Kal ile Başlayan 9 Harfli Kelimeler

KAL harfleri ile başlayan 9 harfli 30 kelime bulunuyor. Başında KAL olan 9 harfli kelimeler ve kelime anlamları.

Ayrıca, "kal ile biten 9 harfli kelimeler. İçinde Kal olan 9 harfli kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.

KALENSÖVE22, KALAFATÇI19, KALVENİZM19, KALİGRAFİ19, KALDIRICI17, KALPLAŞMA17, KALORİFER16, KALAYHANE15, KALICILIK15, KALIPLAMA15, KALİTATİF15, KALKIŞMAK14, KALPAKLIK14, KALDIRMAK13, KALDIRTMA13, KALİTESİZ13, KALKANCIK13, KALPLİLİK13, KALSEDUAN13, KALKERSİZ13, KALABALIK12, KALAYLAMA12, KALECİLİK12, KALİBORİT12, KALLEŞLİK12, KALENDERİ11, KALKIKLIK11, KALKINMAK11, KALAKALMA10, KALTAKLIK10

KALAKALMA

[isim]

  • Kalakalmak işi

KALTAKLIK

[isim]

  • Toplumca hoş karşılanmayan davranışlarda bulunan kadının durumu
  • Böyle bir kadına yakışır davranış

KALENDERÎ (Kelime Kökeni: Farsça ḳalender + Arapça -ī)

[isim]

[edebiyat]

  • Bir halk şiiri türü

[müzik]

  • Bu şiirin, halk şairleri tarafından yapılmış bestesi

KALKIKLIK

[isim]

  • Kalkık olma durumu

KALKINMAK

[nesnesiz]

  • Durumunu düzeltmek, aşamalı bir biçimde gelişmek, ilerlemek

    Bu firma batmak üzereyken yeni müdürün çabasıyla kalkındı.

[ekonomi]

  • Zenginleşmek

KALABALIK

[isim]

  • Çok sayıda insanın bir araya gelmesiyle oluşan insan topluluğu

    Kalabalık içinde zorlukla boş bir masa bularak oturdum. - Ahmet Haşim

  • Gereksiz, karışık şeyler topluluğu

[sıfat]

  • Sayıca çok

    O kalabalık caddenin canlılığı çok hoşumuza gidiyor. - Ayla Kutlu

Ata Sözleri ve Deyimler

  • kalabalık etmek

Birleşik Kelimeler: kalabalık ağızlı, ağzı kalabalık, başı kalabalık, kuru kalabalık, ağız kalabalığı, laf kalabalığı

KALAYLAMA

[isim]

  • Kalaylamak işi

KALECİLİK

[isim]

[spor]

  • Kalecinin yaptığı iş, file bekçiliği

KALİBORİT (Kelime Kökeni: Fransızca kaliborite)

[isim]

[kimya]

  • Hidratlı doğal sodyum ve magnezyum boratı

KALLEŞLİK

[isim]

  • Kalleş olma durumu
  • Kalleşçe davranış

    Kalleşliğin binbir çeşidi apaçık görünüyordu bu gülüşte. - Tarık Buğra

Ata Sözleri ve Deyimler

  • kalleşlik etmek

KALDIRMAK

[-i]

  • Bulunduğu yerden almak

    Örtüyü masanın üzerinden kaldır.

  • Yukarı doğru hareket ettirmek

    Gözlerini yüzüme kaldırdı. İkimiz de mavi mavi baktık. - Sait Faik Abasıyanık

  • Yükseltmek

    Duvarı bir metre daha kaldırmalı.

  • Ürün toplamak, taşımak

    İki tarla ötede Çetecioğlu Mustafa, bu yıl mahsulünü kaldırdığı tarlayı nadas etmekle uğraşıyordu. - Nabizade Nâzım

  • Çekmek, taşımak

    Bu araba bu yükü kaldırmaz.

  • Bir kuruluşun çalışmasına son vermek, feshetmek, lağvetmek

    Meclis ... olağanüstü hâli kaldırabilir. - Anayasa

[-e]

  • Hastayı hastaneye götürmek

    Yarasının dikişleri koptu dün öğleden sonra, Fransız Hastanesine kaldırdılar. - Aka Gündüz

  • Tören yaparak ölüyü gömmek
  • Toplamak

    Anası, kardeşi ile hep beraber sofrayı kaldırdılar. - Necati Cumalı

  • Alıp başka yere götürmek
  • Uyandırmak

    Bir gece yanında mihman olduğum / Sabah oldu deyi kaldırdın beni - Halk türküsü

  • Piyasadan çekmek

    İstifçilerin piyasadan kaldırdığı mallar.

  • Elin ulaşamayacağı yere koymak, saklamak

    Vazoyu ortadan kaldıralım, çocuğun eline geçmesin.

  • Kaçırmak
  • İyi etmek, iyileştirmek

    Bu ilaç onu yataktan kaldırdı.

  • Bir şeyden çokça satın almak
  • Tayin etmek, atamak

    Günün birinde bu müdürü başka, daha önemli bir yere kaldırdılar, buraya da bir başka müdür getirdiler. - Memduh Şevket Esendal

  • Yok etmek, ortadan silmek

    Yeryüzünden hayali kaldırın, dünya bir taş ve toprak yığınından ibaret kalır. - Orhan Seyfi Orhon

[nesnesiz]

[mecaz]

  • Uygun gelmek, yakışmak

    Bu kumaş fazla süs kaldırmaz.

[argo]

  • Çalmak, aşırmak

Birleşik Kelimeler: başkaldırmak

KALDIRTMA

[isim]

  • Kaldırtmak işi

KALİTESİZ

[sıfat]

  • Niteliksiz

    Ne kadar orta malı, kalitesiz tartışmalar yaptığınızın farkında mısınız? - Haldun Taner

KALKANCIK

[isim]

[biyoloji]

  • Tohum içerisinde oğulcuğu besi dokuya bağlayan, onu besin deposundan ayıran ve besin maddelerini emerek oğulcuğa veren zar gibi ince ve kalkan şeklinde bir parça

KALPLİLİK

[isim]

  • Kalpli olma durumu

Birleşik Kelimeler: açık kalplilik, iyi kalplilik, katı kalplilik, kötü kalplilik, taş kalplilik, temiz kalplilik