İçinde Yre Bulunan Kelimeler

İçinde YRE olan 43 kelime bulunuyor. İçerisinde YRE geçen kelimeler ve kelime anlamları.

15 Harfli Kelimeler

SEYREKLEŞTİRMEK22

14 Harfli Kelimeler

SEYREKLEŞTİRİŞ23, SEYREKLEŞTİRME21

12 Harfli Kelimeler

GAYRETSİZLİK22, GAYRETKEŞLİK21, GAYRETLENMEK19, SEYREKLEŞMEK19, SEYRELTİLMEK16, SEYRELTİKLİK15

11 Harfli Kelimeler

GAYRETLENME18, SEYREKLEŞME18, ÇEYREKLEMEK17, GAYRETLİLİK17, SEYREYLEMEK17, SEYREDİLMEK17, SEYRELTİLME15

10 Harfli Kelimeler

ÇEYREKLEME16, SEYREYLEME16, SEYRELTİCİ16, SEYREDİLME16, SEYRELTMEK14

9 Harfli Kelimeler

GAYRETSİZ19, GAYRETKEŞ18, ZEYREKLİK14, SEYRETMEK13, SEYRELTME13, SEYRELMEK13, SEYRELTİK12, SEYREKLİK12

8 Harfli Kelimeler

ÜÇÇEYREK18, GAYRETLİ14, HAYRETLE14, SEYREKÇE14, SEYRELME12, SEYRETME12

7 Harfli Kelimeler

PAYREKS14

6 Harfli Kelimeler

PEYREV18, GAYRET12, HAYRET12, ÇEYREK11, ZEYREK11, SEYRET9, SEYREK9

SEYREK

[sıfat]

  • Benzerleri veya parçaları arasında çok aralık bulunan, aralıklı, sık karşıtı

    Öğle vapurlarının seyrek ahalisi içinden sıyrıldı, koşarak merdivenleri çıktı. - Peyami Safa

  • Çok bulunmayan, az rastlanan, nadir

[zarf]

  • Aralıklı olarak, aralıklı bir biçimde, arada sırada, binde bir, nadir, nadiren, bayramdan bayrama, bayramda seyranda

Birleşik Kelimeler: seyrek otlatma

ÇEYREK (Kelime Kökeni: Farsça çār + yek)

[sıfat]

  • Dörtte bir

[isim]

  • Çeyrek altın

[zarf]

  • On beş dakikalık zaman

[isim]

[argo]

  • Alman markı

[isim]

[eskimiş]

  • Gümüş mecidiyenin dörtte biri değerinde olan beş kuruş

    Şehre vardığım zaman, iki gümüş çeyrekten başka param yoktu. - Falih Rıfkı Atay

Birleşik Kelimeler: çeyrek altın, çeyrek final, çeyrek finalist, çeyrek son, ilk çeyrek, son çeyrek, üççeyrek

ZEYREK (Kelime Kökeni: Farsça zīrek)

[sıfat]

[eskimiş]

  • Anlayışlı, uyanık, zeki

[isim]

[halk ağzında]

  • Keten tohumu

SEYRELTİK

[sıfat]

[kimya]

  • Seyreltilmiş olan, derişik karşıtı

    Seyreltik sülfürik asit.

SEYREKLİK

[isim]

  • Seyrek olma durumu, nadirlik

    Armut ağaçlarının seyrekliğinde kurulu çadırlar, ay ışığında yalnızlaşıyordu. - Mustafa Necati Sepetçioğlu

SEYRELME

[isim]

  • Seyrelmek işi

SEYRETME

[isim]

  • Seyretmek işi

    Bizim balıkçı Süleyman doyamamış bu güzelliği seyretmeye. - Elif Şafak

GAYRET (Kelime Kökeni: Arapça ġayret)

[isim]

  • Çalışma, çaba, çalışma isteği

    Arkadaşlarına yardımcı olmak arzu ve gayreti onu acıklı bir duruma düşürüyordu. - Mahmut Yesari

  • Koruma, esirgeme, kayırma duygusu

    Hemşehrilik gayreti.

[eskimiş]

  • Kutsal sayılan şeylere yabancıların saldırmasını görmekten doğan dayanamama duygusu

Ata Sözleri ve Deyimler

  • gayret dayıya düştü
  • gayrete gelmek
  • gayret etmek
  • gayret göstermek
  • gayretine dokunmak
  • gayret vermek

Birleşik Kelimeler: gayret kuşağı

HAYRET (Kelime Kökeni: Arapça ḥayret)

[isim]

  • Beklenmedik, garip bir şeyin sebep olduğu şaşkınlık, şaşırma

    Konducu kadınların hayret içinde bakıştıklarını görüp zamanı unuttu. - Lâtife Tekin

[ünlem]

  • Şaşılan bir şey karşısında söylenen söz

    Hayret! Bu tür yakıştırmalardan tüylerimin diken diken olduğunu sanırdım. - Adalet Ağaoğlu

Ata Sözleri ve Deyimler

  • hayrete (veya hayretlere) düşmek
  • hayret etmek
  • hayrette (veya hayretler içinde) kalmak
  • hayrette bırakmak
  • hayretten donakalmak

SEYRETMEK (Kelime Kökeni: Arapça seyr + Türkçe etmek)

[nesnesiz]

  • Bir şeyin durumunu, oluşumunu gözlemek, bakmak

[-i]

  • Bir olaya karışmadan bakmak

    Rabia biraz şaşkın, salapuryada arkadaş olduğu çocuklu tazenin kocasıyla buluşmasını seyrediyordu. - Halide Edip Adıvar

  • Eğlenmek, görmek, öğrenmek vb. için bakmak, izlemek

    Ben, çok güzel bir şey seyrediyorsam tiyatroda, daha ne kadar sürecek piyes diye aklıma getirmem. - Nazım Hikmet

  • Taşıt, ilerlemek, yol almak

    İnsanlar, seyreden araçlara aldırmadan karşıdan karşıya sorumsuzca geçiyorlardı. - Osman Aysu

  • Hastalık vb. sürmek, devam etmek

    Gözlerini yumdu ve kendini ağır aksak seyreden bir rüyanın içinde buldu. - Elif Şafak

Ata Sözleri ve Deyimler

  • seyret!

SEYRELTME

[isim]

  • Seyreltmek işi, seyrekleştirme

SEYRELMEK

[nesnesiz]

  • Seyrekleşmek

    Gelip gidişleri giderek seyreldi ve bir zaman sonra tümüyle yitti Ercan. - Yusuf Atılgan

SEYRELTMEK

[-i]

  • Seyrekleştirmek
  • Sıvıyı bir miktar su veya sıvı katarak az yoğun duruma getirmek

ZEYREKLİK

[isim]

[ruh bilimi]

  • Zekilik

GAYRETLİ

[sıfat]

  • Çalışkan, çaba gösteren