İçinde Ğl Bulunan 8 Harfli Kelimeler

İçerisinde ĞL olan 8 harfli 64 kelime bulunuyor. İçinde ĞL olan 8 karakterli kelime listesi ve kelime anlamları.

Ayrıca, "İçinde olan kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.

ÖĞLEÜSTÜ26, ÇAĞLAYIŞ24, BAĞLAYIŞ23, DAĞLAYIŞ23, AĞLAYICI22, BAĞLAŞIM22, ÇİĞLEŞME22, OĞLANEVİ22, YAĞLIKÇI22, BAĞLAÇLI21, BAĞLANIŞ21, BAĞLAŞIK21, BAĞLAŞMA21, ÇAĞLAYIK21, DAĞLANIŞ21, DAĞLATIŞ21, NAMAĞLUP21, SIĞLAŞMA21, SAĞLAMCI21, AĞLATICI20, ADEMOĞLU20, ÇAĞLAYAN20, ELAZIĞLI20, KİŞİOĞLU20, KIZOĞLAN20, OĞLANCIK20, SAĞLAMCA20, SAĞLANIŞ20, UYAROĞLU20, AĞLAŞMAK19, BAĞLANIM19, BAĞLILIK19, ÇAĞLAMAK19, EĞLEŞMEK19, EMMİOĞLU19, İMAMOĞLU19, TÜRKOĞLU19, YAĞLILIK19, ZAĞLAMAK19, BAĞLAMAK18, BAĞLANMA18, BAĞLANTI18, BAĞLATMA18, DAĞLANMA18, DAĞLATMA18, DAĞLAMAK18, SAĞLIKLI18, YAĞLATMA18, YAĞLANMA18, YAĞLAMAK18, YEĞLENME18, YEĞLEMEK18, AĞLAMALI17, BAĞLANAK17, İTOĞLUİT17, LIĞLANMA17, LIĞLAMAK17, LOĞLAMAK17, SAĞLAMAK17, SAĞLANMA17, AĞLATMAK16, AĞLANMAK16, EĞLENMEK16, KELOĞLAN16

AĞLATMAK

[-i]

  • Ağlamasına yol açmak

Ata Sözleri ve Deyimler

  • ağlatan gülmez

AĞLANMAK

[nesnesiz]

  • Ağlama işi yapılmak

    Atatürk'ün arkasından çok ağlandı.

EĞLENMEK

[nesnesiz]

  • Neşeli, hoşça vakit geçirmek

    Masadakiler eğlenirlerken vali dalgınlaşmıştı, pek dinlemiyordu konuşulanları. - Ayşe Kulin

[-le]

  • Bir kimsenin herhangi bir kusuru veya zayıf noktası ile alay etmek

    Yalnız bunları sordu ve inan ki benimle eğlendi. - Memduh Şevket Esendal

  • Bir yerde durmak, beklemek, tevakkuf etmek

    Yemen'e gönderilirken Beyrut'ta bir hafta eğlenmiş hem şehri görmüş hem de Cebel köylerinde gezintiler yapmıştı. - Refik Halit Karay

  • Oyalanmak

KELOĞLAN

[isim]

  • Bir ailenin koruyuculuğuna veya bir yere çıraklığa alınan öksüz çocuk

    Bizim keloğlanı incitmeyin.

[isim]

[halk ağzında]

  • Hindi

[isim]

  • Saf göründüğü hâlde zekâsı ve yiğitliğiyle amacına eren, saçsız bir masal kahramanı

AĞLAMALI

[sıfat]

  • Ağlamaklı

Ata Sözleri ve Deyimler

  • ağlamalı olmak

BAĞLANAK

[isim]

  • Bağlantı

    Bu kopuk kopuk, küçük yaşantıların ekseni, tek bağlanağı da kendisi. - Haldun Taner

İTOĞLUİT

[isim]

[kaba konuşmada]

  • Kurnaz, işini bilen, düzenbaz, açıkgöz, uyanık kimse

[ünlem]

