İçinde Rma Bulunan 6 Harfli Kelimeler
İçerisinde RMA olan 6 harfli 40 kelime bulunuyor. İçinde RMA olan 6 karakterli kelime listesi ve kelime anlamları.
Ayrıca, "rma ile biten 6 harfli kelimeler. İçinde olan kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.
AĞARMA14,
ALARMA
- Alarmak durumu
KARMAK
- Karıştırmak, birbirine katmak
-
Toz durumundaki bir şeyi sıvı ile karıştırarak çamur veya hamur durumuna getirmek
Yapı için harç karmak. Boya karmak.
Birleşik Kelimeler: betonkarar
NARMAN
- Erzurum iline bağlı ilçelerden biri
TERMAL (Kelime Kökeni: Fransızca thermal)
- Sıcak kaplıca suyu
- Bu sudan yararlanma imkânı sağlayan kuruluş vb
Birleşik Kelimeler: termal kamera
- Yalova iline bağlı ilçelerden biri
ARMALI
- Arma bulunan
ANIRMA
- Anırmak işi
KIRMAK
-
Sert şeyleri vurarak veya ezerek parçalamak
Taşları kırmak. Bardağı kırmak.
- İri parçalara ayırmak
-
Belirli bir biçimde katlamak
Forma kırmak.
-
Öldürmek, yok olmasına neden olmak
Bu yıl soğuk, hayvanları kırdı.
-
Bir şeyin fiyatını azaltmak, indirmek
Firma verdiği teklif fiyatını son dakikada bir yüzde yirmi daha kırıyordu. - Haldun Taner
- Tavlada karşı oyuncunun pulunu oyun dışında bırakmak
-
Vücut kemiklerinden birini parçalamak
Ayol, yapma, gel, düşüp bir yerini kıracaksın! - Osman Cemal Kaygılı
- Tahılı iri ve kaba öğütmek
-
Hareket durumundaki canlının veya taşıtın yönünü değiştirmek, çevirmek, döndürmek
Ne tarafa doğru meyil varsa gidonu o tarafa doğru kıracaksınız ki bisiklet doğrulsun. - Burhan Felek
-
Dileğini kabul etmeyerek veya beklenmeyen bir davranış karşısında bırakarak gücendirmek, incitmek
Bazen bir kelimenin, bir ses tonunun sevdiğimiz bir insanı kırdığını görürüz. - Mehmet Kaplan
-
Yok etmek
Bir gündüz olsa belki bu derdi kıracağım / Yoksa bu sensizlikten artık çıldıracağım - Enis Behiç Koryürek
-
Gücünü, etkisini azaltmak
Birkaç gün evvel yağan yağmur sıcağı kırmamış. - Burhan Felek
- Kaçmak, uzaklaşmak
-
Değerinden düşük fiyata almak
Bono kırmak. Çek kırmak.
Ata Sözleri ve Deyimler
- kırdığı koz (veya ceviz) kırkı (veya bini) aşmak
- kırıp dökmek
- kırıp geçirmek
- kırıp sarmak
Birleşik Kelimeler: bakterikıran, Kervankıran, sabankıran, saçkıran, sahipkıran, zararlıkıran
KURMAK
-
Bir şeyi oluşturan parçaları birleştirerek bütün durumuna getirmek, monte etmek
Geniş çöl ufukları arasında çadırlarımızı kurduk. - Falih Rıfkı Atay
-
Hazırlamak
Kurduğu sofraya, yaptığı salataya git de bak! - Refik Halit Karay
-
Yaylı, zemberekli şeylerde yayı veya zembereği germek
Çocukça bir sevinçle kurduğun çalar saatleri çalıp duruyor. - Haldun Taner
-
Gereken şartları hazırlayıp kendi kendine olmaya bırakmak
Turşu kurmak.
