İçinde Yüz Bulunan Kelimeler

İçinde YÜZ olan 75 kelime bulunuyor. İçerisinde YÜZ geçen kelimeler ve kelime anlamları.

Ayrıca, "Yüz kelimesinin anlamı nedir? Yüz ile başlayan kelimeler. Yüz ile biten kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.

15 Harfli Kelimeler

YÜZSÜZLEŞTİRMEK32

14 Harfli Kelimeler

YÜZSÜZLEŞTİRME31, YÜZEYSELLEŞMEK28, YÜZLEŞTİRİLMEK25

13 Harfli Kelimeler

YÜZEYSELLEŞME27, YÜZLEŞTİRİLME24

12 Harfli Kelimeler

YÜZSÜZLEŞMEK29, YÜZLEŞTİRMEK23

11 Harfli Kelimeler

YÜZSÜZLEŞME28, YÜZDÜRÜLMEK25, YÜZEYLEŞMEK24, YÜZYILLARCA24, İKİYÜZLÜLÜK22, YÜZLEŞTİRME22

10 Harfli Kelimeler

YÜZBAŞILIK24, YÜZDÜRÜLME24, YÜZERGEZER24, YÜZLEŞMECE24, YÜZEYLEŞME23

9 Harfli Kelimeler

YÜZÜCÜLÜK25, YÜZSÜZLÜK24, YÜZÜKOYUN22, YÜZDÜRMEK21, YÜZBEŞLİK21, YÜZLEŞMEK20, YÜZLEMECE20, YÜZYILLIK20, YÜZNUMARA18, YÜZLENMEK17

8 Harfli Kelimeler

YÜZSÜZCE24, YÜZBEYÜZ24, TEFEYYÜZ23, YÜZGEÇLİ22, YÜZDÜRME20, YÜZLÜLÜK19, YÜZLEŞME19, YÜZÜNDEN19, TEMEYYÜZ18, YÜZLERCE18, YÜZEYSEL18, YÜZÜLMEK18, İKİYÜZ17, YÜZDELİK17, YÜZLENME16, YÜZLEMEK16, YÜZERLİK15

7 Harfli Kelimeler

GÖKYÜZÜ26, GÜNYÜZÜ22, YÜZÜNCÜ21, YÜZBAŞI20, YÜZSUYU19, YÜZÜSTÜ19, YERYÜZÜ18, YÜZÜLME17, TEMAYÜZ15, YÜZLEME15

6 Harfli Kelimeler

YÜZGÖZ26, YÜZGEÇ20, YÜZÜCÜ20, YÜZSÜZ19, YÜZYIL16, YÜZDEN15, YÜZLÜK15, YÜZMEK14, ARAYÜZ13, YÜZLER13

5 Harfli Kelimeler

YÜZÜŞ17, İÇYÜZ15, YÜZDE14, YÜZEY14, YÜZ14, YÜZÜK14, YÜZME13, YÜZER12

3 Harfli Kelimeler

YÜZ10

YÜZ

[isim]

  • Doksan dokuzdan sonra gelen sayının adı
  • Bu sayıyı gösteren 100 ve C rakamlarının adı

[sıfat]

  • On kere on, doksan dokuzdan bir artık
  • Kere, kat vb. kelimeler ile birlikte kullanılarak yapılan işin çokluğunu abartılı bir biçimde anlatan söz

    Hikmet Bey'in kurum ve edası, her zamankinden belki yüz kat üstündü. - Sermet Muhtar Alus

Birleşik Kelimeler: yüzbaşı, yüzbeşlik, yüz binlerce, yüz binlik, yüz kere, yüznumara, yüz para, yüzyıl, yüzde yüz

[isim]

  • Başta, alın, göz, burun, ağız, yanak ve çenenin bulunduğu ön bölüm, sima, çehre, surat

    Bir güzel çocuk yüzüyle gülümsüyor. - Sait Faik Abasıyanık

  • Yüzey

    Suyun yüzünde.

  • Kesici araçlarda ağız

    Bıçağın keskin yüzü.

  • Bir kumaşın dikiş sırasında dışa getirilen gösterişli bölümü
  • Yorgana ve yastığa geçirilen kılıf
  • Bir şeyin görünen bölümünde kullanılan kumaş

    Yorgan yüzü. Kanepenin yüzü.

  • Birinin görülegelen veya umulan hoşgörürlüğüne güvenilerek gösterilen cüret

    Ne yüzle? Yüzü olmamak.

