İçinde Vm Bulunan Kelimeler

İçinde VM olan 48 kelime bulunuyor. İçerisinde VM geçen kelimeler ve kelime anlamları.

13 Harfli Kelimeler

TRAVMATOLOJİK31, KAVMİYETÇİLİK25

12 Harfli Kelimeler

TRAVMATOLOJİ30, YEVMİYECİLİK26

10 Harfli Kelimeler

VMECİLİK28, SAVMACILIK23, KAVMİYETÇİ22

9 Harfli Kelimeler

İVMEÖLÇER25, YEVMİYECİ23, İVMEYAZAR21, YEVMİYELİ20

8 Harfli Kelimeler

VMELİK23, KAVMİYAT17, KAVMİYET17

7 Harfli Kelimeler

VMECİ25, SAVMACI19, YEVMİYE18

6 Harfli Kelimeler

VMEK21, SÖVMEK20, ÇIVMAK17, GEVMEK17, ŞOVMEN17, CIVMAK17, ÇAVMAK16, KOVMAK14, SAVMAK14, SEVMEK14, LAVMAN13, NEVMİT13, TRAVMA13

5 Harfli Kelimeler

VME20, SÖVME19, ÖVMEK18, ÇIVMA16, GEVME16, OVM16, CIVMA16, ÇAVMA15, YEVMİ14, KOVMA13, OVMAK13, SEVME13, SAVMA13, İVMEK12, KAVMİ12

4 Harfli Kelimeler

ÖVME17, OVMA12, İVME11

İVME

[isim]

  • İvmek işi

[fizik]

  • Hareket eden nesnenin kısa bir zaman içinde, hızında oluşan değişmenin bu zamana oranı

    Ankara'da yer çekimi ivmesi 980 santimetre/saniyekaredir.

Ata Sözleri ve Deyimler

  • ivme kazanmak

Birleşik Kelimeler: açısal ivme, ivmeölçer, ivmeyazar

İVMEK

[nesnesiz]

  • Çabuk davranmak, acele etmek

Ata Sözleri ve Deyimler

  • iven kız ere varmaz, varsa da baht bulmaz

KAVMÎ (Kelime Kökeni: Arapça ḳavmī)

[sıfat]

[eskimiş]

[toplum bilimi]

  • Etnik

OVMA

[isim]

  • Ovmak işi

LAVMAN (Kelime Kökeni: Fransızca lavement)

[isim]

  • Anüs yoluyla kalın bağırsağa tanı veya tedavi amacıyla sıvı verme
  • Bu iş için kullanılan alet ve sıvı

NEVMİT (Kelime Kökeni: Farsça nevmīd)

[sıfat]

[eskimiş]

  • Umutsuz, çaresiz

[zarf]

  • Umutsuz, çaresiz bir biçimde

    Bir kısmı geceyi burada geçirmek zaruri olduğu kanaatinde idi, ona göre bir şey yapalım, ateş yakalım diye, nevmit ve şaşkın söyleniyorlardı. - Reşat Nuri Güntekin

Ata Sözleri ve Deyimler

  • nevmit olmak

TRAVMA (Kelime Kökeni: Fransızca trauma)

[isim]

[ruh bilimi]

  • Sarsıntı

[tıp]

  • Bir doku veya organın yapısını, biçimini bozan ve dıştan mekanik bir tepki sonucu oluşan yerel yara, örselenme

KOVMA

[isim]

  • Kovmak işi

    Türkçüler, terkipli lisanla beraber aruz veznini de millî edebiyatımızdan kovmaya karar verdiler. - Ziya Gökalp

OVMAK

  • Bir şeyin üzerine bastırarak el gezdirmek

    Şakaklarını, bileklerini kolonya ile ovdum. - Sermet Muhtar Alus

  • Bir yere bir şeyi kuvvetle sürterek temizlemek

    Tencereyi ovmak. Tahtaları ovmak.

SEVME

[isim]

  • Sevmek işi

    Seni delicesine sevmeye başladım. Sevgime cevap istiyorum. - Necip Fazıl Kısakürek

SAVMA

[isim]

  • Savmak işi

    Kasım, Tahir Bey'i savmaya uğraşırken ben rastladım. - Peyami Safa

Birleşik Kelimeler: baştan savma

KOVMAK

[-i]

  • Sert veya küçük düşürücü sözlerle gitmesini söylemek, savmak, defetmek

    Fethi Bey çalgıları kovdu, davul zurna istedi. - Memduh Şevket Esendal

  • Bir yerden sürüp çıkarmak, kovalamak

    Sen kim oluyorsun da beni kendi yerimden kovuyorsun? - Ayşe Kulin

  • İşine son vermek, görevinden atmak, uzaklaştırmak
  • Varlığına son vermek, ortadan kaldırmak

[mecaz]

  • Gözetmek

    Sıra, saygı kovarak yetişmiş bütün efendiler, Türkiye'nin bütün Avrupa görmüşleri ona kızar, onu küçük düşürmeye çalışır. - Memduh Şevket Esendal

Birleşik Kelimeler: yelkovan

SAVMAK

[-i]

[-den]

  • İstenmeyen birini yanından uzaklaştırmak

[-i]

  • Sıkıcı bir durumu geçirmek, atlatmak, savuşturmak, defetmek

    Kendini unutturmak ve bu ziyareti kazasız belasız savmaktan başka bir düşüncesi bulunmayan bizim kaymakam buna memnun oluyor. - Reşat Nuri Güntekin

  • Geçirmek

[nesnesiz]

[eskimiş]

  • Vakti geçmek

    Vazodaki çiçekler savmış, yenilemeli.

[-e]

[nesnesiz]

  • İşleyip geçmek, etki etmek

    Soğuk içime savdı.

Birleşik Kelimeler: asalaksavar, böceksavar, füzesavar, sineksavar, tanksavar, uçaksavar, yıldırımsavar

SEVMEK

[-i]

  • Sevgi ve bağlılık duymak

    Çok az lakırtı söylediği için sevdiği arkadaşları bile kendisini iyice anlayamamışlardı. - Ömer Seyfettin

  • Birine sevgiyle bağlanmak, gönül vermek

    Ne kadınlar sevdim zaten yoktular / Böyle bir sevmek görülmemiştir - Attila İlhan

  • Çok hoşlanmak

    Bazıları entari üstüne kürk giymeyi daha çok severlerdi. - Refik Halit Karay

  • Okşamak
  • Yerini, şartlarını uygun bulmak

    Bu ağaç nemli ortamı sever.

Ata Sözleri ve Deyimler

  • sevsinler!

Birleşik Kelimeler: şıpsevdi, silisseven

YEVMİ (Kelime Kökeni: Arapça yevmī)

[sıfat]

[eskimiş]

  • Günlük, gündelik