İçinde Oyu Bulunan Kelimeler

İçinde OYU olan 132 kelime bulunuyor. İçerisinde OYU geçen kelimeler ve kelime anlamları.

Ayrıca, "Oyu ile başlayan kelimeler. Oyu ile biten kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.

15 Harfli Kelimeler

BOYUTLANDIRILIŞ29, BOYUTLANDIRILMA26, OYUNLAŞTIRILMAK25

14 Harfli Kelimeler

BOYUNLANDIRMAK24, BOYUTLANDIRMAK24, OYUNLAŞTIRILMA24, SOYUTLAŞTIRMAK24

13 Harfli Kelimeler

BOYUTLANDIRIŞ26, BOYUNLANDIRMA23, BOYUTLANDIRMA23, SOYUTLAŞTIRMA23, KOYULAŞTIRMAK22, OYUNLAŞTIRMAK22

12 Harfli Kelimeler

ÖKSÜZDOYURAN30, BAŞOYUNCULUK26, OYUNCAKÇILIK24, OYUNBOZANLIK23, KOYULAŞTIRMA21, OYULGALANMAK21, OYUNLAŞTIRMA21

11 Harfli Kelimeler

KOYUNGÖBEĞİ34, DOYUMSUZLUK24, BOYUTSUZLUK23, DOYURUCULUK23, OYULGALAMAK20, OYULGALANMA20, SOYUTLAŞMAK20, BOYUTLANMAK18, KARAKOYUNLU16

10 Harfli Kelimeler

KOYUVERMEK21, BOYUNDURUK20, BOYUTLANIŞ20, OYUNBAZLIK20, SOYUTÇULUK20, DOYUMLULUK19, KOYULHİSAR19, KOYUNCULUK19, OYULGANMAK19, OYULGALAMA19, SOYUTLAŞMA19, BOYUTLULUK18, DOYURULMAK18, KOYULAŞMAK18, OYUNCUKTAN18, BOYUTLANMA17, BOYUTLAMAK17, SOYUTLAMAK16

9 Harfli Kelimeler

KOYUNGÖZÜ28, BAŞOYUNCU22, YÜZÜKOYUN22, KOYUVERME20, OYUNCAKÇI20, KOYUNYÜNÜ19, OYUNBOZAN19, SOYUCULUK19, KOYUCULUK18, OYUNCULUK18, OYULGANMA18, OYULGAMAK18, DOYURULMA17, KOYULAŞMA17, OYUNCAKLI17, BOYUTLAMA16, OYUMLAMAK15, SOYUTLAMA15, KOYULTMAK14

8 Harfli Kelimeler

GÜVENOYU24, DOYUMEVİ21, DOYUMSUZ20, BOYUTSUZ19, BOYUNSUZ19, DOYURUCU19, DOYUŞMAK18, OYULGAMA17, DOYUMLUK16, BOYUNLUK15, DOYULMAK15, DOYUNMAK15, DOYURMAK15, OYUMLAMA14, SOYULMAK14, SOYUNMAK14, SOYUTLUK14, KOYULTMA13, KOYULMAK13

7 Harfli Kelimeler

DOYURUŞ17, DOYUŞMA17, BOYUNCA16, KOPKOYU16, OYUNBAZ16, SOYUNUŞ16, DOYUMLU15, HALKOYU15, KOYUNCU15, BOYUNLU14, BOYUTLU14, DOYUNMA14, DOYULMA14, DOYURMA14, OYUNCAK14, DOYURAN13, KAMUOYU13, SOYUNMA13, SOYUNTU13, SOYULMA13
Tümünü Gör

6 Harfli Kelimeler

SOYUCU15, KOYUCU14, OYUNCU14, OYULUŞ14, OYULGA14, BOYUNA12, OYUNTU11, OYULMA11, OYUKLU11

5 Harfli Kelimeler

DOYUŞ14, SOYUŞ13, DOYUM12, BOYUT11, BOYUN11, SOYUT10, KOYUN9, KOYUT9

4 Harfli Kelimeler

OYUŞ11, OYUM9, KOYU8, OYUK8, OYUN8

KOYU

[sıfat]

  • Yoğunluğundan dolayı güç akan, sulu karşıtı

    Koyu pekmez. Koyu süt.

