İçinde Öğ Bulunan Kelimeler

İçinde ÖĞ olan 114 kelime bulunuyor. İçerisinde ÖĞ geçen kelimeler ve kelime anlamları.

Ayrıca, "Öğ ile başlayan kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.

14 Harfli Kelimeler

BAŞÖĞRETMENLİK33

13 Harfli Kelimeler

GÜVERCİNGÖĞ48, YÜKSEKÖĞRENİM32, YÜKSEKÖĞRETİM32

12 Harfli Kelimeler

BÖĞÜRÜVERMEK38, BÖĞÜREBİLMEK32, BÖĞÜRTLENLİK29

11 Harfli Kelimeler

BÖĞÜRÜVERME37, GÖĞÜSLENMEK32, BÖĞÜREBİLME31, ÖĞRETMENEVİ31, SÖĞÜTGİLLER31, BAŞÖĞRETMEN30, ELİBÖĞRÜNDE30, ÖĞRETİCİLİK27, ORTAÖĞRENİM26, ORTAÖĞRETİM26, ÖĞRETMENLİK25

10 Harfli Kelimeler

TAVUKGÖĞ37, GÖĞÜSLEMEK31, GÖĞÜSLENME31, KIZILSÖĞÜT31, SÖĞÜŞLEMEK30, ÖĞÜRLEŞMEK29, ÖĞRENCELİK26, ÖĞRENCİLİK26, ÖĞÜRTLEMEK26, İLKÖĞRENİM24, İLKÖĞRETİM24, ÖĞRENİLMEK24, ÖĞRETİLMEK24

9 Harfli Kelimeler

GÖĞÜSLÜCE34, ÖĞÜTÇÜLÜK31, ÇÖĞDÜRMEK30, GÖĞÜSLEME30, SÖĞÜŞLEME29, ÖĞÜRLEŞME28, BÖĞÜRTMEK27, ÖĞÜTÜLMEK27, ÖĞLEÜZERİ27, BÖĞÜRTLEN26, ÖĞÜTLEMEK25, ÖĞÜRTLEME25, ÖĞRETİLME23, ÖĞRENİMLİ23, ÖĞRENİLME23, ÖĞLENLERİ22

8 Harfli Kelimeler

GÖĞÜSLÜK30, ÖĞÜTÜLÜŞ30, ÖĞÜRTÜCÜ30, ÇÖĞÜNCEK29, ÇÖĞDÜRME29, SÖĞÜŞLÜK29, BÖĞRÜLCE28, ÇÖĞÜNMEK27, BÖĞÜRMEK26, BÖĞÜRTME26, ÖĞÜTÜLME26, ÖĞLEÜSTÜ26, SÖĞÜTLÜK26, ÖĞÜTLEME24, ÖĞRETİCİ24, ÖĞÜRTMEK24, ÖĞRETMEN22, ÖĞRETMEK22, ÖĞRENMEK22

7 Harfli Kelimeler

ÇÖĞÜRCÜ30, GÖĞÜMSÜ30, BÖĞÜRÜŞ29, GÖĞÜSLÜ29, ÖĞÜTÜCÜ29, BÖĞÜRTÜ26, ÇÖĞÜNME26, BÖĞÜRME25, SÖĞÜTLÜ25, ÖĞÜRLÜK24, SÖĞÜRME24, AKSÖĞÜT23, ÖĞÜTMEK23, ÖĞÜRTME23, ÖĞÜRMEK23, ÖĞRETİŞ23, ÖĞRENCİ23, ÖĞLENCİ23, ÖĞRENİŞ23, DALÖĞLE22
Tümünü Gör

6 Harfli Kelimeler

ÖĞÜRÜŞ26, ÖĞÜTÇÜ26, ÖĞÜTÜŞ26, ÇÖĞMEK23, ÖĞÜRTÜ23, ÖĞÜRME22, ÖĞÜTME22, ÖĞRETİ19

5 Harfli Kelimeler

GÖĞÜS25, SÖĞÜŞ24, ÇÖĞÜR23, GÖĞEM23, BÖĞÜR22, ÇÖĞME22, SÖĞÜT21, ÖĞLEN18, ÖĞREK18

4 Harfli Kelimeler

ÖĞÜN19, ÖĞÜR19, ÖĞÜT19, ÖĞLE17

3 Harfli Kelimeler

BÖĞ18

ÖĞLE

[isim]

  • Gün ortası, öğlen, öğle vakti

    Ertesi gün öğleye kadar nasıl vakit geçireceğini bilemedi. - Peyami Safa

  • Öğle ezanı
  • Öğle namazı

    Öğleyi de kılar, sonra ağıla çıkarım. - Ömer Seyfettin

Birleşik Kelimeler: öğle arası, öğle ezanı, öğle namazı, öğle paydosu, öğle tatili, öğle uykusu, öğleüstü, öğleüzeri, öğle vakti, öğle yemeği, dalöğle

