İçinde Züm Bulunan Kelimeler

İçinde ZÜM olan 52 kelime bulunuyor. İçerisinde ZÜM geçen kelimeler ve kelime anlamları.

Ayrıca, "Züm ile başlayan kelimeler. Züm ile biten kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.

15 Harfli Kelimeler

ÇÖZÜMLEYİVERMEK39, ÇÖZÜMLENİVERMEK37, ÇÖZÜMLEYEBİLMEK35, ÇÖZÜMLENEBİLMEK33

14 Harfli Kelimeler

ÇÖZÜMSÜZLEŞMEK39, ÇÖZÜMLEYİVERME38, ÇÖZÜMLENİVERME36, ÇÖZÜMLEYİCİLİK34, ÇÖZÜMLEYEBİLME34, ÇÖZÜMLENEBİLME32

13 Harfli Kelimeler

ÇÖZÜMSÜZLEŞME38

12 Harfli Kelimeler

AMERİKAÜZÜMÜ23, ZÜMRÜTLENMEK21

11 Harfli Kelimeler

ÇÖZÜMSÜZLÜK34, ÇÖZÜMLEYİCİ31, ÇÖZÜMLEMELİ27, ÇÖZÜMLENMEK27, ZÜMRÜDÜANKA23, ZÜMRÜTLENME20

10 Harfli Kelimeler

ÇÖZÜMLEYİŞ30, ÇÖZÜMLENİŞ28, ÜZÜMGÜNEŞİ27, ÇÖZÜMLEMEK26, ÇÖZÜMLENME26, ÇOBANÜZÜMÜ26, DENİZÜZÜMÜ25, ÖZÜMSENMEK24, ÖZÜMSETMEK24, ÖZÜMLENMEK23

9 Harfli Kelimeler

ÇÖZÜMLEME25, ÜZÜMCÜLÜK24, ÖZÜMSENME23, ÖZÜMSEMEK23, ÖZÜMSETME23, ÖZÜMLENME22, ÖZÜMLEMEK22

8 Harfli Kelimeler

ÇÖZÜMSÜZ29, ÇÖZÜMSEL24, ÖZÜMSEME22, ÖZÜMLEME21, ZÜMRÜTSÜ19

7 Harfli Kelimeler

ÇÖZÜM27, ÜZÜMSÜZ21, ZÜMRÜDİ17

6 Harfli Kelimeler

ÜZÜM19, ÜZÜM17, ÜZÜM16, ZÜMRÜT14

5 Harfli Kelimeler

ZÜM21, ÇÖZÜM20, ZÜMRE11

4 Harfli Kelimeler

ÜZÜM12

ZÜMRE (Kelime Kökeni: Arapça zumre)

[isim]

  • Topluluk, takım, grup, camia

    O, yine de sevenler zümresine olan bağını muhafaza eder. - Necip Fazıl Kısakürek

  • Tür, cins

Birleşik Kelimeler: zümre edebiyatı, zümre toplantısı

ÜZÜM

[isim]

[bitki bilimi]

  • Asmanın taze veya kuru olarak yenilen ve salkım durumunda bulunan meyvesi

Ata Sözleri ve Deyimler

  • üzümün çöpü armudun sapı var demek
  • üzümünü ye de bağını sorma
  • üzüm üzüme baka baka kararır

Birleşik Kelimeler: üzüm asması, üzümgüneşi, üzüm hoşafı, üzüm kompostosu, üzüm kurusu, üzüm pekmezi, üzüm salkımı, üzüm sirkesi, üzüm suyu, üzüm şekeri, üzüm şırası, üzüm üzüm, çekirdeksiz üzüm, çöpsüz üzüm, kuru üzüm, şıralık üzüm, yaş üzüm, Amerikan üzümü, ayı üzümü, Bektaşi üzümü, çavuş üzümü, çilek üzümü, çobanüzümü, denizüzümü, Frenk üzümü, Hasandede üzümü, it üzümü, köpek üzümü, kuş üzümü, mis üzümü, misket üzümü, parmak üzümü, peygamber üzümü, Sultaniye üzümü, tilki üzümü

ZÜMRÜT (Kelime Kökeni: Arapça zumurrud)

[isim]

[jeoloji]

  • Cam parlaklığında, yeşil renkte, saydam bir süs taşı, doğal alüminyum ve berilyum silikatı

[sıfat]

  • Bu taştan yapılan

    Parmağındaki zümrüt yüzüğü ile bu salonda herkesin saygı gösterdiği bir varlıktı. - Memduh Şevket Esendal

[isim]

  • Koyu yeşil renk

[sıfat]

  • Bu renkte olan

    Zümrüt çayırlar.

Ata Sözleri ve Deyimler

  • zümrüt gibi

Birleşik Kelimeler: zümrüt yeşili

ÜZÜMLÜ

[sıfat]

  • İçinde üzüm olan

Birleşik Kelimeler: üzümlü kek

[isim]

  • Erzincan iline bağlı ilçelerden biri

ZÜMRÜDİ (Kelime Kökeni: Arapça zumurrudī)

[isim]

[eskimiş]

  • Zümrüt yeşili

[sıfat]

  • Bu renkte olan

ÜZÜMSÜ

[sıfat]

  • Üzümü andıran, üzüme benzeyen, üzüm gibi

ZÜMRÜTSÜ

[sıfat]

  • Zümrüdü andıran, zümrüde benzeyen, zümrüt gibi

ÜZÜMCÜ

[isim]

  • Üzüm yetiştiren veya satan kimse

ZÜMRÜTLENME

[isim]

  • Zümrütlenmek durumu

ÇÖZÜM

[isim]

  • Bir sorunun çözülmesinden alınan sonuç, hal

    Ayrıca olasılıkları azaltmak da bir anlamda çözüme yaklaşmak demektir. - Ahmet Ümit

[matematik]

  • Bir denklemde bilinmeyenlerin yerine konulduğunda o denklemi gerçekleştiren sayı veya sayılar

[matematik]

  • Bir problemi çözmek için verilenler üzerinde yapılacak işlemlerin gösterilmesi

Birleşik Kelimeler: çözüm yolu

ZÜMRÜTLENMEK

[nesnesiz]

  • Yeşil duruma gelmek, yeşillenmek

    Bahar gelince ağaçlar zümrütlendi.

ÖZÜMLEME

[isim]

[biyoloji]

  • Özümlemek işi, yapım, temessül, temsil, asimilasyon, anabolizma, yadımlama karşıtı

[mecaz]

  • Edinilmiş bilgileri kendi öz malı durumuna getirme, özümseme

Birleşik Kelimeler: özümleme dokusu

ÜZÜMSÜZ

[sıfat]

  • İçinde üzüm olmayan

ÖZÜMLENME

[isim]

[biyoloji]

  • Besini özümlemek işi

[mecaz]

  • Edinilen bilgilerin bireyin öz malı durumuna gelmesi, özümsenme

ÖZÜMLEMEK

[-i]

[biyoloji]

  • Canlı varlıklar, dışarıdan aldıkları besinleri, değişikliğe uğratarak yeni bir birleşimle, organizmanın gereksinim duyduğu maddeler durumuna getirmek, temsil etmek

[mecaz]

  • Edinilmiş olan bilgileri bireyin öz malı durumuna getirmek, özümsemek

    Toprakları üzerinde gelmiş geçmiş eski insancıl kalıtını özümlemişti. - Necati Cumalı