İçinde Sık Bulunan Kelimeler

İçinde SIK olan 77 kelime bulunuyor. İçerisinde SIK geçen kelimeler ve kelime anlamları.

Ayrıca, "Sık kelimesinin anlamı nedir? Sık ile başlayan kelimeler. Sık ile biten kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.

14 Harfli Kelimeler

BASIKLAŞTIRMAK23, SIKLAŞTIRILMAK22

13 Harfli Kelimeler

SIKINTISIZLIK23, BASIKLAŞTIRMA22, SIKIŞTIRILMAK22, SIKLAŞTIRILMA21, SIKILAŞTIRMAK21

12 Harfli Kelimeler

SIKIŞTIRILMA21, SIKILAŞTIRMA20, SIKLAŞTIRMAK19

11 Harfli Kelimeler

SIKIYÖNETİM23, SIKIŞTIRICI23, BASIKLAŞMAK19, SIKIŞTIRMAK19, SIKILMAZLIK19, SIKILGANLIK19, SIKLAŞTIRMA18, SIRILSIKLAM17

10 Harfli Kelimeler

SIKIŞTIRIŞ21, SIKINTISIZ19, BASIKLAŞMA18, SIKIŞTIRMA18, SIKIŞIKLIK18, SIKILANMAK14

9 Harfli Kelimeler

SIKICILIK17, SIKLAŞMAK15, SIKINTILI14, SIRSIKLAM14, SIKKINLIK13, SIKILANMA13, SIKILAMAK13

8 Harfli Kelimeler

SIKBOĞAZ23, SIKIŞMAK15, SIKILMAZ15, SIKILGAN15, SIKLAŞMA14, BASIKLIK13, KURUSIKI13, KISIKLIK12, SIKMALIK12, SIKTIRMA12, SIKINMAK12, SIKILMAK12, SIKILAMA12, TANSIKSI12

7 Harfli Kelimeler

SIKIŞMA14, SIKIŞIK14, SIKILIŞ14, KISIKÇA13, SIMSIKI13, SIKIYSA13, SIKACAK12, SIKINTI11, SIKILIK11, SIKILMA11, SIKINMA11

6 Harfli Kelimeler

SIKICI13, SIKMAÇ12, SIKICA12, MARSIK9, SIKMAK9, SARSIK9, SIKLIK9, SIKKIN9, SIKLET8, TANSIK8

5 Harfli Kelimeler

FASIK13, SIKÇA10, BASIK9, SIKIM9, KISIK8, SIKMA8, SIKIT8, KASIK7

4 Harfli Kelimeler

SIKI7, ASIK6

3 Harfli Kelimeler

SIK5

SIK

[sıfat]

  • Benzerleri veya parçaları arasında çok az aralık bulunan, seyrek karşıtı

    Ağaçları sık bir bahçe. Sık saç.

  • Çok bulunan, çok rastlanan

[zarf]

  • Kısa zaman aralıklarıyla, az aralıklarla

[zarf]

  • Aralıksız olarak, aralarında az aralık bırakarak

    Çiçekleri çok sık diktik.

Birleşik Kelimeler: sıkboğaz, sık otlatma, sık sık

ASIK

[sıfat]

  • Somurtkan

    O zaman işin rengi değişir, asık yüzünün morluğu uçup giderdi. - Orhan Kemal

  • Asılı

Birleşik Kelimeler: asık surat, yüzü asık

KASIK

[isim]

[anatomi]

  • Vücudun karın ile uyluk arasındaki bölümü

    Tabancayı kılıfsız olarak kuşağının arasına, sol kasığının üstüne yerleştirdi. - Necati Cumalı

Birleşik Kelimeler: kasık bağı, kasık biti, kasık çatlağı, kasık fıtığı, kasık otu

SIKI

[sıfat]

  • Dar

    Sıkı bir kemer.

  • İyice sıkıştırılmış, doldurulmuş, tıkız, gevşek olmayan

    Sıkı bir denk.

  • Zorlu, güçlü ve etkili

    En sıkı ve katı bir merkeziyet sistemi, bugün diğer faaliyet merkezlerini bloke edebilir. - Burhan Felek

  • Dikkatli, titiz ve göz yummadan uygulanan

    Ankaralılarla münasebetlerinde her zaman sıkı bir ahlak ve seviye kontrolüne tabi tutuldu. - Yakup Kadri Karaosmanoğlu

  • İlkelerine çok bağlı, hoşgörüsü olmayan, katı
  • Yoğun

    Samsun'a geldiğimi ve kendisiyle daha sıkı temasta bulunmak istediğimi bildirdim. - Atatürk

  • Cimri

[zarf]

  • Sıkıca, iyice

    Sıkı giyinmek.

[isim]

  • Disiplin

[isim]

  • Zorlayıcı durum

    Sıkıya gelmemek. Sıkıyı görünce kaçtı.