  • Nedeniyle, sebebiyle

    Bu yüzden Fuat Köprülü ile çatışmaya başlamışlardı gazetelerde. - Yusuf Ziya Ortaç

  • Yan, taraf
  • Bir yapının dışa bakan düşey yüzeylerinin her biri

    Ön yüz. Yan yüz. Arka yüz.

[mecaz]

  • Utanma

    Adamda yüz yok ki!

Ata Sözleri ve Deyimler

  • yüz bulmak
  • yüz bulunca astar istemek
  • yüz çevirmek
  • yüze çıkmak
  • yüze duramamak
  • yüze gelmek
  • yüze gülmek
  • yüz etmek
  • yüze vurmak
  • yüz geri etmek
  • yüz göstermek
  • yüz kızartmak
  • yüz kızdırmak
  • yüz surat davul derisi (veya mahkeme duvarı)
  • yüz sürmek
  • yüz takınmak
  • yüz tutmak
  • yüz tutmak
  • yüzü açılmak
  • yüzü asılmak
  • yüzü düşmek
  • yüzü görmemek
  • yüzü gözü açılmak
  • yüzü gülmek
  • yüzü kâğıt gibi olmak
  • yüzü kalmamak
  • yüzü karışmak (veya allak bullak olmak veya alabora olmak)
  • yüzü kasap süngeriyle silinmiş
  • yüzü kızarmak
  • yüzü kireç gibi olmak (veya ağarmak)
  • yüzü kireç kesilmek
  • yüzünden akmak
  • yüzünden düşen bin parça olmak
  • yüzünden kan damlamak
  • yüzünden okumak
  • yüzüne bağırmak
  • yüzüne bakamaz olmak
  • yüzüne bakılacak gibi olmak
  • yüzüne bakılır olmak
  • yüzüne bakılmaz olmak
  • yüzüne bakmamak
  • yüzüne bakmaya kıyamamak
  • yüzüne bir daha bakmamak
  • yüzüne duramamak
  • yüzüne gözüne bulaştırmak
  • yüzüne gülmek
  • yüzüne hasret kalmak
  • yüzüne kan gelmek
  • yüzüne karşı
  • yüzüne su çarpmak
  • yüzüne tükürseler yağmur yağıyor sanır
  • yüzüne vurmak (veya çarpmak)
  • yüzüne yazmak
  • yüzünü ağartmak
  • yüzünü buruşturmak (veya ekşitmek)
  • yüzünü duvara yapıştırmak
  • yüzünü gören cennetlik
  • yüzünü görmemek
  • yüzünü gözünü açmak
  • yüzünü güldürmek
  • yüzünü kara çıkarmak
  • yüzünü karartmak
  • yüzünü kızartmak
  • yüzünü kızartmak (veya kızdırmak)
  • yüzünün derisi kalın
  • yüzünün derisi yere geçmek
  • yüzünü şeytan görsün
  • yüzünü unutmak
  • yüzünü yere getirmek (veya geçirmek)
  • yüzünüze güller
  • yüzü olmamak
  • yüzü sararmak
  • yüzü seçilmemek
  • yüzü sıcak olmak
  • yüzü soğuk olmak
  • yüzü suyu hürmetine
  • yüzü suyuna
  • yüzü tutmamak
  • yüzü yazılı kalmak
  • yüzü yere gelmek (veya geçmek)
  • yüz verince astar istemek
  • yüz vermemek
  • yüz yapmak
  • yüz yazmak
  • yüz yüzden utanır

Birleşik Kelimeler: yüz akı, yüzbeyüz, yüz görümlüğü, yüz göz, yüz havlusu, yüz kalıbı, yüz kaplama, yüz karası, yüz kızartıcı suç, yüz kiri, yüz ölçümü, yüz sabunu, yüzsuyu, yüzüstü, yüz yazısı, yüz yüze, yüze gülücü, yüze soğurma, yüzü ak, yüzü asık, yüzü kara, yüzükoyun, yüzü pek, yüzü yerde, yüzü yumuşak, arayüz, arka yüz, çatık yüz, dış yüz, eğri yüz, ekşi yüz, güler yüz, içyüz, iç yüz, kara yüz, paralel yüz, ters yüz, o yüzden, şu yüzden, gökyüzü, ters yüzü, yeryüzü, yorgan yüzü, eli yüzü düzgün, eli yüzü temiz

YÜZER

[sıfat]

  • Yüz sayısının üleştirme sayı sıfatı

Birleşik Kelimeler: yüzer ev

ARAYÜZ

[isim]

[bilişim]

