İçinde Ima Bulunan 7 Harfli Kelimeler
İçerisinde IMA olan 7 harfli 31 kelime bulunuyor. İçinde IMA olan 7 karakterli kelime listesi ve kelime anlamları.
Ayrıca, "ıma ile biten 7 harfli kelimeler. İçinde olan kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.
CIVIMAK19,
KARIMAK
- Yaşlanmak, kocamak, ihtiyarlamak
KAKIMAK
- Bir kimsenin yaptığı işin beğenilmediğini kendisine sert sözlerle söylemek
- Öfkelenmek, kızmak
- Darılmak
- Paylamak
TANIMAK
-
Daha önce görülen, bilinen bir kimse veya şeyle karşılaşıldığında bunun kim veya ne olduğunu hatırlamak
Zarfın üstündeki yazıyı hemen tanıdı. - Halide Edip Adıvar
-
Daha önce görmüş olmak, ilişkisi bulunmak, bilmek
Onu bir de eski polisler tanır. - Sait Faik Abasıyanık
-
Bir kimse veya şeyle ilgili, doğru ve tam bilgisi bulunmak
Sincapları yakından tanırım. - Ahmet Haşim
-
Bilip ayırmak, seçmek, ayırt etmek
Oğlan süngerlerin çeşidini zehir gibi tanıyordu. - Halikarnas Balıkçısı
- Varlığını kabul etmek
- Boyun eğmek, yargısına uymak, saymak
-
Sorumlu bilmek
Ben arkadaşını tanımam, alacağımı senden isterim.
-
Bir şeyin yapılması, bitirilmesi için belli bir süre vermek
Ona borcunu ödemesi için üç günlük bir süre tanıdım.
Birleşik Kelimeler: haktanır
SALKIMA
- Salkımak durumu
TIMARLI
- Tımar edilmiş (binek hayvanı)
- Bakılmış, tedavi edilmiş (yara veya hasta)
- Bakılmış, işlenmiş (ağaç, toprak vb.)
-
Tımar (II) sahibi olan kimse
Bir Osmanlı sipahisinin, meseleleri kılıçla çözmeye alışmış bir Türk tımarlısının bu kadar çapraşık bir işi kavramasına imkân yoktu. - Nihal Atsız
BALKIMA
- Balkımak işi
SIRIMAK
- Yorgan, şilte vb.ni iri ve aralıklı dikmek
- Sağlam ve sıkıca dikmek
SASIMAK
- Kokuşmak, tefessüh etmek
BILKIMA
- Bılkımak işi
KAZIMAK
-
Bir aleti sürterek bir şeyin yüzündeki tabakayı kaldırmak
Tahtanın boyasını kazımak.
-
Bir araç kullanarak silmek, çıkarmak
O daktilo yanlışını iğneyle kazıyarak düzeltebilirsin.
- Sertçe ovmak
-
Tıraş etmek
Sakalını kazımak.
-
Metal bir yüzey üstüne sert bir araçla şekil çizmek, yazı yazmak, nakşetmek
Mühür kazımak.
-
Aslını, kökünü ayrıntılı bir biçimde araştırmak
Avrupalılar, medeni bir adamı kazıyacak olursanız altında gorili bulursunuz, derler. - Hüseyin Cahit Yalçın
-
Vücuttaki yabancı bir cismi hasta, zararlı veya istenmeyen bir organı almak, temizlemek, yok etmek
Çıbanı kazıyarak aldılar.
Birleşik Kelimeler: kazıkazan
KAŞIMAK
- Vücudun herhangi bir yerindeki kaşıntıyı gidermek için tırnakla veya başka bir şeyle deriyi hafifçe ovmak
- Araştırmak, incelemek
-
Sinirlendirecek söz söylemek
Bir saat sonra ayrılmak zorundaydık, bu nedenle birbirimizi kaşımamaya çok özen gösteriyorduk. - Ayşe Kulin
- Herhangi bir konuyu yeniden gündeme getirmek
MADIMAK (Kelime Kökeni: Ermenice)
- İlkbaharda kırlarda yetişen, ufak yeşil yapraklı, ıspanak gibi pişirilip yenilen bir bitki
ŞAKIMAK
-
Ötücü kuşlar ezgili ses çıkarmak, ötmek, şakramak, terennüm etmek
Kalk dilber, gidelim bağ arasına / Şakısın bülbüller, gül incinmesin - Karacaoğlan
-
Çok konuşmak, çenesi düşmek
Eskiden hiç lakırtı söylemeyen bu ihtiyar, şimdi şakıyordu. - Ömer Seyfettin
-
Güzel şarkı söylemek veya şiir okumak
Hep aşkı, hep inançları, hep yurt sevgisini şakıyan şairler vardır; ben şair olsaydım ışığın verdiği hazları söyler, hep güneşe övgüler yazardım. - Nurullah Ataç
TANIMAZ
- Tanımayan
Birleşik Kelimeler: baştanımaz, tanrıtanımaz, töretanımaz
TAŞIMAK
-
Bir şeyi bir yerden alıp başka bir yere götürmek
Hastayı ekseriya yakın kasabaya kadar sırtta taşırlardı. - Sait Faik Abasıyanık
-
Üstünde bulundurmak
Boynundan asılmış gümüş bir köstek taşırdı. - Yahya Kemal Beyatlı
-
Bir nesnenin ağırlığını yüklenmek
Değirmenin üstünde ise değirmen koluyla birleşen çarkı taşıyan bir çanak bulunur. - Salâh Birsel
- Boru, kanal vb. ile sıvı maddeleri bir yerden başka bir yere aktarmak
-
Giymek
Devlet üniforması taşıyordu. - Haldun Taner
-
Sahip olmak, özellik olarak bulundurmak
İnsanlar müşterek tecrübeleri taşıdıkları için birbirlerinin ne dediklerini anlayabilirler. - İsmet Özel
- Katlanmak, üstlenmek, yüklenmek, çekmek
-
Duymak, hissetmek
İçlerinde her şeye karşılık bir suçluluk duygusu taşırlar. - Tarık Dursun K.