Kab ile Başlayan 7 Harfli Kelimeler

KAB harfleri ile başlayan 7 harfli 18 kelime bulunuyor. Başında KAB olan 7 harfli kelimeler ve kelime anlamları.

Ayrıca, "İçinde Kab olan 7 harfli kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.

KABOTAJ19, KABADÜZ16, KABAŞİŞ15, KABLOCU14, KABURGA14, KABAHAT13, KABAKÇI13, KABARIŞ13, KABATAŞ12, KABUKSU12, KABUSLU12, KABLOLU11, KABUKLU11, KABALIK10, KABARIK10, KABARMA10, KABARTI10, KABALAK9

KABALAK

[isim]

[tarih]

  • Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı ordusunda kullanılmış olan, şapkaya benzeyen bir başlık türü

    Kendisi, ayağında postallar, sırtında kaput, başında kabalak, Çanakkale cehenneminde askerliğini yaparken... - Yusuf Ziya Ortaç

[isim]

[halk ağzında]

[bitki bilimi]

  • Kabak yaprakları biçiminde etli ve tüylü yaprakları olan, kırlarda ve su kenarlarında yetişen bir bitki

KABALIK

[isim]

  • Kaba olma durumu
  • Kaba davranış, nezaketsizlik, huşunet

    Bu kabalığımı şimdiki vaziyetime bağışlayınız. - Peyami Safa

Ata Sözleri ve Deyimler

  • kabalık etmek

KABARIK

[sıfat]

  • Kabarmış olan

    Kabarık göğsündeki parlak kıvılcımlı tüyleri, altından bir zırh gibiydi. - Ömer Seyfettin

  • Çıkıntısı olan, tümsekli

Birleşik Kelimeler: kabarık deniz

KABARMA

[isim]

  • Kabarmak işi

    Böyle birdenbire kabarmayı, sonra yine birdenbire sönüvermeyi anlıyorum. - Nazım Hikmet

[mecaz]

  • Duygulanma

    Bir de mektuplar okunurken ve selamlar söylenirken içinde tuhaf bir kabarma beliriyordu. - Halide Edip Adıvar

[mecaz]

  • Kendini üstün görme, büyüklük taslama

[coğrafya]

  • Ay ve Güneş'in çekim etkisiyle büyük denizlerde suların yükselmesi, met(I)

KABARTI

[isim]

  • Tümsek, çıkıntı, kabarmış yer

    Bunlar biraz eğildikleri zaman cübbelerin arkasında tabanca kabzalarının kabartısı görülür. - Falih Rıfkı Atay

KABLOLU

[sıfat]

  • Kablosu olan
  • Kablo aracılığıyla işlevini yapan (araç, gereç)

Birleşik Kelimeler: kablolu yayın

KABUKLU

[sıfat]

  • Kabuğu olan

Birleşik Kelimeler: kabuklu bit

KABATAŞ

[isim]

  • Ordu iline bağlı ilçelerden biri

KABUKSU

[sıfat]

  • Kabuğu andıran, kabuğa benzeyen, kabuk gibi, kabuğumsu

    Kabuksu tüyler.

KÂBUSLU

[sıfat]

  • Karabasan dolu, sıkıntılı ve korkulu

    Zeynep yatağına dönünce derin ve kâbuslu bir uykuya daldı. - Halide Edip Adıvar

KABAHAT (Kelime Kökeni: Arapça ḳabāḥat)

[isim]

  • Uygunsuz hareket, çirkin, yakışıksız davranış, suç, kusur, töhmet

    Bir kabahat gizlenirse büyür, söylenirse küçülür. - Peyami Safa

[hukuk]

  • Hafif hapis, para cezası veya meslek ve sanattan alıkonulma ile cezalandırılan suç

Ata Sözleri ve Deyimler

  • kabahati (birinde) bulmak (veya aramak)
  • kabahati (birine veya bir şeye) yüklemek
  • kabahat işlemek (veya etmek)
  • kabahat samur kürk olsa kimse sırtına almaz

KABAKÇI

[isim]

  • Kabak yetiştiren veya satan kimse

KABARIŞ

[isim]

  • Kabarma işi

KABLOCU

[isim]

  • Kablo döşeyen kimse

KABURGA (Kelime Kökeni: Moğolca)

[isim]

[anatomi]

  • Eğe kemiklerinin oluşturduğu kafes

    Yüreğinde heyecan büyüdü büyüdü, göğsüne sığmayan bir gürültü kaburgalarını parçalayacaktı. - Halit Ziya Uşaklıgil

  • Eğe (I)

[denizcilik]

  • Gemilerde dış kaplamanın dayandığı iskelet

Ata Sözleri ve Deyimler

  • kaburgaları çıkmak (veya sayılmak)