İçinde Yma Bulunan Kelimeler

İçinde YMA olan 78 kelime bulunuyor. İçerisinde YMA geçen kelimeler ve kelime anlamları.

Ayrıca, "Yma ile biten kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.

15 Harfli Kelimeler

VURDUMDUYMAZLIK36, AYMAZLAŞABİLMEK27

14 Harfli Kelimeler

AYMAZLAŞABİLME26

13 Harfli Kelimeler

MÜHRÜSÜLEYMAN28, BEKLEYEKOYMAK21

12 Harfli Kelimeler

VURDUMDUYMAZ32, BEKLEYEKOYMA20, KAYMAKLANMAK16

11 Harfli Kelimeler

DUYMAMAZLIK22, AYMAZLAŞMAK21, SAYMAMAZLIK20, TÜRKKIYMASI19, KAYMAKAMLIK16, KAYMAKLANMA15

10 Harfli Kelimeler

AYMAZLAŞMA20, YAYMACILIK20, KAYMAKALTI14

9 Harfli Kelimeler

DUYMAZLIK19, DOYMAZLIK19, OYMAKBAŞI19, VARSAYMAK19, HAYMATLOS18, OYMACILIK18, UYMACILIK18, SAYMAZLIK17, ALIKOYMAK14, SAYMANLIK14

8 Harfli Kelimeler

GÜROYMAK18, VARSAYMA18, KIYMASIZ17, UYMAZLIK16, AYMAZLIK15, KAYMAKÇI15, ALIKOYMA13, KIYMALIK13, KAYMAKLI12, KAYMAKAM12

7 Harfli Kelimeler

YAYMACI16, HAYMANA14, SAYMACA14, KIYMALI12

6 Harfli Kelimeler

DOYMAZ15, OYMACI14, UYMACI14, UYMACA13, BUYMAK12, DUYMAK12, DOYMAK12, CAYMAK12, BAYMAK11, OYMALI11, SOYMAK11, YAYMAK11, KIYMAK10, KUYMAK10, KOYMAK10, SAYMAN10, SAYMAK10, KAYMAK9

5 Harfli Kelimeler

UYMAZ12, AYMAZ11, BUYMA11, DOYMA11, DUYMA11, CAYMA11, BAYMA10, SOYMA10, YAYMA10, KIYMA9, KOYMA9, OYMAK9, SAYMA9, UYMAK9, AYMAK8, KAYMA8

4 Harfli Kelimeler

OYMA8, UYMA8, AYMA7

AYMA

[isim]

  • Aymak işi

AYMAK

[nesnesiz]

[halk ağzında]

  • Kendine gelmek, aklı başına gelmek, ayılmak

    Bırak gece yarısı hoşbeşi Allah aşkına, aydım artık gidip yatayım. - Sait Faik Abasıyanık

[-i]

[mecaz]

  • Gerçeği anlamak

KAYMA

[isim]

  • Kaymak (II) işi

[sinema]

[televizyon]

  • Herhangi bir nedenle filmin atlaması, görüntünün perdeye veya ekrana tam olarak gelmemesi

Birleşik Kelimeler: anlam kayması, toprak kayması

OYMA

[isim]

  • Oymak işi
  • Bir nesnenin yüzeyini özel araçlarla oyarak veya delerek türlü biçimler verme
  • Ağaç yongası

    Gürgen dibine vardım / Oyma alırım oyma - Halk türküsü

  • Oyularak yapılan süsleme

    Boyalı ve kabarık oymaları birer çiçek demetini hatırlatan bir yalı vardı. - Abdülhak Şinasi Hisar

[sıfat]

  • Oyularak yapılmış

    Balkon kapısı önünde, ağaç gövdesinden oyma bir saksılık. - Adalet Ağaoğlu

Birleşik Kelimeler: oyma akıl, oyma baskı, ağaç oyma

UYMA

[isim]

  • Uymak işi, intibak, riayet, tebaiyet, tevafuk

    Bu karşılaştıklarına uyma yeteneği, en çok kocasıyla ilişkilerinde görünüyordu. - Necati Cumalı

KAYMAK

[isim]

  • Sütün veya yoğurdun yüzünde zar durumunda toplanan, açık sarı renkli, koyu yağlı katman, krema
  • Sütü yayvan kaplar içinde ve hafif ateşte tutarak elde edilen koyu, yağlı öz
  • Yağmur ve selden sonra toprağın üzerinde kalan özlü tabaka

[mecaz]

  • Bir şeyin en iyi ve seçkin bölümü

Ata Sözleri ve Deyimler

  • kaymağını almak (veya yemek)
  • kaymağı seven mandayı yanında taşır
  • kaymak bağlamak (veya tutmak)
  • kaymak gibi

Birleşik Kelimeler: kaymakaltı, kaymak kâğıdı, kaymak tabakası, kaymak takımı, kaymak taşı, Afyon kaymağı, kireç kaymağı, nişadır kaymağı

[nesnesiz]

  • Düz, ıslak, donmuş veya kaygan bir yüzey üzerinde sürtünerek kolayca yer değiştirmek

    Sol tekerlekler küçük bir hendeğin içine kaydı. - Osman Cemal Kaygılı

  • Kaygan bir yüzey üzerinde birdenbire dengesini yitirmek
  • Durum değiştirmek
  • Anlamı değişmek

    Bazen kelimeler başka anlamlara kayar.