ÖĞLEN

[isim]

[halk ağzında]

  • Öğle

    Öğlene doğru seyirciler çoğalmaya başladı. - Ayşe Kulin

[gök bilimi]

  • Meridyen düzlemi, nısfınnehar

Birleşik Kelimeler: öğlen çemberi

ÖĞREK

[isim]

[halk ağzında]

  • At sürüsü

BÖĞ

[isim]

[hayvan bilimi]

  • Eklem bacaklılardan, soluk sarı renkli, zehirli bir tür örümcek

ÖĞRETİ

[isim]

[felsefe]

  • Bilimde, felsefede bir görüşü bir sistem içinde belli bir anlayışa, düşünceye dayalı olarak oluşturan ilke ve dogmalar bütünü, doktrin
  • Toplumda herhangi bir alanda çığır açan bir düşünce adamının ortaya koyduğu görüşler, ilkeler bütünü, doktrin

    Öğretisini başkalarına iletebilmekten umudunu kestiği anlar bile oluyordu. - Haldun Taner

  • Birbirine bağlı bilimsel veya felsefi düşünceler birliği, meslek
  • Belli bir görüşe dayalı çalışma anlayışının bütünü

ÖĞÜN

[isim]

  • Kez, defa
  • Yemek vakti

    Her öğün tıka basa yediği iki katlı ekmek kadayıfı ile.. - Halide Edip Adıvar

  • Bir vakitte yenilen yemek

ÖĞÜR

[isim]

[halk ağzında]

  • Akran

[sıfat]

  • Öğrenmiş

[sıfat]

  • Alışılmış, yadırganmaz olmuş, menus
  • Takım, fırka, zümre

Ata Sözleri ve Deyimler

  • öğür olmak

ÖĞÜT

[isim]

  • Bir kimseye yapması veya yapmaması gereken şeyler için söylenen söz, nasihat

    Bütün öğütlerine itaat ettiğim hâlde hiçbir şeye muvaffak olamıyorduk. - Aka Gündüz

Ata Sözleri ve Deyimler

  • öğütte (veya öğütlerde) bulunmak
  • öğüt vermek

SÖĞÜT

[isim]

[bitki bilimi]

  • Söğütgillerden, sulak yerlerde yetişen, yaprakları almaşık ve alt yüzleri havla örtülü büyük bir ağaç (Salix)

    Bize bahar su gibi damlar senin sesinde / Uzanmış gönülleriz bir söğüt gölgesinde - Faruk Nafiz Çamlıbel

Birleşik Kelimeler: aksöğüt, kızılsöğüt, salkım söğüt, keçi söğüdü, sepetçi söğüdü

[isim]

  • Bilecik iline bağlı ilçelerden biri

ÖĞLENLERİ

[zarf]

  • Öğle vaktinde
  • Her öğle

ÖĞRETMEN

[isim]

  • Mesleği bilgi öğretmek olan kimse, hoca, muallim, muallime

    Öğretmenimizin verdiği konuları manzum yazardım bazen. - Yusuf Ziya Ortaç

Birleşik Kelimeler: öğretmenevi, başöğretmen, rehber öğretmen, sınıf öğretmeni

ÖĞRETMEK

[-e]

[-i]

  • Bir kimseye bir konuda bilgi ve beceri kazandırmak

    Böyle görünmesini öğretmişler, sağlam bir terbiye almış. - Refik Halit Karay

  • Yetenek kazandırmak
  • Bilinmeyen bir konuda bilgi sahibi olmasını sağlamak

    Bir şeyi bir adama öğretmek için öğretenle öğrenen arasında mutlaka ruhi bir yakınlık lazımdır. - Burhan Felek

ÖĞRENMEK

[-i]

  • Bilgi edinmek

    Gerçi yeni nesil, eskiyi öğrenmekte bir fayda görmüyor ama ben gene de yazayım. - Burhan Felek

  • Bellemek

[nesnesiz]

  • Beceri kazanmak

    Her şeye dikkatli baktığı için öğrenmişti. - Refik Halit Karay

  • Haber almak

    Az bir sürede bütün köy bu kurşunları sıkanın Hasan olduğunu öğrendi. - Yaşar Kemal

DALÖĞLE

[zarf]

  • Tam öğle vaktinde

ÖĞÜRME

[isim]

  • Öğürmek işi

    Durup dururken kuru kuru öğürmeye başlıyordu. - Ayşe Kulin