İçinde Ök Bulunan 6 Harfli Kelimeler
İçerisinde ÖK olan 6 harfli 21 kelime bulunuyor. İçinde ÖK olan 6 karakterli kelime listesi ve kelime anlamları.
Ayrıca, "Ök ile başlayan 6 harfli kelimeler. ök ile biten 6 harfli kelimeler. İçinde olan kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.
GÖMGÖK27,
KÖKTEN
-
Yüzeyde kalmayıp derine inen, asıl konuyu da içine alan.
Kökten bir değişiklik.
Birleşik Kelimeler: kökten çiçekli, kökten dinci, kökten sürme
KÖKNAR (Kelime Kökeni: Rumca)
- Çamgillerden, yüksek bölgelerde yetişen, iğne yaprakları kısa, yassı olan, reçineli ve kozalaklı bir orman ağacı (Abies)
Birleşik Kelimeler: köknar reçinesi, köknar sakızı
ÖKELİK
- Öke olma durumu
KÖKSEL
- Kökle ilgili
ÖKSEME
- Öksemek durumu
SÖKMEK
-
Bir şeyi bulunduğu yerden kuvvet kullanarak veya gevşeterek çıkarmak, çekip ayırmak
Bu çoban öyle güçlü görünüyor ki şu yandaki ağacı kavrasa dibinden söker götürür. - Yaşar Kemal
-
Kurulmuş bir şeyi parçalarına ayırmak
Makineyi sökmek.
- Rüzgâr, sel, akarsu, bir şeyi yerinden çıkarmak, götürmek
-
Geçip gitmeye engel olan zorlukları atlatmak
Araba çamuru sökemedi. Gemi akıntıyı söktü.
-
Karışık bir yazıyı okumak
Çok okunaksız bir yazı. Ben söker gibi oldum. - Haldun Taner
- Örülmüş, dikilmiş şeyin, örgüsünü veya dikişini ayırmak
- Balgam vb.nin çıkması, akması kolaylaşmak
-
Ayırmak, uzaklaştırmak, vazgeçirmek
Saplandığı fikirlerden sökemezdiniz. - Yusuf Ziya Ortaç
-
Okuyabilme becerisini kazanmak
Bunların Fransızcasını sökmek bir mesele, manalarını sökmek ikinci bir meseledir. - Reşat Nuri Güntekin
-
Geçmek, etki yapmak
Ne yaparsın, dedi, burada böyle söküyor! - Falih Rıfkı Atay
-
Gelmeye başlamak veya çıkagelmek
Şermin'le Nermin tam bir saat sonra yani saat beş buçukta söktüler. - Halide Edip Adıvar
Ata Sözleri ve Deyimler
- söküp atmak
DÖKMEK
-
Sıvı veya tane durumunda olan şeyleri bulundukları kaptan başka bir yere boşaltmak
İhtiyar karısı pırıl pırıl kalaylı maşrapa ile ona su dökecek. - Sait Faik Abasıyanık
-
Belli bir yere boşaltmak
Sigara tablasını dökmek.
-
Akıtmak, düşürmek
Annem bunu sezdiği gün, babamın arkasından döktüğü yaşları unutacak kadar bedbaht olur. - Yusuf Ziya Ortaç
-
Saçmak, serpmek
Tavuklara yem döktü.
- Salmak, bırakmak
-
Üstünde bulunan bir şeyi düşürmek
Yapraklarını dökmüş iki söğüt ağacı... - Sait Faik Abasıyanık
- Teninde kızamık, kızıl, suçiçeği hastalıklarında olduğu gibi kırmızı lekeler çıkmak
-
Maden, mum eriyiği veya çimento, alçı vb.ni kalıba akıtarak biçim vermek, döküm yapmak
Heykel ilkin çamurdan yapılıyor, sonra kalıbını çıkarıp tunçtan dökecekler. - Haldun Taner
-
Sulu hamuru kızgın yağ veya tepsinin içine akıtarak pişirmek
Lokma dökmek. Kadayıf dökmek.
-
Bir yere çokça bir şey yığmak, taşımak
Sınıra asker dökmek.
