Bahar erişti.

EŞİNMEK

[nesnesiz]

  • Hayvan, ayağıyla yeri kazmak

    Domuzlar pislik içinde eşinir, akbabalar leşle beslenir. - Elif Şafak

EŞİLMEK

[nesnesiz]

  • Eşme işine konu olmak

EKŞİMEK

[nesnesiz]

  • Ekşi duruma gelmek

    Yoğurt ekşidi.

  • Bozulmak

    Tepside bir bardak ekşimiş süt, bir çürük yumurta ve iki dilim siyah ekmek vardı. - Nazım Hikmet

  • Mayalanmak

    Hamur ekşidi.

[argo]

  • Utanmak, mahcup olmak

[argo]

  • Sırnaşmak, ısrar etmek

[halk ağzında]

  • Kaşlarını çatıp yüzüne küskün veya dargın bir anlam vermek, somurtmak

    Çardaktan Rabiye'nin çıktığını görünce Bekir'in yüzü ekşidi. - Necati Cumalı