İçinde Udu Bulunan Kelimeler

İçinde UDU olan 36 kelime bulunuyor. İçerisinde UDU geçen kelimeler ve kelime anlamları.

Ayrıca, "Udu ile biten kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.

14 Harfli Kelimeler

HUDUTLANDIRMAK26

13 Harfli Kelimeler

DENİZPALAMUDU27, HUDUTLANDIRMA25

11 Harfli Kelimeler

AMUDUFIKARİ23, KUDURGANLIK20, YUDUMLANMAK19, YUDUMLATMAK19

10 Harfli Kelimeler

GUDUBETLİK20, YUDUMLAMAK18, YUDUMLANMA18, YUDUMLATMA18

9 Harfli Kelimeler

KUDURTUCU18, KADINBUDU18, ARMUDUMSU17, YUDUMLAMA17, KUDURTMAK14

8 Harfli Kelimeler

HEMHUDUT21, HUDUTSUZ21, KUDURGAN16, KUDUZLUK16, YUDUMLUK16, BUDUNSAL15, KUDURMAK13, KUDURTMA13

7 Harfli Kelimeler

AHUDUDU18, GUDUBET17, HUDUTLU16, KUDURUŞ15, MUDURNU13, KUDURMA12, KUDURUK12

5 Harfli Kelimeler

HUDUT13, KUDUZ12, YUDUM12, BUDUN11

4 Harfli Kelimeler

DUDU10

DUDU (Kelime Kökeni: Farsça ṭūṭī)

[isim]

[eskimiş]

  • Kadınlara verilen bir unvan, hanım

    Ayşe dudu.

  • Yaşlı Ermeni kadını

[halk ağzında]

  • Papağan

Birleşik Kelimeler: dudu dilli, ahududu

BUDUN

[isim]

[toplum bilimi]

  • Kavim

    İlk bakışta Türk tiyatrosu deyince Türkçe konuşan budunların tiyatrosu anlaşılmak gerekir. - Metin And

[eskimiş]

  • Ulus, millet

Birleşik Kelimeler: budun betimi, budun bilimi

KUDURMA

[isim]

  • Kudurmak işi

KUDURUK

[sıfat]

  • Kudurmuş (insan veya hayvan), akur

[mecaz]

  • Azgın, saldırgan

[mecaz]

  • Çok yaramaz

KUDUZ

[isim]

[tıp]

  • Köpek, kedi, tilki vb. memeli hayvanlardan ısırma, tırmalama veya salya yolu ile insana geçen, genellikle çırpınma, sudan korkma şeklinde beliren, zamanında aşı yapılmazsa ölümle sonuçlanan hastalık

[sıfat]

  • Bu hastalığa yakalanmış

    Ama dokunsalar ağlayacağı veya kuduz köpek gibi sağa sola saldıracağı belliydi. - Tarık Buğra

[sıfat]

[mecaz]

  • Azmış

Birleşik Kelimeler: kuduz böceği, kuduz otu

YUDUM

[isim]

  • Sıvı içiminde ağza alınan miktar

    Tek bir yudum bile almıyordu bardağından ama zaten yeterince içtiği aşikârdı. - Elif Şafak

Birleşik Kelimeler: yudum yudum, bir yudum

KUDURMAK

[nesnesiz]

  • Kuduz hastalığına yakalanmak, kuduz olmak

[mecaz]

  • Aşırı davranışlarda bulunmak, taşkınlık göstermek

    Kudurmuş bir heyecanla döndü. - Ömer Seyfettin

[mecaz]

  • Çok yaramazlaşmak, ele avuca sığmamak

    Dört tarafı haraca kesen bu kudurmuş oğlanı kodese attırana kadar el birliğiyle çalışacağımıza söz veriyor muyuz? - Haldun Taner

[mecaz]

  • Gücünü artırmak, tehlikeli bir durum almak, tehlikeli bir duruma gelmek

    Oraya üşüşen Avrupalılar, doymak bilmez kudurmuş bir açlıkla din kardeşlerimizin kanlarını emip dururlar. - Ömer Seyfettin

[mecaz]

  • Çok kızmak, öfkelenmek

    Kırlarda saatlerce böyle dolaştı, durdu / Söylendi, homurdandı. Düşündükçe kudurdu! - Enis Behiç Koryürek

KUDURTMA

[isim]

  • Kudurtmak işi

MUDURNU

[isim]

  • Bolu iline bağlı ilçelerden biri

HUDUT (Kelime Kökeni: Arapça ḥudūd)

[isim]

  • Sınır

    Bir çiçek dermeden sevgi bağından / Huduttan hududa atılmışım ben - Faruk Nafiz Çamlıbel

[mecaz]

  • Uç, son

Birleşik Kelimeler: hudut boyu, hudut dışı

KUDURTMAK

[-i]

  • Kudurmasına sebep olmak

[mecaz]

  • Öfkelenmesine yol açmak

BUDUNSAL

[sıfat]

[toplum bilimi]

  • Etnik

KUDURUŞ

[isim]

  • Kudurma işi

    Bu sebepsiz kuduruşu beni şaşalattı. - Ömer Seyfettin

KUDURGAN

[sıfat]

  • Azgın

KUDUZLUK

[isim]

  • Kuduz olma durumu