İçinde Rak Bulunan 8 Harfli Kelimeler
İçerisinde RAK olan 8 harfli 53 kelime bulunuyor. İçinde RAK olan 8 karakterli kelime listesi ve kelime anlamları.
Ayrıca, "Rak ile başlayan 8 harfli kelimeler. rak ile biten 8 harfli kelimeler. İçinde olan kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.
TUĞRAKEŞ19,
KARAKTER (Kelime Kökeni: Fransızca caractère)
- Ayırt edici nitelik
-
Bir bireyin kendine özgü yapısı, onu başkalarından ayıran temel belirti ve bireyin davranış biçimlerini belirleyen, üstün ana özellik, öz yapı, ıra, seciye
Yıldız'ın iyi bir eğitimi, kuvvetli bir karakteri var. - Aka Gündüz
-
Bir kimsenin veya bir insan grubunun tutumu, duygulanma ve davranış biçimi
Pek uysal, tatlı, neşeli karakterine rağmen dostum kavgacıdır. - Refik Halit Karay
- Basımda harf türü
- Bir eserde duygu, tutku ve düşünce yönlerinden ele alınan kimse
- Bireyin kendi kendine egemen olmasını, kendi kendisiyle uyum içinde bulunmasını, düşünüş ve hareketlerinde tutarlı, sağlam kalabilmesini sağlayan özellikler bütünü
Birleşik Kelimeler: başat karakter, başkarakter, nörotik karakter, yazı karakteri
KATARAKT (Kelime Kökeni: Fransızca cataracte)
- Göz merceğinin saydamlığını yitirerek ağarmasından ileri gelen ve görmeyi engelleyen rahatsızlık, perde, akbasma, aksu
ARAKLAMA
- Araklamak işi, çalma, aşırma
KARAKEME
- Domalan
KURAKLIK
-
Kurak olma durumu, kurak hava, yağışsızlık
Kuraklık her yanı kasıp kavuruyor ve berbat ediyor bostanları. - Halikarnas Balıkçısı
KARAKUTU
- Uçaklarda pilotların konuşmalarını ve kuleden gelen mesajları alıp saklayan araç
RAKKASLI
-
Sarkacı olan
Evlerin başka odalarında duvara asılmış rakkaslı ve rakamları alaturka bir çalar saat işler. - Abdülhak Şinasi Hisar
IRAKSAMA
- Iraksamak işi, istibat
- Iraksak olma durumu
KARAKEÇİ
- Sazana benzer bir tatlı su balığı (Barbus fluviatilis)
- Kıl keçisi
OTURAKLI
-
Sağlam, gösterişli
Çoğu dört köşe, kalın, oturaklı olan Arap üslubu minareler o ruhaniliği vermez. - Refik Halit Karay
- Yerinde sağlam duran
- Doğal yapısına, amacına uygun
- Yerinde ve sırasında söylenen, çarpıcı (söz)
-
Saygı uyandıran, ağırbaşlı (kimse)
Seçmenleriniz sizin daha bir oturaklı, daha bir ağırbaşlı, daha bir ölçülü olmanızı isterler. - Haldun Taner
TUMTURAK (Kelime Kökeni: Farsça ṭumṭurāḳ)
- Gösteriş, debdebe
- Gerekli olmadığı hâlde kulağa hoş gelen, gösterişli kelimeler kullanma
Ata Sözleri ve Deyimler
- tumturak yapmak
TRAKUNYA (Kelime Kökeni: Rumca)
- Çarpan balığı
BIRAKMAK
- Elde bulunan bir şeyi tutmaz olmak
-
Koymak
Mermer masaya bir yirmi beşlik bıraktı. - Tarık Buğra
-
Bir işi başka bir zamana ertelemek
Gezmeyi haftaya bıraktık.
-
Unutmak
Acaba eldivenlerimi nerede bıraktım?
- Bulunduğu yeri veya durumu değiştirmemek
-
Saklamak, artırmak
Paranın bir kısmını bırakırsan rahat edersin.
-
Bir işin sorumluluğunu, yükümlülüğünü başkasına vermek, görevlendirmek
Cemal Paşa'da anlamadığı işi ehline bırakmak meziyeti vardı. - Falih Rıfkı Atay
-
Engel olmamak
Bırak, burasını benim defterimden okuyayım. - Ömer Seyfettin
-
Sarkıtmak
Saçlarını omzuna bırakmış.
-
Ölen, ayrılan birinden iş, kişi, nesne vb. şeyler kalmak
Hayata gözlerini kaparken ardında yedi yaşında bir oğul, on iki yaşında bir kız bırakıyordu. - Cahit Uçuk
-
Bir alışkanlıktan veya bir işten vazgeçmek
Gerçekten sigarayı bıraktı, bıraktı ama huzuru da sükûnu da kalmadı. - Halide Edip Adıvar
-
Uğraşmaz olmak, artık uğraşmamak
Bu yazarın bir de Fransızca kitabını almıştım ama sıkılmış bırakıvermiştim. - Refik Halit Karay
- Bıyık veya sakal uzatmak
-
Özgürlük vermek, hürriyetine kavuşmasını sağlamak
Bıraksam acaba beyaz bir çift güvercin gibi uçarlar mı? - Refik Halit Karay
-
Boşamak
Bıraktıkları zevcelerini yine canları isterse tekrar alabilirler. - Ömer Seyfettin
- Kötü bir durumda terk etmek
-
Ayrılmak, terk etmek
Mahalle arasındaki küçük dükkânını bırakarak karısını, şehrin başka bir tarafında bir eve yerleştirdi. - Peyami Safa
-
Sınıf geçirmemek, döndürmek
Öğretmen üç tembel çocuğu bıraktı.
-
Bir pazarlıkta, belli bir fiyata vermeyi kabul etmek
Başkalarına on ikiye veriyoruz ama sana onar kuruştan bırakayım. - Memduh Şevket Esendal
-
Bakılmak, korunmak için vermek
Eşyamı size bırakacağım.
-
Yanına almamak, yanında götürmemek
Telgrafhanede bir zabit bırakarak işinin başına gitmesini rica ettim. - Atatürk
-
Sahiplik hakkını başkasına vermek
Bizim komşu bütün malını Kızılay'a bırakmış.
- Yapışık olan bir şey yapışıklıktan kurtulmak
-
Bulunduğu veya dokunduğu yerde bir şey oluşturmak, meydana getirmek
İz bırakmak. Leke bırakmak.
Ata Sözleri ve Deyimler
- bırak Allah'ını seversen
- bırak ki
- bıraktığı (veya bağladığı) yerde (veya çayırda) otlamak
BASTIRAK
- Yol yapımında çakıl, kum, cüruf vb. maddeleri ezmeye ve sıkıştırmaya yarayan alet
DURAKLIK
- Durak olma durumu
-
Durgunluk
Birkaç saniye bir şaşkınlık duraklığı geçirdikten sonra odaya çıktı. - Hüseyin Rahmi Gürpınar