  • Rengi açık olmayan, daha belirgin olan, açık karşıtı

    Oturduğu yerden Boğaziçi'nin koyu mavi gecesinde bir balıkçı kayığı kayıp gidiyordu. - Halide Edip Adıvar

[bilişim]

  • Yazı karakterinin daha belirgin olarak yazılmış biçimi

[mecaz]

  • Aşırı (davranış, düşünce vb.)

    Daha eski zamanda koyu bir Türkçe taraftarıymış. - Abdülhak Şinasi Hisar

[mecaz]

  • Derin, hararetli

    Koyu bir sohbet.

Birleşik Kelimeler: koyu gri, koyu kahverengi, koyu kır, koyu kırmızı, koyu koyu, koyu lacivert, koyu mavi, koyu pembe, koyu sarı, koyu yeşil

OYUK

[isim]

  • Oyulmuş, içi boş ve çukur olan yer

    Birbirine karışmış nal oyuklarından, gündüz beş on kişilik bir devriyenin geçip gittiği anlaşılıyordu. - Falih Rıfkı Atay

Birleşik Kelimeler: dalga oyuğu

OYUN

[isim]

  • Yetenek ve zekâ geliştirici, belli kuralları olan, iyi vakit geçirmeye yarayan eğlence
  • Tiyatro veya sinemada sanatçının rolünü yorumlama biçimi
  • Müzik eşliğinde yapılan hareketlerin bütünü

    Zeybek oyunu.

  • Seslendirilmek veya sahnede oynanmak için hazırlanmış eser, temsil, piyes
  • Bedence ve kafaca yetenekleri geliştirmek amacıyla yapılan, çevikliğe dayanan her türlü yarışma

    Olimpiyat oyunları. Akdeniz oyunları.

  • Şaşkınlık uyandırıcı hüner

    Hokkabazın oyunu. Cambazın oyunu.

  • Kumar

    Bazıları oyun başından kalkar kalkmaz her şeyi unuturlar. - Peyami Safa

[spor]

  • Güreşte rakibini yenmek için yapılan türlü biçimlerde şaşırtıcı hareket

[spor]

  • Teniste, tavlada taraflardan birinin belirli sayı kazanmasıyla elde edilen sonuç

[mecaz]

  • Hile, düzen, desise, entrika

    Atatürk hiçbir zaman onların oyununa kanmış değildir. - Haldun Taner

Ata Sözleri ve Deyimler

  • oyuna çıkmak
  • oyuna gelmek
  • oyuna getirmek
  • oyuna kurban gitmek
  • oyun almak
  • oyun bağlamak
  • oyun bozmak
  • oyun çıkarmak
  • oyun dışı kalmak
  • oyun etmek
  • oyun kurmak
  • oyun oynamak
  • oyunu almak
  • oyunun kurallarını bilmek
  • oyun vermek
  • oyun yapmak

Birleşik Kelimeler: oyun alanı, oyunbozan, oyun ebesi, oyun havası, oyun kâğıdı, oyun kurucu, oyun masası, oyun sahası, oyun salonu, oyun yazarı, destek oyun, dürüst oyun, eğitici oyun, eğitsel oyun, orta oyunu, öncü oyun, pastoral oyun, seyirlik oyun, sözsüz oyun, vurgu oyun, aralık oyunu, ayak oyunu, Bizans oyunu, borsa oyunu, cirit oyunu, çocuk oyunu, fincan oyunu, gölge oyunu, hapis oyunu, hava oyunu, hayal oyunu, kâğıt oyunu, kaşık oyunu, kelime oyunu, kılıç oyunu, köy oyunu, kukla oyunu, lades oyunu, misket oyunu, orta oyunu, peri oyunu, radyo oyunu, şans oyunu, takım oyunu, talih oyunu, televizyon oyunu, tuğla oyunu, yumruk oyunu, yüzük oyunu, halka oyunları

KOYUN

[isim]

[hayvan bilimi]

  • Geviş getirenlerden, eti, sütü, yapağısı ve derisi için yetiştirilen evcil hayvan (Ovis aries)

[mecaz]

  • Verilen buyruklara uyan, kendi kişiliğini gösteremeyen kimse

Ata Sözleri ve Deyimler

  • koyun can derdinde, kasap yağ derdinde
  • koyun gibi
  • koyun kaval dinler gibi dinlemek
  • koyunun bulunmadığı yerde keçiye Abdurrahman Çelebi derler

Birleşik Kelimeler: koyun bakışlı, koyun baklası, koyun dede, koyun eti, koyungöbeği, koyungözü, koyun mantarı, koyunyünü, kıvırcık koyun, Asya koyunu, bozkır koyunu, merinos koyunu, yaban koyunu

[isim]

  • Kollar arası, kucak

    Ninem bizde bulunduğu zamanlar onun koynundan başka bir yerde yattığımı hiç bilmem. - Yakup Kadri Karaosmanoğlu

  • Göğüsle giysi arası

    Kesesini koynunda taşır.