-
Çok söylemek
Dil dökmek.
-
Bir şeyi yok etmek için atmak
Satılmayan hamsileri denize döktüler.
-
Bir işte veya bir konuyu ele alış biçiminde değişiklik yapmak
Şimdi maşallah açılmaya başladım diye söylenirsin, işi ahbaplığa dökersin, olur gider. - Reşat Nuri Güntekin
-
Yakmak, tutuşturmak
Sabah ve akşam kahvaltıları için mangal döktürürdü. Mangal yakmak denmezdi. Mangalı dök, tutuştur denirdi. - Nezih Neyzi
-
Kullanmak, harcamak, sarf etmek
Dimağ ve beden cevherlerini döken çocukları hesaplı bir kalori ile beslemek lazımdı. - Cahit Uçuk
-
Çok sayıda öğrenciyi sınavda veya bir üst sınıfa geçirmede başarısız saymak
Sınıfın yarısını döktüler.
-
Bol bol vermek, ödemek, sarf etmek
Para dökmek.
-
Açığa vurmak, söylemek, ortaya koymak
Acaba biraz anlatsan, derdini döksen olmaz mı?
Ata Sözleri ve Deyimler
- döküp saçmak
Birleşik Kelimeler: döke saça, küldöken, naldöken, palandöken
KÖKTEŞ
- Aynı kökten gelen çeşitli yapı ve görevi olan (kelimeler): Sevgi, sevinç, sevme; vergi, verim, veri; başlık, başlangıç, başkan gibi
ÖKÇELİ
-
Ökçesi olan veya ökçesi yüksek olan, topuklu
Ayaklarında kalın ökçeli kauçuk pabuçlar. - Attila İlhan
ÇÖKMEK
-
Bulunduğu düzeyden aşağı inmek, çukurlaşmak
Toprak çökmek. Yol çökmek.
-
Üzerinde bulunduğu yere yıkılmak
Tavan çökmek. Döşeme çökmek. Ev çökmek.
- Çömelmek
-
Oturmak, birdenbire oturmak
Soluk soluğa yere çöktü. - Falih Rıfkı Atay
-
Deve, sığır vb. olduğu yere oturmak
Boz renkli bir kaya, tıpkı çökmüş bir hecin sırtını andırıyordu. - Yakup Kadri Karaosmanoğlu
-
Şakak, avurt vb. içeri doğru girmek, çukurlaşmak
Kadının yanakları daha fazla çöktü. - Halide Edip Adıvar
-
Basmak, yayılmak
Geceleri bazen öyle bir sessizlik çöküyor ki muharebenin bu yerlerde olduğuna insanın inanamayacağı geliyor. - Necip Fazıl Kısakürek
-
Sis, duman vb. inerek kaplamak
Alaca karanlıklar çökerken köşk bahçesinin parmaklıklarında görünmektedir. - Salâh Birsel
-
Sarsılıp dinçliğini yitirmek
Şayet iradesiz bir adamsanız az zamanda çürüyüp çökmeniz pek mümkündür. - Refik Halit Karay
- Tortu dibe inmek
-
Son bulmak, yıkılıp dağılmak
Bir gün vatan çöktü ve millî mabetler istila edildi. - Aka Gündüz
-
Yoğun bir biçimde duymak
Mustafa Kemal'in içine ilk defa bu lisede vatan kaygısı çöktü. - Falih Rıfkı Atay
ÇÖKKÜN
-
Çökmüş olan
Kumral saçlarının çevrelediği çökkün yüzünü eğerek elindeki iğne oyalı kar beyaz mendile uzun uzun sümkürdü. - Elif Şafak
-
Vücut, akıl ve ruhça gücü azalmış olan
Gerçekten de çökkün, üzgün ve zavallı bulmuştu onu. - Tarık Buğra
GÖKMEN
- Mavi gözlü (kimse)
GÖKSEL
- Gökle ilgili, semavi
KÖKÇÜK
- Ana kökün dallanmasıyla oluşan ikincil kök
GÖKSUN
- Kahramanmaraş iline bağlı ilçelerden biri