  • Hakaret içeren bir seslenme sözü

LIĞLANMA

[isim]

  • Lığlanmak işi

LIĞLAMAK

[nesnesiz]

[halk ağzında]

  • Sel, akarsu, ince çamur, birikinti getirip yığmak

LOĞLAMAK

[-i]

[halk ağzında]

  • Üzerinde loğ gezdirip toprağı bastırmak, sıkıştırmak

SAĞLAMAK

[-i]

  • Bir işin olması için gerekli durumu, şartları hazırlamak, temin etmek

    Süngerciler altı aylık kumanyalarını sağlamak için boğazlarına dek borçlandılar. - Halikarnas Balıkçısı

  • Elde etmek, sahip olmak

    O, sevimli yavru hâliyle sağladığı sempatinin büyük bir kısmını yitirmişti. - Yaşar Nabi Nayır

[matematik]

  • Bir işlemin doğruluğunu ortaya koymak

[nesnesiz]

  • Öndeki aracın sağından ilerleyerek önüne geçmek

SAĞLANMA

[isim]

  • Sağlanmak işi

    Bir aralık cenk durduruldu ve bir anlaşma yolu sağlanmaya çalışıldı. - Necip Fazıl Kısakürek

BAĞLAMAK

[-e]

[-i]

  • Bir şeyi bir yere veya bir şeye tutturmak

    Gemiyi iskeleye bağlamak.

  • Düğümlemek

    İpi ipe bağlamak.

[-i]

  • Yaraya ilaç koyup bezle sarmak

    Yarayı bağlamak.

[-i]

  • Denk yapmak, paket yapmak

    Yatakları bağlamak. Eşyayı bağlamak.

  • Anlaşma yapmak

    İşleri bugün sözleşmeye bağladı.

[-i]

  • Uyulması zorunlu olmak

    Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır. - Anayasa

[-e]

[-i]

  • Eklemek, bir araya getirmek, birleştirmek
  • Başka bir işle uğraşamaz durumda olmak

    Bu iş beni bağladı.

[-i]

  • Sona erdirmek, bitirmek, tamamlamak

[-i]

  • Geçişi engellemek

    Bütün yolları bağlamışlar.

[-i]

  • Birini söz veya yazı ile bağlamak, taahhüt etmek, angaje etmek

[-i]

  • Büyü, muska vb.nin aracılığıyla birinin birtakım isteklerini veya yetkinliğini engellemek, yok etmek

[mecaz]

  • Gönlünü kazanmak

    Bu davranışınız beni size bağladı.

[mecaz]

  • Birinde bir şeye karşı ilgi, istek uyandırarak o şeye ilgi, yakınlık duymasını sağlamak

[mecaz]

  • Bütün ilgisini bir yerde yoğunlaştırmak

    Kızım, ne yapsak da seni bu eve bağlayabilsek acaba? - Reşat Nuri Güntekin

Birleşik Kelimeler: biçerbağlar

BAĞLANMA

[isim]

  • Bağlanmak işi veya durumu

    Tasavvuf ıstılahında ise arzu edilen makbul ve sevimli bir işin elde edilmesine kalbin bağlanmasıdır. - Necip Fazıl Kısakürek

BAĞLANTI

[isim]

  • İki veya daha çok şeyin birbiriyle bağlı bulunması, ilişki, irtibat, bağlanak

    Kar yüzünden çevre ile bağlantı kesildi.

  • İki şey arasında ilişki sağlayan bağ

    Bütün ulaştırma bağlantıları tahrip edilmiştir. - Falih Rıfkı Atay

  • Yapılacak işle ilgili sözlü veya yazılı anlaşma, angajman

Ata Sözleri ve Deyimler

  • bağlantı kurmak
  • bağlantı yapmak

Birleşik Kelimeler: bağlantı borusu, bağlantı doku, bağlantı gücü, bağlantı ünlüsü, bağlantı ünsüzü, ara bağlantı, telsiz bağlantısı