İçinde Uh Bulunan 6 Harfli Kelimeler

İçerisinde UH olan 6 harfli 25 kelime bulunuyor. İçinde UH olan 6 karakterli kelime listesi ve kelime anlamları.

Ayrıca, "Uh ile başlayan 6 harfli kelimeler. uh ile biten 6 harfli kelimeler. İçinde olan kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.

ÇUHÇUH22, MEFSUH19, ÇUHACI18, UHREVİ17, MUHZIR16, MUHRİP16, RUHSUZ16, ÇUHALI15, MUHTAÇ15, MECRUH15, PİRUHİ15, ŞUHLUK15, ZUHURİ15, MUHBİR14, BUHRAN13, MUHKEM13, MUHLİS13, RUHBAN13, MUHRİK12, MUHTEL12, MUHTAR12, MEKRUH12, RUHSAT12, RUHSAL12, RUHANİ11

RUHANİ (Kelime Kökeni: Arapça rūḥānī)

[sıfat]

[eskimiş]

  • Ruhla ilgili

    Ruhani bir cazibe Turhan'ı türbeye çekti. - Ahmet Hikmet Müftüoğlu

[din bilgisi]

  • Din ve mezhep işlerini ele alan, bunlarla ilgili bulunan

    Muhterem hatun patrik meclisiyle ruhani meclisin nasihatlerini dinleyerek kızını, büyük emîre zevce olarak verdi. - Falih Rıfkı Atay

[din bilgisi]

  • Dinle ilgili, dinî bir havası olan, manevi, cismani karşıtı

    Bunu artık ne pahasına ödersem ödeyeyim, duymuş olduğum bu ruhani haz, bana kâfidir. - Abdülhak Şinasi Hisar

MUHRİK (Kelime Kökeni: Arapça muḥriḳ)

[sıfat]

[eskimiş]

  • Yakıcı

[mecaz]

  • Yanık, dokunaklı (ses)

MUHTEL (Kelime Kökeni: Arapça muḫtell)

[sıfat]

[eskimiş]

  • Düzeni bozulmuş, bozuk

MUHTAR (Kelime Kökeni: Arapça muḫtār)

[isim]

  • Köy ve mahallenin yasalarla belirtilmiş işlerini yürütmek için o köy veya mahallede oturanların seçtikleri kimse, köy muhtarı, mahalle muhtarı

    Bir sabah kalktım, sofaya muhtar önde bütün köylü yığılmış. - Halide Edip Adıvar

[sıfat]

[eskimiş]

  • Özerk

    Milletin ağzı torba değil ki, iki gözüm, dikesin. Herkes dilediği hikmeti savurmakta muhtardır. - Nazım Hikmet

[sıfat]

[mecaz]

  • Her işe burnunu sokan

Birleşik Kelimeler: failimuhtar, köy muhtarı, mahalle muhtarı

MEKRUH (Kelime Kökeni: Arapça mekrūh)

[sıfat]

[din bilgisi]

  • İslam dininde, dinî bakımdan yasaklanmadığı hâlde yapılmaması istenen

[eskimiş]

  • İğrenç, tiksindirici

RUHSAT (Kelime Kökeni: Arapça ruḫṣat)

[isim]

  • İzin, müsaade

    Resmî ruhsat tezkeresi dosyamda mevcuttur. - Necip Fazıl Kısakürek

  • İzin belgesi, ruhsatname

    Pazar ruhsatları tarifesi hakikaten ağırdır. - Nazım Hikmet

Birleşik Kelimeler: ruhsatname, arama ruhsatı, çalışma ruhsatı, defin ruhsatı, satış ruhsatı

RUHSAL

[sıfat]

  • Ruhla ilgili olan, ruhi, tinsel, psikolojik, psişik
  • Ruh bilimi ile ilgili, ruh bilimsel, psikolojik

Birleşik Kelimeler: ruhsal çöküntü, ruhsal çözümleme, ruhsal gerilim

BUHRAN (Kelime Kökeni: Arapça buḥrān)

[isim]

  • Bunalım, bunluk, kriz

    Üç gecedir gelmiyor, o kadar buhran içindeyim ki. - Peyami Safa

Ata Sözleri ve Deyimler

  • buhrana tutulmak
  • buhran geçirmek

Birleşik Kelimeler: sinir buhranı

MUHKEM (Kelime Kökeni: Arapça muḥkem)

[sıfat]

  • Sağlam, sağlamlaştırılmış

    Duvarlar ses geçmeyecek derecede muhkemdi. - Ömer Seyfettin

MUHLİS (Kelime Kökeni: Arapça muḫliṣ)

[sıfat]

[eskimiş]

  • Dostluğunda ve inançlarında içten olan

Birleşik Kelimeler: halis muhlis

RUHBAN (Kelime Kökeni: Arapça ruhbān)

[isim]

[eskimiş]

  • Rahipler

Birleşik Kelimeler: ruhban sınıfı

MUHBİR (Kelime Kökeni: Arapça muḫbir)

[isim]

[eskimiş]

  • Haber ulaştırıcı, haber veren kimse

    Genç muhbirler bu defa Hazım Aslan'ın peşinde koşuyorlardı. - Halide Edip Adıvar

  • Yasa dışı olan bir durumu yetkili makamlara bildiren kimse, ihbarcı

    Yeter ki bana kıymayın. Ömür boyu muhbiriniz olurum sizin. - Ahmet Ümit

ÇUHALI

[sıfat]

  • Çuhası olan

    Gözümün önünde loş türbelerin dinginliğine, gönül rahatlığına sinmiş yeşil çuhalı sandukalar duruyor. - Reşat Nuri Güntekin

MUHTAÇ (Kelime Kökeni: Arapça muḥtāc)

[sıfat]

  • Bir şeye gereksinim duyan

    Bunu işitmeye ne kadar muhtaçmış! - Adalet Ağaoğlu

  • Yoksul, fakir (kimse)

    Muhtaç hemşehrilerin bir kısmı etrafımda dolaşmaya, bana kur yapmaya başladılar. - Reşat Nuri Güntekin

  • Bakmaya mecbur olduğu aile bireylerini veya kendisini geçindirmeye yetecek geliri, malı, kazancı bulunmayan

Ata Sözleri ve Deyimler

  • muhtaç etmek
  • muhtaç olmak

MECRUH (Kelime Kökeni: Arapça mecrūḥ)

[sıfat]

[eskimiş]

  • Yaralı

    Harbiye nazırıyla sadrazamı vurmuşlar. Ahmet Rıza tehlikeli surette mecruh. - Ömer Seyfettin

[mecaz]

  • İncinmiş olan (kimse)