[mecaz]

  • Koruyucu, şefkatli çevre

    Hepimiz bu yurdun koynunda yetiştik.

Ata Sözleri ve Deyimler

  • koynuna almak
  • koynuna girmek
  • koynunda yılan beslemek

Birleşik Kelimeler: koyun koyuna, koyun otu, yüzükoyun

KOYUT

[isim]

[matematik]

[mantık]

  • Ön doğru

OYUM

[isim]

  • Oyma işi

    Tünel açmak için bu dağın oyumu iki ay sürdü.

SOYUT

[sıfat]

[felsefe]

  • Varlığı duyularla algılanamayan, mücerret, somut karşıtı, abstre

    En soyut konuları çok çarpıcı somut örneklerle herkesin anlayacağı bir yalınlığa getirirdi. - Haldun Taner

[mecaz]

  • Anlaşılması, kavranılması güç

Birleşik Kelimeler: soyut ad, soyut isim, soyut sanat, soyut sayı

OYUNTU

[isim]

  • Oyulmuş bölüm

    Ceketin kol oyuntusu iyi açılmamış.

  • Oyuk, çukur

OYULMA

[isim]

  • Oyulmak işi

OYUKLU

[sıfat]

  • Oyuğu olan, oyukları bulunan

BOYUT

[isim]

  • Bir cismin herhangi bir yöndeki uzantısı

[mecaz]

  • Genişlik, kapsam

    Belki öteden beri böyleydi ama son üç senedir radikalliği etrafındakilere kaygı verecek boyutlara ulaşmıştı. - Elif Şafak

[mecaz]

  • Durum, nitelik

    Yeni boyutlar, düşünme olanakları kazandığımı sanarak ayrıldım tiyatrodan. - Necati Cumalı

[matematik]

  • Doğruların, yüzeylerin veya cisimlerin ölçülmesinde ele alınan üç doğrultudan uzunluk, genişlik ve derinlikten her biri, buut

    Boyutları da çok farklı, ince uzun bir dergi. - Ahmet Ümit

[sinema]

[televizyon]

  • Film veya fotoğrafta boyut, format

Ata Sözleri ve Deyimler

  • boyut katmak
  • boyut kazandırmak

BOYUN

[isim]

[anatomi]

  • Gövdenin başla omuz arasında kalan bölgesi

    Ellerini bu defa boynuna sıkıştırdığı beyaz peçeteye sildi. - Attila İlhan

  • Testi, şişe, güğüm gibi kaplarda dar olan üst kısım

[coğrafya]

  • Dağ sırtlarında geçmeye elverişli alçak yer

Ata Sözleri ve Deyimler

  • boynu altında kalsın!
  • boynu armut sapına dönmek
  • boynu kıldan ince olmak
  • boynuna almak
  • boynuna geçirmek
  • boynunda kalmak
  • boynunu kırmak
  • boynunu uzatmak
  • boynunu vurmak
  • boyun (veya boynunu) bükmek
  • boyun eğmek
  • boyun kesmek
  • boyun kırmak
  • boyun olmak
  • boyun vermek

Birleşik Kelimeler: boyun bağı, boyun borcu, boynu bükük, boynueğri, boynu eğri, basınç boynu, deveboynu, güvercinboynu

OYUŞ

[isim]

  • Oyma işi

BOYUNA

[zarf]

  • Uzunlamasına

    Hızlı adımlarla caddeyi boyuna yürüyorlar. - Haldun Taner

  • Ara vermeden, durmaksızın

    Doktor Haldun lakırtıya ondan evvel yakalanmış, boyuna anlatıyordu. - Mithat Cemal Kuntay

DOYUM

[isim]

  • Eldekinden hoşnut olma durumu, doyma işi, yetinme, kanma, kanaat
  • Bazı istekleri giderme, tatmin, orgazm

Ata Sözleri ve Deyimler

  • doyuma ulaşmak
  • doyum olmamak

Birleşik Kelimeler: doyumevi, doyum noktası