  • Bilgisayar yazılımlarının kullanıcı tarafından çalıştırılmasını sağlayan, çeşitli resimlerin, grafiklerin, yazıların yer aldığı ön sayfa

YÜZLER

[isim]

[matematik]

  • Ondalık sayı sisteminde bir sayının sağdan sola doğru üçüncü rakamının bulunduğu yer

YÜZME

[isim]

  • Yüzmek işi
  • Yüzme sporu

Birleşik Kelimeler: yüzme havuzu, yüzme kesesi

YÜZMEK

[nesnesiz]

  • Kol, bacak, yüzgeç vb. organların özel hareketleriyle su yüzeyinde veya su içinde ilerlemek, durmak

    Fakat bir gün onu denizde, şu mavi yeşil çizgilenen denizde yüzerken gördüm. - Emine Işınsu

  • Yüzme sporu yapmak
  • Bir sıvının yüzeyinde batmadan durmak

    Tahta suda yüzer.

  • Herhangi bir durumun en aşırı derecesinde olmak

    Hiçbir kaygının gölgelemediği bir saadet içinde yüzmektedir. - Haldun Taner

[mecaz]

  • Dalgalanmak

[mecaz]

  • Herhangi bir şeyle üzeri kaplanmak, bir şeye bulanmak

    Kitaplar toz içinde yüzüyor. Ev pislik içinde yüzüyor.

Birleşik Kelimeler: yüzergezer, yüzer havuz, yüzer top

[-i]

  • Derisini çıkarmak, derisini soymak

[halk ağzında]

  • Çok para istemek

Ata Sözleri ve Deyimler

  • yüzüp yüzüp kuyruğuna gelmek

YÜZDE

[isim]

  • Herhangi bir işte aracı olan kimseye, görevinin karşılığı olarak belli bir hesaba göre verilen ücret, yüzdelik
  • Herhangi bir sayı ile kullanıldığında yüze bölünen bir şeyin o kadarlık parçasını belirten bir söz

    Denildiğine göre, nüfusumuzun yüzde kırkını on beş yaşından aşağı çocuklar teşkil ediyor. - Mehmet Kaplan

Birleşik Kelimeler: yüzde işareti, yüzde yüz

YÜZEY

[isim]

[matematik]

  • Bir cismi uzaydan ayıran dış ve yaygın bölüm, satıh, yüz (II)

Birleşik Kelimeler: yüzey araştırması, yüzey bilimi, yüzey şekilleri, silindirsel yüzey, yanal yüzey

YÜZLÜ

[sıfat]

  • Yüzü herhangi bir nitelikte olan

    Ben, ay yüzlü güzellerin peşinde bir gölgeye benzerim. - Ahmet Kabaklı

[mecaz]

  • Şımartılmış, yüz bulmuş (kimse)

Birleşik Kelimeler: yüzlü yüzlü, beş yüzlü, çatık yüzlü, çok yüzlü, dört yüzlü, duvar yüzlü, güler yüzlü, ikiyüzlü, iki yüzlü, kara yüzlü, nur yüzlü, pek yüzlü, sekiz yüzlü, yumuşak yüzlü

YÜZÜK

[isim]

  • Parmağa geçirilen genellikle metal halka

    Kalın parmaklarımın her bir boğumuna ayrı bir taştan, ayrı bir büyüklükte yüzükler geçirmişti. - Yakup Kadri Karaosmanoğlu

  • Yüzük oyunu

Ata Sözleri ve Deyimler

  • yüzüğü geriye çevirmek
  • yüzük takmak

Birleşik Kelimeler: yüzük kaşı, yüzük oyunu, yüzük parmağı, nişan yüzüğü, şövalye yüzüğü

YÜZERLİK

[sıfat]

  • Yüz tanesi bir arada olan

    Yüzerlik yumurta sandığı.

TEMAYÜZ (Kelime Kökeni: Arapça temāyuz)

[isim]

[eskimiş]

  • Başkalarına göre üstün duruma gelme, sivrilme, seçkinleşme

Ata Sözleri ve Deyimler

  • temayüz etmek

YÜZLEME

[isim]

  • Yüzlemek işi

Y

[kimya]

  • İtriyum elementinin simgesi

YÜZLÜK

[isim]

  • Yüz lira değerinde olan para

[matematik]

  • On kuralına göre yazılmış bir tam sayıda sağdan sola doğru üçüncü basamak

[sıfat]

  • Yüzü, yüz tanesi bir arada olan

    Yüzlük paket. Yüzlük deste.

Birleşik Kelimeler: yüzlük birimler bölüğü, beş yüzlük