İçinde Ym Bulunan 6 Harfli Kelimeler

İçerisinde YM olan 6 harfli 31 kelime bulunuyor. İçinde YM olan 6 karakterli kelime listesi ve kelime anlamları.

Ayrıca, "İçinde olan kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.

YMEK19, ÜVEYME17, DOYM16, DOYMAZ15, OYMACI14, RÜŞEYM14, UYMACI14, YMEK13, UYMACA13, BUYMAK12, DUYMAK12, DOYMAK12, MOYMUL12, NEYMİŞ12, SOYMUK12, CAYMAK12, BAYMAK11, KIYMIK11, MAYMUN11, OYMALI11, SOYMAK11, YMEK11, YAYMAK11, KIYMET10, KIYMAK10, KUYMAK10, KOYMAK10, YMEK10, SAYMAN10, SAYMAK10, KAYMAK9

KAYMAK

[isim]

  • Sütün veya yoğurdun yüzünde zar durumunda toplanan, açık sarı renkli, koyu yağlı katman, krema
  • Sütü yayvan kaplar içinde ve hafif ateşte tutarak elde edilen koyu, yağlı öz
  • Yağmur ve selden sonra toprağın üzerinde kalan özlü tabaka

[mecaz]

  • Bir şeyin en iyi ve seçkin bölümü

Ata Sözleri ve Deyimler

  • kaymağını almak (veya yemek)
  • kaymağı seven mandayı yanında taşır
  • kaymak bağlamak (veya tutmak)
  • kaymak gibi

Birleşik Kelimeler: kaymakaltı, kaymak kâğıdı, kaymak tabakası, kaymak takımı, kaymak taşı, Afyon kaymağı, kireç kaymağı, nişadır kaymağı

[nesnesiz]

  • Düz, ıslak, donmuş veya kaygan bir yüzey üzerinde sürtünerek kolayca yer değiştirmek

    Sol tekerlekler küçük bir hendeğin içine kaydı. - Osman Cemal Kaygılı

  • Kaygan bir yüzey üzerinde birdenbire dengesini yitirmek
  • Durum değiştirmek
  • Anlamı değişmek

    Bazen kelimeler başka anlamlara kayar.

  • Kurtulmak
  • Yağışların etkisiyle toprağın alt tabakasının gevşemesi sonucu üst tabaka oynamak

[mecaz]

  • Görüş, düşünce veya tutumunu değiştirmek

[argo]

  • Cinsel ilişkide bulunmak

Birleşik Kelimeler: kaykaç, kaykay, sinekkaydı

KIYMET (Kelime Kökeni: Arapça ḳiymet)

[isim]

  • Değer

    Bir özleyiş ve bir korkudan sonra bayrağın kıymetini ne kadar daha başka, ne kadar daha yakından duyuyordum. - Ruşen Eşref Ünaydın

Ata Sözleri ve Deyimler

  • kıymete binmek
  • kıymetini bilmek
  • kıymet vermek

Birleşik Kelimeler: kıymetiharbiye, nakdî kıymet, menkul kıymetler

KIYMAK

[-i]

  • Çok ince ve küçük parçalar biçiminde doğramak

    Eti kıymak.

[-e]

[mecaz]

  • Acımadan vermek, esirgememek, feda etmek

    Beş altı kuruşa daha kıyarak sağlamca bir ip tedarik etti. - Hüseyin Rahmi Gürpınar

[-e]

[mecaz]

  • Acımayıp öldürmek

    Zavallıya nasıl kıydılar?

[-e]

[mecaz]

  • Acımayarak büyük bir kötülük etmek, zulmetmek

    Ne yapayım, ben de ekmek istiyorum, hayatımı kazanıyorum, bana kıymayın. - Halide Edip Adıvar

Birleşik Kelimeler: kurtkıyan

KUYMAK

[isim]

[halk ağzında]

  • Mısır unu, tereyağı, peynir ve su ile yapılan bir yemek

KOYMAK

[-e]

[-i]

  • Bir şeyi bir yere bırakmak, belli bir yere yerleştirmek

    Öteki elini doktorun omzuna koydu. - Sait Faik Abasıyanık

  • Bir kimseyi işe yerleştirmek, birine iş sağlamak

    Bu işe kimi koyacağız?

  • Bırakmak

    İçeri kimseyi koymuyorlar.

  • Katmak, eklemek

    Mal üstüne mal koymak için içi giden bir kişidir. - Salâh Birsel

  • İmza, tarih, adres yazmak
  • Uyulması gereken kuralları belirlemek, ortaya çıkarmak

    Orduda yaşayan manevi kuvveti de meydana koyuyor. - Ruşen Eşref Ünaydın

[nesnesiz]

  • Etkilemek, dokunmak

    Kendisinden yakışıklı ve ünlü olan bir adam için terk edilmiş olmak koyuyor olmalı ona. - İnci Aral

  • Bir şey veya kimse için kullanmayı belirlemek, ayırmak

    Giderlerini iki ay içinde yerine koydu. - Necati Cumalı

  • Bırakmak, terk etmek

Ata Sözleri ve Deyimler

  • koy avucuma, koyayım avucuna
  • koyduğum yerde otluyor
  • koydunsa bul

Birleşik Kelimeler: dedikodu

SİYMEK

[nesnesiz]

  • Kedi, köpek işemek

Birleşik Kelimeler: siyim siyim

SAYMAN

[isim]

  • Bir kurum, kuruluş vb.nin hesap işleriyle uğraşan kimse, muhasebeci, muhasip

SAYMAK

[-i]

  • Bir şeyin kaç tane olduğunu anlamak için bunları birer birer elden veya gözden geçirmek, sayısını bulmak

    Nara sormuşlar: -Tanelerin kaç tane? Yiyenler saysın bana ne- demiş. - Bedri Rahmi Eyuboğlu

  • Sayıları arka arkaya söylemek

    Birden ona kadar saymak.