-
Etkisi ve önemi geniş şeyler meydana getirmek, tesis etmek
Dünyanın en büyük imparatorluklarını kuran kimlerdi? - Orhan Seyfi Orhon
-
Yapmak, inşa etmek
Çirkin yapıları örtecek güzel yapılar kuralım. - Nurullah Ataç
- Yapmak, oluşturmak
- Ortaklık sağlamak
-
Belli bir işte beraber çalışacak kimseleri belirlemek
Teşkilatı ilçede sevilip sayılan bir avukat kurmuştu. - Tarık Buğra
-
Bir araya getirmek, toplamak
Divan kurmak.
-
Düşünmek
Yalnız hayalle geçiniyorum, ben yalnız hayal kuruyorum. - Sait Faik Abasıyanık
-
Aklına koymak
O gitmeyi bir kez kurdu mu artık durmaz.
-
Zihinde büyütmek
Bayram Ağa, uşakların söylediklerini kurdukça kurdu. - Halide Edip Adıvar
-
Sağlamak, oluşturmak
Dostluk kurmak. İlişki kurmak.
- Bir kimseyi dedikodu veya telkinlerle başkasına karşı öfkelendirmek
NORMAL (Kelime Kökeni: Fransızca normal)
-
Kurala uygun, alışılagelen, olağan, düzgülü, aşırılığı olmayan, uygun
Atatürk'ün normal zamanlarda insana okşamak arzusunu veren ipek gibi saçları birdenbire yelelenirdi. - Yakup Kadri Karaosmanoğlu
- Aşırılığı, eksikliği ve taşkınlığı olmama, ortalama durum
- Bir eğrinin bir teğetine değme noktasından çizilen dikme
Birleşik Kelimeler: normalaltı, normal fiyat, normalüstü
OTARMA
- Otarmak işi
ONARMA
-
Onarmak işi
Günün birinde kolları sıvayıp ve eline irili ufaklı aletler alıp bunu onarmaya kalkışmıştı. - Yakup Kadri Karaosmanoğlu
SARMAN
- Azman, iri
- Sarı tüylü kedi
SARMAL
- Dolana dolana oluşmuş, birbirini izleyen, helisel, helezonlu, helezoni
- İçinden çıkılmaz (durum)
Birleşik Kelimeler: sarmal metot, sarmal yöntem
SARMAK
- Çevresini çevirmek, çepeçevre dolanmak, çevrelemek
-
Kuşatmak, çevirmek, ihata etmek
Gece, ahenk içinde divanımı/ Şenlendirse pırıl pırıl rakkaseler / Gece, gece, her yanımı / Sarsa güller, laleler, menekşeler - Halit Fahri Ozansoy
- Dolayında yer almak
-
Yayılıp etkisi altına almak, kaplamak
Kültür düşüklüğündeki çöküş, yaygın bir hastalık gibi sarar toplumu. - Necati Cumalı
-
Örtmek
Ah işte tövbe ettik bütün suçlarımızdan / Bir gaflet perdesiydi gözlerimizi saran - Enis Behiç Koryürek
- Kucaklamak
-
Yumak yapmak
İpliği sarmak.
- Şerit, ip vb. şeyler dolaşmak
-
Kâğıt veya bir bitki yaprağıyla dürmek
Dolma sarıyorum diye yaprağı parmağıma doladım. - Hüseyin Rahmi Gürpınar
Sardığı sigarayı tabakasına yerleştiriyor. - Tarık Buğra
-
Sarılıp tırmanmak
Asma çardağı sardı.
-
Bir şeyi başka bir şeyin içine koyup onunla kaplamak
Kitabı kâğıda sarmak.
- Taşıt tırmanmak, yükseğe doğru çıkmak
-
Saldırmak, hücum etmek
Faik Efendi biliyordu ki saracaklar hem de fena saracaklar. - Memduh Şevket Esendal
- Bir görev veya işin yerine getirilmesini başkasına yüklemek
-
Sözle saldırmak, tedirgin etmek
Evdekilerin hepsi bana sarıyor.
-
Hoşuna gitmek, zevkini okşamak
Bu canlılık, insanı on yıl önce görmüş olduğum muhteşem yazdan daha başka türlü sarıyordu. - Ahmet Hamdi Tanpınar
Ata Sözleri ve Deyimler
- sarıp sarmalamak
ARMADA (Kelime Kökeni: İtalyanca armata)
- Donanma