İçinde Yat Bulunan 8 Harfli Kelimeler

İçerisinde YAT olan 8 harfli 45 kelime bulunuyor. İçinde YAT olan 8 karakterli kelime listesi ve kelime anlamları.

Ayrıca, "Yat ile başlayan 8 harfli kelimeler. yat ile biten 8 harfli kelimeler. İçinde olan kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.

HAŞVİYAT23, BAŞFİYAT21, HAFRİYAT20, HAVAİYAT20, PALYATİF20, RADYATÖR18, ŞAHSİYAT18, ABIHAYAT17, HEZLİYAT17, KAVMİYAT17, SARFİYAT17, SEVKİYAT17, ŞATHİYAT17, BERHAYAT16, FİİLİYAT16, FİKRİYAT16, HİSSİYAT16, GARSİYAT15, HULLİYAT15, MADDİYAT15, MENHİYAT15, YATIŞMAK15, YATÇILIK15, BOYATMAK14, BEDİİYAT14, YATOME14, EDEBİYAT14, HALKİYAT14, İHTİYATİ14, İLAHİYAT14, BAYATLIK13, DAYATMAK13, MEDYATİK13, MİNYATÜR13, NEŞRİYAT13, ŞARKİYAT13, BAKLİYAT12, KÜLLİYAT12, TÜRKİYAT12, YATMALIK12, YATIRMAK12, YATILMAK12, AMELİYAT11, YATAKLIK11, NAKLİYAT10

NAKLİYAT (Kelime Kökeni: Arapça naḳliyyāt)

[isim]

  • Taşıma işleri, taşımacılık

AMELİYAT (Kelime Kökeni: Arapça ʿameliyyāt)

[isim]

[tıp]

  • Hasta üzerinde tedavi amacıyla uygulanan kesme ve dikme işlemi, cerrahi müdahale, operasyon

[eskimiş]

  • İşler, faaliyetler

    Enkazın kalkması üç dört günlük ameliyata muhtaç. - Hüseyin Rahmi Gürpınar

Ata Sözleri ve Deyimler

  • ameliyat (veya ... ameliyatı) geçirmek
  • ameliyata almak
  • ameliyata girmek
  • ameliyat etmek
  • ameliyat olmak

Birleşik Kelimeler: ameliyat eldiveni, ameliyathane, ameliyat masası, kansız ameliyat, plastik ameliyat, açık kalp ameliyatı, baypas ameliyatı, kapalı kalp ameliyatı, köprüleme ameliyatı

YATAKLIK

[sıfat]

  • Yatak yapmaya uygun

[isim]

  • Üzerine yatak serilen tahta veya maden kerevet, karyola

    Yataklığın etrafında bir şeyin dolaştığına, süründüğüne dikkat ettim. - Halit Ziya Uşaklıgil

[isim]

[mecaz]

  • Suçluları barındırma, gizlice yardım etme

Ata Sözleri ve Deyimler

  • yataklık yapmak (veya etmek)

BAKLİYAT (Kelime Kökeni: Arapça baḳliyyāt)

[isim]

[eskimiş]

  • Baklagillerden elde edilen ürün

KÜLLİYAT (Kelime Kökeni: Arapça kulliyyāt)

[isim]

[eskimiş]

  • Bir yazarın bütün eserlerini içeren dizi

    Başlıca şair ve nasirleri tamamıyla öğrenmek için külliyat okumak merakına düştüm. - Yahya Kemal Beyatlı

TÜRKİYAT

[isim]

  • Türklük bilimi

YATMALIK

[isim]

  • Yatılacak yer veya bölüm

    Bu buluşmadan az önce, çadırının yatmalığına geçmeden önce... - Tarık Buğra

YATIRMAK

[-e]

[-i]

  • Bir kimsenin bir yere yatmasını sağlamak

    Çocuğu bir kenara yatırdım ve kadını omuzlarından tutup bir taşa dayadım. - Yakup Kadri Karaosmanoğlu

[-i]

[-de]

  • Uyutmak

    Gece beni en üst katta bir odada yatırdılar. - Ömer Seyfettin

[-i]

  • Eğmek, yatık duruma getirmek

    Yağmur ekinleri yatırdı.

[-i]

  • Konuk etmek
  • Parayı, işletmek amacıyla bir yere vermek

    Eline geçen serveti emlake yatırıyordu. - Ercüment Ekrem Talu

  • Parayı ödemek amacıyla bir kuruluşa vermek, teslim etmek

    Telefon parasını PTT'ye yatırdım.

  • Bir yiyeceği korumak veya tatlandırmak amacıyla tuz, soğan, yağ vb.nde bir süre bekletmek

    Pastırmayı çemene yatırmak.

[-i]

  • Düzeltmek, bastırmak, yassıltmak

    Kemal Rıfat avucunun içiyle saçlarını yatırıyor. - Attila İlhan

  • Harcamak

    Sınırlı hoca aylığının yarısını her ay kitaplara yatırır. - Haldun Taner

[argo]

  • Başarısızlığa uğramasına yol açmak

YATILMAK

[nesnesiz]

  • Yatma işi yapılmak

BAYATLIK

[isim]

  • Bayat olma durumu

DAYATMAK

[-e]

[-i]

  • Dayama işini yaptırmak

[nesnesiz]

  • Kendi istediğini yaptırmakta direnmek

    Ertesi gün dayattı, ben onu almam diye. - Haldun Taner

[-e]

  • Başkasının isteğine karşı koymak

    Cem dayattı ve bu rolü asla kabul etmeyeceğini kati bir dille bildirdi. - Necip Fazıl Kısakürek

  • Bir şeyi zorla kabul ettirmek, empoze etmek

MEDYATİK (Kelime Kökeni: Fransızca médiatique)

[sıfat]

  • İletişim araçlarına özgü, iletişim araçlarıyla ilgili
  • Medyada çok yer alan, çok tanınan, çok bilinen (kimse)

    Tabiri caizse medyatik olanların adlarını duymuşlar elbette. - Nezihe Meriç

MİNYATÜR (Kelime Kökeni: Fransızca miniature)

[isim]

  • Çoğunlukla eski yazma kitaplarda görülen, ışık, gölge ve hacim duygusu yansıtılmayan küçük, renkli resim sanatı

    Aynı oyunu, avuç içi kadar bir minyatürden seçilmiş bir köşecikle oynuyorlar. - Bedri Rahmi Eyuboğlu

  • Bu biçimde yapılmış küçük resim

[mecaz]

  • Bir şeyin küçük ölçekte kopyası veya benzeri

    Ufacık, minyatür bir yüzü, aynı ufaklıkta vücudu vardı. - Sait Faik Abasıyanık

NEŞRİYAT (Kelime Kökeni: Arapça neşriyyāt)

[isim]

  • Yayın

    Tereddütlü, imalı, gıllıgışlı bazı mülahazalar ve neşriyat vardır. - Ruşen Eşref Ünaydın

ŞARKİYAT (Kelime Kökeni: Arapça şarḳiyyāt)

[isim]

[eskimiş]

  • Doğu bilimi, oryantalizm