[isim]

  • Ağızdan dolma ateşli silahlarda, barut ve kurşunun üstünden namluya sokulup bastırılan bez ve kâğıt parçaları vb. şeylerin tümü

    İlk sıkıyı babam attı. - Samim Kocagöz

  • Güçlü ve çabuk, hızlı

    Karabalçıklı çiftliği, kasabadan sıkı yürüyüşle bir saat çeker. - Reşat Nuri Güntekin

Ata Sözleri ve Deyimler

  • sıkı basmak
  • sıkıdan geçirmek
  • sıkı durmak
  • sıkı tutmak
  • sıkıya almak
  • sıkıya gelmek
  • sıkıysa

Birleşik Kelimeler: sıkı ağızlı, sıkı denetim, sıkı doku, sıkı düzen, sıkı fıkı, sıkı sıkı, sıkıyönetim, ağzı sıkı, eli sıkı, kurusıkı

SIKLET (Kelime Kökeni: Arapça s̱iḳlet)

[isim]

  • Ağırlık, yük

[eskimiş]

  • Sıkıntı

Birleşik Kelimeler: ağır sıklet, hafif sıklet, horoz sıklet, orta sıklet, sinek sıklet, tüy sıklet

TANSIK

[isim]

[eskimiş]

  • İnsan aklının alamayacağı, şaşırtıcı, olağanüstü olay, mucize

    Bir gün Oğuz Atay'ın bir tansık gibi edebiyatımızdan geçtiğini kavrayacağız. - Selim İleri

KISIK

[sıfat]

  • Kısılmış olan
  • Boğuk, güçlükle çıkan (ses)

    Arkasından çıtırtılar, kısık sesler geliyordu. - Yusuf Atılgan

  • Hafifçe aralanmış, yumulmuş olan (göz kapağı)

[isim]

[coğrafya]

  • Kanyon

SIKMA

[isim]

  • Sıkmak işi

    Bu vicdan azabının demirden pençesi yüreğini sıkmaya başlıyordu. - Yakup Kadri Karaosmanoğlu

  • Bir tür pantolon veya şalvar
  • Bayat ekmeğin su ile ıslatılıp sıkılmasıyla elde edilen malzemeyi un, tuz ve suyla yoğurup hamur durumuna getirdikten sonra arasına kavrulmuş soğan, peynir konularak pişirilen bir yemek

[sıfat]

  • Sımsıkı bağlanmış

    Sırtına giymiş sıkma sayayı / Yedeğine almış ağca mayayı - Halk türküsü

[sıfat]

  • Sıkılmaya, suyu alınmaya elverişli (portakal)

[halk ağzında]

  • Dar bir tür kadın yeleği

Birleşik Kelimeler: sıkma baş, sıkma köfte

SIKIT

[isim]

  • Komprime

MARSIK

[isim]

  • Yapılırken iyice yakılmadığından duman ve koku vererek yandığı için baş ağrısı yapan odun kömürü

    Mangalın üstünde bir boru, marsık kokusu dar sokağı doldurmuş. - Sait Faik Abasıyanık

[sıfat]

[mecaz]

  • Zayıf ve teni koyu renkte olan

Ata Sözleri ve Deyimler

  • marsık gibi

SIKMAK

[-i]

  • Çevresine sarılarak veya bir şey sararak çepeçevre basınç altına almak

    Yalnız kalan kadın titriyor, hıçkırarak kucağındaki yavrusunu sıkıyor. - Ömer Seyfettin

  • Bir şeyin suyunu, yağını, sıvı kısmını basınçla çıkarıp akıtmak

    Limon sıkmak. Üzüm sıkmak.

  • Dar gelmek

    Belimi sıktı kemer - Halk türküsü

  • Basınçlı bir araçla fışkırtmak, püskürtmek

    Yangına su sıkmak.

  • Silahla ateş etmek

    Küçük hanım, tabancayı kalbine sıkmak istemiş. - Hüseyin Rahmi Gürpınar

  • Baskı altına almak, üzmek, bunaltmak, zorlamak

    Çocuğu çok sıkıyorlar.

[mecaz]

  • Sıkıntı vermek

    İhtimal inanmayacaksınız. Fakat ben sizi sıkmamak için uzatmayarak anlatacağım. - Ömer Seyfettin

[argo]

  • Yalan söylemek

Ata Sözleri ve Deyimler

  • sıkıp suyunu çıkarmak

SARSIK

[sıfat]

  • Sarsılmış

SIKLIK

[isim]

  • Sık olma durumu
  • Sıkça geçme, kullanımı sık olma

[fizik]

  • Ses, dalga vb.nin birim zamandaki titreşim sayısı, frekans

Birleşik Kelimeler: kelime sıklığı

SIKKIN

[sıfat]

  • Çok sıkılmış
  • Sıkıntılı, bungun

Birleşik Kelimeler: sıkkın bıkkın, canı sıkkın

BASIK

[sıfat]

  • Basılmış, yassılaşmış

    Ökçesi basık pabucunun içinde kara ve çatlak topuklu ayakları ellerinden ziyade ortadadır. - Yakup Kadri Karaosmanoğlu

  • Çok yüksek olmayan, alçak

    Arka sokağa bakan, dar, basık tavanlı, ışıksız bir yerdi. - Peyami Safa

  • Kısık

    Onun sesi de aynı şekilde basıktı. - Tarık Buğra