İçinde Öde Bulunan Kelimeler

İçinde ÖDE olan 28 kelime bulunuyor. İçerisinde ÖDE geçen kelimeler ve kelime anlamları.

Ayrıca, "Öde ile başlayan kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.

15 Harfli Kelimeler

ÖDEVLENDİRİLMEK32

14 Harfli Kelimeler

ÖDEVLENDİRİLME31

13 Harfli Kelimeler

ÖDEVLENDİRMEK30

12 Harfli Kelimeler

ÖDEVLENDİRME29, ÖDENEKSİZLİK24

9 Harfli Kelimeler

ÖDENEKSİZ21

8 Harfli Kelimeler

ÖDENEKLİ16

7 Harfli Kelimeler

ÖDEVCİL24, ÖDEŞMEK19, ÖDETMEK16, ÖDENMEK16, ÖDEMELİ16

6 Harfli Kelimeler

ÖDEVLİ20, ÖDEMİŞ18, ÖDEŞME18, ÖDENİŞ17, ÖDENCE17, ÖDETME15, ÖDENME15, ÖDEMLİ15, ÖDEMEK15, ÖDENTİ14, ÖDENEK14

5 Harfli Kelimeler

GÖDEŞ20, GÖDEN17, ÖDEME14

4 Harfli Kelimeler

ÖDEV18, ÖDEM13

ÖDEM (Kelime Kökeni: Fransızca oedème)

[isim]

[tıp]

  • Dokularda, hücreler arası boşluklarda aşırı miktarda sıvı birikmesi.

ÖDENTİ

[isim]

  • Aidat

ÖDENEK

[isim]

  • Bir iş için ayrılan belli para, tahsisat
  • Parlamento üyelerine, görevleri sebebiyle verilen, yolluk dışında kalan para

[hukuk]

  • Devlet harcamalarının yapılabilmesi için her yılın bütçesiyle yürütme organına verilen harcama izni

Birleşik Kelimeler: ek ödenek, örtülü ödenek, makam ödeneği

ÖDEME

[isim]

  • Ödemek işi, tediye

    Aradan yedi sekiz ay geçmiş, hiç aksama olmamıştı ödemelerde. - Yusuf Ziya Ortaç

Birleşik Kelimeler: ödeme belgesi, ödeme emri, ödeme kartı, geri ödeme, ön ödeme, yan ödeme

ÖDETME

[isim]

  • Ödetmek işi

ÖDENME

[isim]

  • Ödenmek işi

    Aylık ücretin ödenmesi de garip bir biçim almıştı. - Adalet Ağaoğlu

ÖDEMLİ

[sıfat]

  • Ödemi olan

ÖDEMEK

[-i]

  • Bir alışveriş ilişkisinde, borcu alacaklıya vermek, tediye etmek

    Borç varsa benimkidir, onu ödemek ve teşekkür etmek lazım. - Refik Halit Karay

  • Bir alışverişte alınan şeyin karşılığını alacaklıya vermek
  • Bedelini vererek bir zararı karşılamak, tazmin etmek
  • Bir iş, bir kuruluş harcanan, yatırılan parayı çıkartmak, itfa etmek

    Bu fabrika sermayesini beş yılda ödedi.

[mecaz]

  • Bir işin, bir görevin karşılığını vermek

    Emekliye ayrıldıktan sonra keresteciliğe başladı ama eline geçen, alın terini ödemiyordu. - Eflâtun Cem Güney

[mecaz]

  • Bir şey karşısında fedakârlık etmek, bir şey elde etmek için özveride bulunmak

Birleşik Kelimeler: ödegeç

ÖDENEKLİ

[sıfat]

  • Ödeneği olan
  • Belli dönemlerde devlet bütçesinden yardım veya belirli bir pay alan (kişi, kuruluş)

Birleşik Kelimeler: ödenekli tiyatro

ÖDETMEK

[-e]

[-i]

  • Ödeme işini yaptırmak

    Şimdi Yusuf, işte o faturayı ödetiyordu. - Tarık Buğra

ÖDENMEK

[nesnesiz]

  • Ödeme işine konu olmak

    Buğday, ot, deve ve tekmil hizmetler Suriye'de bütün harp müddeti altınla ödenmiştir. - Falih Rıfkı Atay

ÖDEMELİ

[sıfat]

  • Değeri ödendikten sonra alıcıya verilecek olan

    Ödemeli paket.

  • Karşı tarafça ödenmek şartıyla edilen (telefon) veya çekilen (telgraf)

[zarf]

  • Değeri ödendikten sonra alıcıya verilmek şartıyla

Birleşik Kelimeler: alıcı ödemeli, ön ödemeli

ÖDENİŞ

[isim]

  • Ödenme işi

ÖDENCE

[isim]

[hukuk]

  • Tazminat

Birleşik Kelimeler: ödence davası, bildirim ödencesi

GÖDEN

[isim]

[anatomi]

  • Kalın bağırsağın son bölümü, göden bağırsağı, rektum
  • İşkembe
  • Hayvanın midesi

Birleşik Kelimeler: göden bağırsağı