İçinde Uma Bulunan 7 Harfli Kelimeler

İçerisinde UMA olan 7 harfli 26 kelime bulunuyor. İçinde UMA olan 7 karakterli kelime listesi ve kelime anlamları.

Ayrıca, "Uma ile başlayan 7 harfli kelimeler. uma ile biten 7 harfli kelimeler. İçinde olan kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.

SOĞUMAK18, ÇAYCUMA17, KUMAŞÇI16, BURCUMA15, PORSUMA15, KUMASIZ14, UMARSIZ14, HANUMAN13, KUMARCI13, KUMAŞLI13, TOZUMAK13, DOKUMAK12, DUMANLI12, KUMANDI12, KUMANCA12, RÜSUMAT12, KUMANYA11, KUMKUMA11, KUMANDA11, SOLUMAK11, SORUMAK11, SATSUMA11, KURUMAK10, KORUMAK10, MALUMAT10, TARUMAR9

TARUMAR (Kelime Kökeni: Farsça tārmār)

[sıfat]

[eskimiş]

  • Dağınık, karışık, perişan

Ata Sözleri ve Deyimler

  • tarumar etmek
  • tarumar olmak

KURUMAK

[nesnesiz]

  • Islaklığını, nemini yitirerek kuru duruma gelmek

    Çıplak dallarda henüz kuruyamayan su damlaları parlak, mavi birer boncuk gibi parlıyordu. - Halide Edip Adıvar

  • Bitki, suyu çekilip cansız duruma gelmek

    Bu ulu ağaç yerlerde sürüne sürüne kurudu ve etrafını dikenler, ısırganlar bürüdü. - Ahmet Hikmet Müftüoğlu

  • Akarsu, göl vb.nin suyu kalmamak

    Kurumuş dere gibi taşlık bir yerden geçtik. - Hüseyin Rahmi Gürpınar

  • Bazı nesneler yumuşaklığını yitirmek, sertleşmek

    Darı ve mısır yemekten bağırsakları kurumuştu. - Refik Halit Karay

[mecaz]

  • Cılızlaşmak, sıskalaşmak, zayıflamak

    Karısı hırçınlıktan kurumuş bir kadın. - Memduh Şevket Esendal

[mecaz]

  • Çok susamak

KORUMAK

[-i]

[-den]

  • Bir kimseyi veya bir şeyi dış etkilerden, tehlikeden, zor bir durumdan uzak tutmak, esirgemek, muhafaza etmek, vikaye etmek, sıyanet etmek

    Orasını tozdan, yağmurdan korumak borcumuzdur. - Orhan Seyfi Orhon

  • Güçlü bir kimse veya kuruluş, güçsüz birini veya bir şeyi desteklemek, himaye etmek

    Beni kendi kardeşi gibi sever, babasının hışmından korurdu. - Reşat Enis

[-i]

  • Tehlikeye karşı denetimi altında bulundurmak, savunmak, müdafaa etmek

    Yurdu korumak.

[-i]

  • Tehlikeli, zararlı durumları önlemek

    İlaçla meyveleri korudu.

[-i]

[mecaz]

  • Bir şeyin eskimesini, yıpranmasını önlemek için gereken dikkat ve özeni göstermek

    Üstünü başını biraz korusaydın bu kadar kirlenmezdi.

[-i]

[mecaz]

  • Süregelen bir durumun değişikliğe uğramasını önlemek

    Geleneklerini koruyorlar.

[-i]

[mecaz]

  • Karşılamak, denk gelmek

    Bu işin geliri masrafını korumaz.

MALUMAT (Kelime Kökeni: Arapça maʿlūmāt)

[isim]

  • Bilgi

    Bu hakikatler artık çocukların bildikleri en basit malumat sırasına geçmiştir. - Hüseyin Rahmi Gürpınar

Ata Sözleri ve Deyimler

  • malumat almak
  • malumat edinmek
  • malumat vermek

Birleşik Kelimeler: malumat sahibi

KUMANYA (Kelime Kökeni: İtalyanca compagna)

[isim]

  • Yolculuk için hazırlanan yiyecek, azık

    Her sabah dağarcığına kumanyasını kor, çıngıraklı kara keçilerini patikalardan dağ aralıklarına sürerdi. - Halikarnas Balıkçısı

[askerlik]

  • Sefer durumundaki askerler için hazırlanan yiyecek

KUMKUMA (Kelime Kökeni: Arapça ḳumḳume)

[isim]

[eskimiş]

  • Küçük testi, çömlek

[mecaz]

  • Kötü, olumsuz bir özelliği kendinde fazlasıyla toplayan kimse, olay, olgu veya yer

    Şu Mine, çelişkiler kumkuması bir kız. - Necip Fazıl Kısakürek

Birleşik Kelimeler: akıl kumkuması, dedikodu kumkuması, esrar kumkuması, fesat kumkuması, fitne kumkuması

KUMANDA (Kelime Kökeni: Fransızca commandé)

[isim]

  • Komuta

    Gemideki bütün askerler, derhâl kumanda kulesinin altındaki kaporta denilen delikten içeri giriyorlar. - Esat Mahmut Karakurt

  • Elektronik aygıtları belli bir uzaklıktan yönetmeye yarayan kablosuz alet

Ata Sözleri ve Deyimler

  • kumanda etmek

Birleşik Kelimeler: kumanda kolu, kumanda odası, uzaktan kumanda

SOLUMAK

[nesnesiz]

  • Nefes alıp vermek

    Soluduğum duman havaya karışırken aniden, kendiliğinden, küçük, bit kadar küçücük bir fikir geldi aklıma. - Elif Şafak

  • Sık ve kesik soluk alıp vermek

    Devlerle güreşmiş gibi soluyordu. - Tarık Buğra

[mecaz]

  • Zorlanmak, gücünün hepsini harcamak

    Otomobil soluyarak Kırmızıtepe'ye tırmanmaya başladı. - Halide Edip Adıvar

SORUMAK

[-i]

  • Emmek

SATSUMA (Kelime Kökeni: İngilizce satsuma)

[isim]

[bitki bilimi]

  • Kabuğu kolay soyulabilen, güzel kokulu bir tür mandalina

DOKUMAK

[-i]

  • Tezgâhta ipliği, çözgü ve atkı durumunda kullanarak kumaş yapmak

    Orada kilim dokuyan kadınların arasında yaşam savaşı veriyordu. - Ayşe Kulin

[mecaz]

  • En ince noktalarına kadar özen göstererek, emek vererek ortaya çıkarmak

[halk ağzında]

  • Ağacın yemişlerini sırıkla vurarak indirmek

DUMANLI

[sıfat]

  • Dumanı olan, duman çıkaran

    Dumanlı barut.

  • Sisli, sisle örtülü

    Her türlü çiçekle kırlar süslenmiş / Yeşil yaprak giyer dumanlı dağlar - Âşık Veysel

[mecaz]

  • Sıkıntılı, bulanık

    Karışık rüyalarda görülen manzaralar gibi dumanlı bir sahne. - Aka Gündüz

[mecaz]

  • Esrik, sarhoş

Birleşik Kelimeler: başı dumanlı, kafası dumanlı

KUMANDI

[isim]

  • Kuzey Altaylarda yaşayan bir Türk boyu
  • Bu boydan olan kimse

KUMANCA

[isim]

  • Kıpçakça

RÜSUMAT (Kelime Kökeni: Arapça rusūmāt)

[isim]

[eskimiş]

  • Bazı mallardan devletçe alınan vergiler

    Size ya rüsumat müdürlüğünde yahut da şehir eminliğinde gözü olduğunu söyler. - Refik Halit Karay