KOLONYALANMAK Harflerini İçeren 8 Harfli Kelimeler

KOLONYALANMAK harflerini içeren 8 harfli 28 kelime bulunuyor. 8 harfli KOLONYALANMAK kelime türetme listesi ve kelime anlamları.

KOLONYAL12, OYNANMAK12, OYLANMAK12, OYALANMA12, OYALAMAK12, OLAYLAMA12, ONAYLAMA12, YOLLANMA12, YOLLAMAK12, YOKLANMA12, YOKLAMAK12, AYLANMAK11, KAYNAMAK11, YANLAMAK11, YALANMAK11, KLONLAMA10, KOLALAMA10, KOLLAMAK10, KOLLANMA10, OKLANMAK10, OKKALAMA10, ALLANMAK9, AKLANMAK9, KANLAMAK9, KANLANMA9, LAKLAMAK9, NALLANMA9, NALLAMAK9

ALLANMAK

[nesnesiz]

  • Allama işi yapılmak

Ata Sözleri ve Deyimler

  • allanıp pullanmak

AKLANMAK

[nesnesiz]

  • Ak olmak, temizlenmek

    Bu çamaşır ne aklanır ne paklanır.

[hukuk]

  • Hakkında dava açılan sanık, yargılama sonunda suçsuz bulunmak, temize çıkmak, beraat etmek

    Yasak oyunum bu rejimde aklandı, Ulvi Uraz onu ramp ışığına çıkardı. - Haldun Taner

[hukuk]

  • Kooperatif, şirket, dernek vb. kuruluşların faaliyetleri ve harcamaları genel kurulca uygun bulunmak

KANLAMAK

[-i]

  • Kana bulamak

KANLANMA

[isim]

  • Kanlanmak işi

LAKLAMAK

[-i]

  • Laka veya vernik sürmek

NALLANMA

[isim]

  • Nallanmak işi

NALLAMAK

[-i]

  • Hayvanın ayağına nal çakmak

[argo]

  • Öldürmek

KLONLAMA

[isim]

[biyoloji]

  • Kopyalama

KOLALAMA

[isim]

  • Kolalamak işi

KOLLAMAK

[-i]

  • Olmasını, ortaya çıkmasını beklemek, gözetmek

    Kocamı kıskanıyor, aradan atmak için vesileler kolluyormuş. - Sermet Muhtar Alus

  • Göz önünde tutmak, gözlemek

    Daima biraz kollayan, bir tilki gibi tetikte ve hamarat görünürdü. - Abdülhak Şinasi Hisar

  • Korumak, gözetmek

    O güne kadar ona iyi bak, değerini bil, onu kolla, demişti. - Nezihe Araz

KOLLANMA

[isim]

  • Kollanmak işi

OKLANMAK

[nesnesiz]

  • Okla vurulmak

OKKALAMA

[isim]

  • Okkalamak işi

AYLANMAK

[nesnesiz]

[halk ağzında]

  • Bir yerin çevresinde dolanmak

KAYNAMAK

[nesnesiz]

  • Bir sıvı, sıcaklığı belli bir dereceyi bulduğunda buhar durumuna geçerek fokurdamak

    Su, 100 °C'de kaynar.

  • Yiyecek, içecek pişmek, haşlanmak

    Doktorun sade kaynamış kahvesini söylemesini bekledi ve garson gider gitmez konuştu. - Tarık Buğra

  • Yerden çıkmak
  • Kırık, çatlak kemik veya metal parçalar eski durumunu almak, birbirine yapışmak
  • Yara kapanmak, iyileşmek
  • Mayalı bir şey kabarıp köpürmek

    Şıra kaynamış.

  • Mide ekşimek
  • Çalkantı durumunda olmak, dalgalanmak

    Deniz kaynıyor.

  • Çok miktarda bulunmak

    Burası karınca kaynıyor.

  • Gizli bir iş çevirmek, için için hazırlanmak

    Burada bir iş kaynıyor.

  • Gerektiği gibi yapılamamak

    Lafa daldık, ders kaynadı.

  • Artmak, çoğalmak, yoğunlaşmak

    Gittikçe kaynayıp kabaran bir hiddet, taşmak raddesine gelmiş kelimelerle dudaklarına kadar çıkıp titriyordu. - Halit Ziya Uşaklıgil

  • Coşmak, heyecanlanmak

[mecaz]

  • Bir yerde huzursuzluk, tedirginlik olmak

[argo]

  • Arada kaybolmak

    Değerli bir çalışma kaynadı gibi geliyor bana. - Selim İleri

Ata Sözleri ve Deyimler

  • kaynayan kazan kapak tutmaz