İçinde Und Bulunan Kelimeler

İçinde UND olan 58 kelime bulunuyor. İçerisinde UND geçen kelimeler ve kelime anlamları.

15 Harfli Kelimeler

LATİFUNDİACILIK29, BULUNDURABİLMEK25

14 Harfli Kelimeler

FUNDAMENTALİZM28, FUNDAMENTALİST25, BULUNDURABİLME24

13 Harfli Kelimeler

BULUNDURULMAK22

12 Harfli Kelimeler

BULUNDURULMA21, KUNDURACILIK21, KUNDAKLANMAK16, KUNDAKLATMAK16

11 Harfli Kelimeler

FUNDAGİLLER24, GOCUNDURMAK24, KUNDAKLAYIŞ20, BULUNDURMAK19, DOKUNDURMAK19, KUNDAKÇILIK19, KARBORUNDUM19, KUNDAKLANIŞ18, KUNDAKLATMA15, KUNDAKLANMA15, KUNDAKLAMAK15

10 Harfli Kelimeler

BACKGROUND23, GOCUNDURMA23, AVUNDURMAK21, BOYUNDURUK20, LATİFUNDİA19, BURUNDURUK18, BULUNDURMA18, DOKUNDURMA18, KUNDAKLAMA14

9 Harfli Kelimeler

AVUNDURMA20, GERUNDİUM18, KUNDAKSIZ17, KUNDURACI17, BURUNDİLİ15, SUNDURMAK15

8 Harfli Kelimeler

YUNDUSUZ19, FUNDALIK18, FUNDALAR17, KUNDAKÇI15, UZUNDERE15, SUNDURMA14, KUNDAKLI12, SEKUNDER12

7 Harfli Kelimeler

UĞRUNDA18, YAOUNDE13, KUNDURU12, SONUNDA12, KUNDURA11

6 Harfli Kelimeler

KUNDUZ13, ŞUNDAN12, BUNDAN11, MUNDAR10, KUNDAK9, TUNDRA9

5 Harfli Kelimeler

FUNDA14, CUNDA11, KUNDA8

KUNDA

[isim]

[hayvan bilimi]

  • Bir tür büyük ve zehirli örümcek

KUNDAK

[isim]

  • Yeni doğmuş çocuğu ilk aylarda sıkıca sarıp sarmalamaya yarayan geniş bez

    Kendisine uzattıkları ince ve beyaz bir kundağa sarılmış kızına baktı. - Ömer Seyfettin

  • Bu bezle sarılmış bebek

    Dikmen Yıldızı kundağı kucaklayarak ağır, sarsıntılı adımlarla savcının arkasından yürüdü. - Aka Gündüz

  • Saçları yemeninin içine alıp bağlama

    Baş kundağı.

  • Korunmak için sıkı sıkıya sarılmış şey

    Dutların tomurcukları büyümüş, yaprakları burunlarını kundaklarından çıkarmışlardı. - S. F. Abasıyanık

[isim]

  • Yangın çıkarmak için bir yere konulan tutuşmuş yağlı bez parçası vb.

    Ben şamdanımla evveli kapının önüne yığılan şeyleri, sonra cibinliği, perdeleri, bütün duvarları çeviren kundakları tutuşturacağım. - Halit Ziya Uşaklıgil

  • Tüfek gibi bazı ateşli silahlarda bunları çeşitli yönlere çevirmeye yarayan, namlunun altında bulunan ağaç veya metal bölüm

    Amcası Mustafa geldi eve, ona bir kundağı sedefli tüfek getirdi. - Yaşar Kemal

  • Arabalarda dingil yatağı

[mecaz]

  • Ara bozma, fitne, fesat

Ata Sözleri ve Deyimler

  • kundak sokmak (veya koymak)

Birleşik Kelimeler: çatal kundak

TUNDRA (Kelime Kökeni: Fransızca toundra)

[isim]

[coğrafya]

  • Kutuplara yakın bölgelerin bitki örtüsü
  • Bu bitkilerle kaplı geniş alan, kutup bozkırı

Birleşik Kelimeler: tundra iklimi

MUNDAR

[sıfat]

[halk ağzında]

  • 343 murdar

KUNDURA (Kelime Kökeni: İtalyanca condura)

[isim]

  • Kaba işlenmiş, bağsız, konçsuz ayakkabı

    Kundurasının tahta ökçeleri, ıssız Babıali kaldırımlarına vurdukça bir çekiç sesiyle ötüyordu. - Peyami Safa

BUNDAN

  • bu nedenle

Ata Sözleri ve Deyimler

  • bu abdestle daha çok namaz kılınır
  • bu denli
  • bu kadar
  • bu kadar kusur kadı kızında da bulunur
  • bu minval üzere
  • buna değdi (idi) buna değmedi (idi) demek
  • bunda bir iş var
  • bundan iyisi can sağlığı
  • bu ne perhiz bu ne lahana turşusu!
  • bu sıcağa kar mı dayanır?
  • bu yana

CUNDA (Kelime Kökeni: İtalyanca zonta)

[isim]

[denizcilik]

  • Yatay serenlerin her iki başı

KUNDAKLI

[sıfat]

  • Kundağı olan, kundağa sarılmış olan

    Kucağında kundaklı bir çocuk tutuyordu. - Ömer Seyfettin

SEKUNDER (Kelime Kökeni: Fransızca secondaire)

[sıfat]

  • İkincil

KUNDURU

[isim]

[halk ağzında]

  • Başağı dört sıradan oluşan, bir tür sert, sarı, iyi buğday

SONUNDA

[zarf]

  • En son zamanda, nihayetinde

    Akşama kadar düşünüp sonunda bir çare buldu. - İhsan Oktay Anar

ŞUNDAN

  • şu nedenle

Ata Sözleri ve Deyimler

  • şu denli
  • şu günlerde (veya sırada)
  • şu kadar
  • şu kadar ki
  • şuna bak!
  • şunun şurası
  • şusu busu

KUNDUZ

[isim]

[hayvan bilimi]

  • Kemirgenlerden, kuyruğu geniş ve yassı, art ayak parmaklarının arası perdeli, ağaçları kemirerek beslenen, su kıyılarında yaşayan, yuvalar ve su setleri kuran, postu değerli bir hayvan, kastor (Castor fiber)

Birleşik Kelimeler: kunduz böceği

KUNDAKLAMA

[isim]

  • Kundaklamak işi

SUNDURMA

[isim]

  • Sundurmak işi
  • Yağmurdan, güneşten korunmak için yapılan ve arkası bir duvara verilen çatı

    Odalarımıza gitmek üzere sundurmadan sofaya geçmeye hazırlandığımız sırada bir haberle karşılaştık. - Reşat Nuri Güntekin

[halk ağzında]

  • Üstü kapalı balkon, evlerin önündeki taşlık

    Hanın sundurmasına çıktığım zaman yemiş dolu tabaklar dizilmiş masa hazırdı. - Refik Halit Karay