  • Kurtulmak
  • Yağışların etkisiyle toprağın alt tabakasının gevşemesi sonucu üst tabaka oynamak

[mecaz]

  • Görüş, düşünce veya tutumunu değiştirmek

[argo]

  • Cinsel ilişkide bulunmak

Birleşik Kelimeler: kaykaç, kaykay, sinekkaydı

KIYMA

[isim]

  • Kıymak işi
  • Çekilmiş et

[halk ağzında]

  • Küçük kuşbaşı etlerden kavrularak yapılmış kışlık kavurma

Birleşik Kelimeler: türkkıyması

KOYMA

[isim]

  • Koymak işi

Birleşik Kelimeler: koyma akıl

OYMAK

[isim]

  • Aşiret
  • İzcilikte küçük birlik

    Oymak beyi.

Birleşik Kelimeler: oymakbaşı

[isim]

[gök bilimi]

  • Hemen hemen benzer veya aynı tür yıldızlardan oluşmuş, Samanyolu'nun seyrek yapılı genç kümelerinden her biri

[-i]

  • Keskin, sivri uçlu bir cisimle bir şeyi yontarak veya delerek çukur oluşturmak

    Bir ağaç kütüğünü keser, oyar, nakışlayıp bezerdi. - Samiha Ayverdi

  • Kumaş vb.ni girintili bir biçimde kesmek

    Gömleğin yakasını ve koltuğunu biraz oydu.

[argo]

  • Bıçaklayarak yaralamak

[argo]

  • Kazıklamak

SAYMA

[isim]

  • Saymak işi, ad, tadat, addetme

    Don Luis bir iki rakam daha saymaya hazırlanmıştı ki kahvenin camı arkasından görünen sokakta ani bir kaynaşma oldu. - Nazım Hikmet

Birleşik Kelimeler: sayma sayıları, ritmik sayma, varsayma

UYMAK

[-e]

  • Ölçüleri birbirini tutmak

    Ayakkabı ayağına iyi uydu.

  • Renk, biçim vb. yönünden birbirini tutmak, uygun düşmek

    Kravat ceketine uymuş.

  • Zevke, anlayışa uygun düşmek

    Sizin tutumunuz bizim görev anlayışımıza uyuyor.

  • Bir inanca, bir anlayışa, bir duruma veya egemen bir güce uygun davranışta bulunmak, riayet etmek

    Şu acayip sevdaları bırak, muhite uy, zamana uy, hayatını mükemmel kazanırsın. - Peyami Safa

  • Bağlı kalmak, tabi olmak

    Birtakım kayıt ve şartlara uymalıydı.

  • Uygun düşmek, münasip olmak

    Her cihette birbirine uyacak kadın erkek bulmak dünyada kabil değildir. - Hüseyin Cahit Yalçın

Birleşik Kelimeler: uyaroğlu

KIYMAK

[-i]

  • Çok ince ve küçük parçalar biçiminde doğramak

    Eti kıymak.

[-e]

[mecaz]

  • Acımadan vermek, esirgememek, feda etmek

    Beş altı kuruşa daha kıyarak sağlamca bir ip tedarik etti. - Hüseyin Rahmi Gürpınar

[-e]

[mecaz]

  • Acımayıp öldürmek

    Zavallıya nasıl kıydılar?

[-e]

[mecaz]

  • Acımayarak büyük bir kötülük etmek, zulmetmek

    Ne yapayım, ben de ekmek istiyorum, hayatımı kazanıyorum, bana kıymayın. - Halide Edip Adıvar

Birleşik Kelimeler: kurtkıyan

KUYMAK

[isim]

[halk ağzında]

  • Mısır unu, tereyağı, peynir ve su ile yapılan bir yemek

KOYMAK

[-e]

[-i]

  • Bir şeyi bir yere bırakmak, belli bir yere yerleştirmek

    Öteki elini doktorun omzuna koydu. - Sait Faik Abasıyanık

  • Bir kimseyi işe yerleştirmek, birine iş sağlamak

    Bu işe kimi koyacağız?

  • Bırakmak

    İçeri kimseyi koymuyorlar.

  • Katmak, eklemek

    Mal üstüne mal koymak için içi giden bir kişidir. - Salâh Birsel

  • İmza, tarih, adres yazmak
  • Uyulması gereken kuralları belirlemek, ortaya çıkarmak

    Orduda yaşayan manevi kuvveti de meydana koyuyor. - Ruşen Eşref Ünaydın

[nesnesiz]

  • Etkilemek, dokunmak

    Kendisinden yakışıklı ve ünlü olan bir adam için terk edilmiş olmak koyuyor olmalı ona. - İnci Aral

  • Bir şey veya kimse için kullanmayı belirlemek, ayırmak

    Giderlerini iki ay içinde yerine koydu. - Necati Cumalı

  • Bırakmak, terk etmek

Ata Sözleri ve Deyimler

  • koy avucuma, koyayım avucuna
  • koyduğum yerde otluyor
  • koydunsa bul

Birleşik Kelimeler: dedikodu

SAYMAN

[isim]

  • Bir kurum, kuruluş vb.nin hesap işleriyle uğraşan kimse, muhasebeci, muhasip