İçinde Ure Bulunan Kelimeler

İçinde URE olan 20 kelime bulunuyor. İçerisinde URE geçen kelimeler ve kelime anlamları.

Ayrıca, "Ure ile biten kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.

13 Harfli Kelimeler

LİPOSTRUCTURE24

12 Harfli Kelimeler

FAKRUZARURET23, MEFKURECİLİK23

9 Harfli Kelimeler

MEFKURE20, NİŞABUREK15

8 Harfli Kelimeler

HUZURE23, MECBUREN15, AŞURELİK12

7 Harfli Kelimeler

MEFKURE15, ZARURET11, MAKSURE10, MESTURE10, TENNURE8

6 Harfli Kelimeler

MAMURE9, MEMURE9, TABURE9, SURETA8

5 Harfli Kelimeler

URE9, SURET7

4 Harfli Kelimeler

SURE6

SURE (Kelime Kökeni: Arapça sūre)

[isim]

[din bilgisi]

  • Kur'an'ın yüz on dört bölümünden her biri

    İmam Efendi, bir serviye belini dayayıp çömelerek Mülk suresini okumaya başladı. - Memduh Şevket Esendal

SURET (Kelime Kökeni: Arapça ṣūret)

[isim]

  • Görünüş, biçim

    İnsan suretinde bir ağaç.

  • Yazı veya resim kopyası, nüsha

    Bunun bir suretini almalı.

  • Biçim, yol, tarz

    Onlar daimî surette güzeli, iyiyi, doğruyu görmemeye mahkûm olmuşlardır. - Asaf Halet Çelebi

  • İslam felsefesinde, varlığın görünen yanı, beş duyu ile algılanan yönü

[halk ağzında]

  • Resim, fotoğraf

[eskimiş]

  • Yüz, çehre

Ata Sözleri ve Deyimler

  • suret almak (veya çıkarmak)
  • sureti haktan görünmek
  • suretine girmek

TENNURE (Kelime Kökeni: Arapça tennūre)

[isim]

[eskimiş]

  • Mevlevi dervişlerinin giydiği kolsuz, yakasız, yırtmaçlı, beli kırmalı, uzun ve geniş giysi

    O tennurelerin elvan elvan renkleri ve bu renklerin göz alıcı, baş döndürücü kasırgası... - Yakup Kadri Karaosmanoğlu

SURETA (Kelime Kökeni: Arapça ṣūretā)

[zarf]

  • Görünüşe göre, görünüşte
  • Yalandan

MAMURE (Kelime Kökeni: Arapça maʿmūre)

[isim]

[eskimiş]

  • Bayındır yer, bayındırlık

    Şu kıraç dağın teras biçiminde kesilmiş tepesinde benim, kaç akşamüstü, büyük hisarlar üstüne kurulmuş, saraylı, kuleli kaç masal mamuresi seyrettiğimi bilemezsiniz. - Reşat Nuri Güntekin

MEMURE (Kelime Kökeni: Arapça meʾmūre)

[isim]

[eskimiş]

  • Bayan memur

    Patronun, benim gibi bir memurenin nazını çekmeye ne mecburiyeti var? - Reşat Nuri Güntekin

TABURE (Kelime Kökeni: Fransızca tabouret)

[isim]

  • Sırt ve kol dayayacak yeri olmayan iskemle

    Ocağın yanına bir tabure çekip bileziklerini şıngırdata şıngırdata çorbayı karıştırmaya devam etti. - Elif Şafak

AŞURE (Kelime Kökeni: Arapça ʿāşūrā)

[isim]

  • Buğday, nohut vb. tanelerle kuru yemişlerin bir arada şekerle kaynatılmasıyla yapılan bir tatlı türü, alaca aş

    Aşure yiyen İhsan, Orhan'ı görünce kâseyi ve kaşığı birdenbire elinden bıraktı. - Peyami Safa

Ata Sözleri ve Deyimler

  • aşure yemeye giden kaşığını taşır

Birleşik Kelimeler: aşure ayı, aşure günü

MAKSURE (Kelime Kökeni: Arapça maḳṣūre)

[isim]

[eskimiş]

[din bilgisi]

  • Camilerde, parmaklıklarla çevrilmiş yer
  • Bir evin yabancıların girmesine izin verilmeyen bölümü

MESTURE (Kelime Kökeni: Arapça mestūre)

[sıfat]

[eskimiş]

  • Örtülü, kapalı, gizli

Birleşik Kelimeler: tahsisatımesture

ZARURET (Kelime Kökeni: Arapça żarūret)

[isim]

  • Zorunluluk

    Kültür hâkim olduktan sonra sanat ve hayat, mazi ve yeni zaruretler ne güzel uyuşuyor. - Falih Rıfkı Atay

  • Gereklilik
  • Sıkıntı, yoksulluk, fakirlik

    Kıyafetinden dışarlıklı ve zarurette olduğu anlaşılan bir kadın kahvelerden birine girdi. - Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Birleşik Kelimeler: fakruzaruret

AŞURELİK

[sıfat]

  • Aşure yapmada kullanılan

    Aşurelik buğday.

[isim]

  • Aşure dağıtmaya yarayan kap

NİŞABUREK (Kelime Kökeni: Farsça nīşābūrek)

[isim]

[müzik]

  • Klasik Türk müziğinde rast makamı ve uşşak makamının buselik `si` perdesiyle oluşmuş bir makam

MECBUREN (Kelime Kökeni: Arapça mecbūren)

[zarf]

  • Kendi isteğinin dışında, zorla, kaçınılmaz, zorunlu olarak

MEFKÛRE (Kelime Kökeni: Arapça mefkūre)

[isim]

[eskimiş]

  • Ülkü, ideal

    Bazıları mefkûrenin enginliğini ve azametini tamamıyla kavrayamayacak derecede dardırlar. - Yakup Kadri Karaosmanoğlu