  • Herhangi bir sıraya koymak, herhangi bir sırada yer aldığını kabul etmek

    Artık kışı geçti sayabiliriz.

  • Herhangi bir şey, yerine koymak veya herhangi bir şey gözüyle bakmak, addetmek

    Her çiçekten bal eyledik / Arıya saydılar bizi - Pir Sultan Abdal

  • Varsaymak, tutmak, farz etmek

    Elimi uzatsam benim olacak bir vazoya sırt çevirip başkasına kaptırınca onu benden çalınmış saymak neden? - Haldun Taner

  • Arka arkaya söylemek, sıralamak

    Birinin iyiliklerini saymak.

  • Ödemek, peşin vermek

    İki bin lira saydı, bana bir küpe aldı. - Memduh Şevket Esendal

[mecaz]

  • Geçer tutmak

    Bunu saymam, sizi bir gün erkenden beklerim.

[mecaz]

  • Değeri, üstünlüğü, yaşlılığı, yararlılığı dolayısıyla bir kimseye değer vermek, hürmet etmek

    Anam babamı nasıl saydı ise ben de kocamı öyle sayacaktım. - Memduh Şevket Esendal

[mecaz]

  • Önemsemek

[mecaz]

  • Gibi görmek, kabul etmek

    Arzularını yapmayı belli büyük bir külfet saydığınız bu küçük kalpler, saadetin kapısından girmeden felaketin ortasına yuvarlanıyorlar. - Aka Gündüz

[mecaz]

  • Hesaba katmak, dikkate almak

    Bundan önce verdiğimi saymıyor musun?

Ata Sözleri ve Deyimler

  • say beni, sayayım seni
  • sayıp dökmek
  • saymakla bitmemek (veya tükenmemek)

Birleşik Kelimeler: adımsayar, bilgisayar, dizüstü bilgisayar, varsaymak

BAYMAK

[nesnesiz]

[halk ağzında]

  • Yiyecek baygınlık vermek, mideyi bulandırmak, midede ezinti yapmak
  • Aldatmak, kandırmak, etki altında bırakmak
  • Can sıkıntısı vermek, sıkmak, bunaltmak

KIYMIK

[isim]

  • Çok küçük ve sivri tahta, demir veya kemik parçası

    Elime kıymık battı.

MAYMUN (Kelime Kökeni: Arapça meymūn)

[isim]

[hayvan bilimi]

  • Dört ayaklı, iki ayağı üzerinde de yürüyebilen, ormanda toplu olarak yaşayan, kuyruklu hayvan, primat

    Bu maymunların tarlalara hiçbir zarar vermedikleri ve şehir hayatına alışık oldukları görülür. - Asaf Halet Çelebi

[mecaz]

  • Taklitçi

[sıfat]

[mecaz]

  • Çirkin ve gülünç

    Maymun herif.

Ata Sözleri ve Deyimler

  • maymuna benzetmek (veya çevirmek veya döndürmek)
  • maymuna dönmek
  • maymun gibi
  • maymun gözünü açtı

Birleşik Kelimeler: maymun balığı, maymun iştahlı, denizmaymunu

OYMALI

[sıfat]

  • Oymaları bulunan, oymalarla süslenmiş olan

    Anasını yanındaki oymalı, yaldızlı kanepeye oturttu. - Reşat Enis

Birleşik Kelimeler: oymalı yaprak

SOYMAK

[-i]

  • Bir şeyin üzerinden kabuk, deri, zar vb.ni çıkarmak

    Takkesini geçirmiş, entarisini kuşanmış, elma soyuyordu. - Aka Gündüz

  • Birinin giysilerini çıkarmak

    Yaralıyı soyuyor ve ilk tedaviye başlıyorum. - Reşat Nuri Güntekin

  • Birinin üstünde, yanında veya bir yerde bulunan şeyleri çalarak alıp götürmek

Ata Sözleri ve Deyimler

  • soyup soğana çevirmek

TÜYMEK

[nesnesiz]

[argo]

  • Kaçmak

    Bir bahane icadıyla şuradan beş on gün için tüyemez miyiz? - Ercüment Ekrem Talu

YAYMAK

[-e]

[-i]

  • Bir şeyi açarak, düzelterek bir alanı örtecek biçimde sermek

    Kardeşleri çardağın içine, dışına yatakları yayıyorlardı. - Necati Cumalı

  • Birçok kimseye duyurmak

    Kıran Bey, çetesinin şöhretini her tarafa yaydı. - Refik Halit Karay

  • Çevreye dağılmasına sebep olmak

    Sıtmayı çevreye yayan sivrisineklerdir.

[-i]

  • Sınırı genişletmek

    Tozu yaymak. Lekeyi yaymak.

[-i]

  • Koyun, inek vb.ni otlatmak

[-i]

  • Dağınık ve düzensiz bir biçimde saçmak, dağıtmak
  • Işık kaynağı, ışığı kendinden dışarıya doğru çeşitli yönlere göndermek

    Mumun yaydığı ışık zayıftı.

Birleşik Kelimeler: ısıyayar, sesyayar, sıcaklıkyayar