İçinde Oyn Bulunan Kelimeler

İçinde OYN olan 46 kelime bulunuyor. İçerisinde OYN geçen kelimeler ve kelime anlamları.

Ayrıca, "Oyn ile başlayan kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.

15 Harfli Kelimeler

BOYNUZLAYABİLME29

14 Harfli Kelimeler

BOYNUZLUGİLLER28

13 Harfli Kelimeler

GÜVERCİNBOYNU34

12 Harfli Kelimeler

BOYNUZLAŞMAK25, BOYNUZLANMAK22, BOYNUZLATMAK22, BOYNUZLUTEKE22

11 Harfli Kelimeler

BOYNUZLAYIŞ26, BOYNUZLAŞMA24, KEÇİBOYNUZU24, BOYNUZLAMAK21, BOYNUZLANMA21, BOYNUZLATMA21, TOYNAKLILAR15

10 Harfli Kelimeler

KOÇBOYNUZU24, BOYNUZUMSU23, DELİBOYNUZ21, BOYNUZLAMA20, OYNATILMAK15

9 Harfli Kelimeler

BOYNUZSUZ23, DEVEBOYNU23, BOYNUEĞRİ22, OYNATIMCI18, OYNATILMA14

8 Harfli Kelimeler

BOYNUZSU19, BOYNUZLU18, OYNAŞMAK15, OYNAŞLIK15, OYNATMAK12, OYNANMAK12, OYNAKLIK12

7 Harfli Kelimeler

OYNAYIŞ16, OYNANIŞ14, OYNATIŞ14, OYNAŞMA14, OYNAKÇA13, OYNATIM12, OYNAMAK11, OYNANMA11, OYNATMA11

6 Harfli Kelimeler

BOYNUZ15, OYNAMA10, TOYNAK9

5 Harfli Kelimeler

OYN11, BOYNA10, OYNAK8

OYNAK

[sıfat]

  • Kımıldayan, yerinde sağlam durmayan, hareketli

    Boğaz'ın oynak ve çırpıntılı sularına açıldı mı korkuya benzer bir ürperti geçirilir. - Samiha Ayverdi

  • Hareket, canlılık veren

    Zeybek oynak bir müziktir.

  • Değişken, kararsız

    Altın fiyatları oynak.

  • Davranışları ağırbaşlı olmayan (kadın veya kız)

    Bu, otuz yaşlarında çenebaz ve oynak bir duldu. - Reşat Nuri Güntekin

[anatomi]

  • Bükülüp doğrulmaya elverişli olan (eklem)

    Bütün vücudunda, damarlarında, kemiklerinin oynak yerlerinde, etlerinde bir sızı, bir gevşeklik... - Peyami Safa

Birleşik Kelimeler: oynak kemiği

TOYNAK

[isim]

[hayvan bilimi]

  • At, eşek vb. tek tırnaklı hayvanların tırnağı

OYNAMA

[isim]

  • Oynamak işi

BOYNA (Kelime Kökeni: İtalyanca Bayonne şehrinin adından)

[isim]

[denizcilik]

  • Sandalı kıçtan yürüten kısa kürek, boyana

Ata Sözleri ve Deyimler

  • boyna etmek

OYNAMAK

[nesnesiz]

  • Vakit geçirme, eğlenme, oyalanma vb. amaçlarla bir şeyle uğraşmak

    Çimenler üzerinde çocuklar oynuyor, kuzular otluyor. - Hüseyin Rahmi Gürpınar

  • Kımıldamak, hareket etmek

[-le]

  • Bir şeyi sürekli evirip çevirmek veya sürekli olarak ona dokunmak
  • Bir film, oyun vb.nde rol almak

    Bütün rolleri, şahısların sesleri, tavırları, mimikleriyle tek başına oynamıştı. - Yusuf Ziya Ortaç

  • Film gösterilmek

    Bu akşam televizyonda hangi film oynuyor?

  • Tiyatro eseri sahneye konmak

    Birisi dedi ki bu iki perdelik bir oyun imiş, bitince ötekini oynayacaklarmış. - Memduh Şevket Esendal

  • Eşyanın herhangi bir parçası kımıldamak, hareket etmek

    Birdenbire apartman kapısının oynadığını hissettim. - Peyami Safa

  • Sarsılmak, yeri değişmek

    Depremde yapı oynadı.

  • Sporla ilgili çalışmalara katılmak

    Tenis oynamak.

  • Müziğin gerektirdiği uyumlu hareketleri yapmak

    Ne oynadığı gazinonun ismini söyledi ne de danslarından bahsetti. - Refik Halit Karay

  • Büyük bir ustalık, beceri ve kolaylıkla bir işi yapmak
  • Değişiklik göstermek

    Bunların fiyatı iki bin ile üç bin lira arasında oynar.

[-le]

  • Tehlikeye düşürmek

    Benim sağlığımla oynama.

  • Oyalanmak, gereği gibi yapmamak, boşuna vakit geçirmek

[-le]

[mecaz]

  • Rastgele yön vermek, aldatmak

    Talih bizimle oynuyor.

[-le]

[mecaz]

  • Herhangi birine karşı önemsemeyici davranışlarda bulunmak

    Koca adamla oynamaya utanmıyor musun?

[mecaz]

  • Tedirgin etmek, rahatsız edici davranışta bulunmak

[mecaz]

  • Değiştirmek, bozmak, tahrif etmek

    Borsada istediği gibi oynuyordu fiyatlarla. - Necati Cumalı

Birleşik Kelimeler: güle oynaya

OYNANMA

[isim]

  • Oynanmak işi

OYNATMA

[isim]

  • Oynatmak işi

    Karagöz oynatmaya kalkıştığı geceler ise tam anlamıyla bayramdı. - Ayla Kutlu

OYNAŞ

[isim]

  • Aralarında toplumca hoş karşılanmayan ilişkiler bulunan kadın veya erkekten her biri

    Bu da öğretmen gibi gözü işte, aklı oynaşta! - Memduh Şevket Esendal

OYNATMAK

[-i]

  • Oynamasını sağlamak

    Bir curcuna havası söyledi ve salondakilerin hepsini oynattı. - Peyami Safa

  • Kımıldamasına yol açmak

    Elindeki kamçıyı oynatarak güneş altında yanan ovalarda gözlerini gezdirdi. - Memduh Şevket Esendal

[nesnesiz]

  • Herhangi bir canlıya istenilen hareketleri yaptırmak

    Ayı oynatmak.

[nesnesiz]

  • Bir araç, gereç kullanmak

    Akıllı bir adam mermer üzerinde keser oynatır mı? - Ömer Seyfettin

[nesnesiz]

  • Aklını yitirmek

    Sizinle iki gün daha çalışsam aklımı oynatabilirim. - Falih Rıfkı Atay

[mecaz]

  • Korkutmak, heyecanlandırmak

    Yüreğimi oynattın.

[mecaz]

  • Herhangi bir ödevi yerine getirmeyerek karşı tarafı düzenle oyalamak

    Borçlu alacaklıyı iki aydır oynatıyor.

[nesnesiz]

[tiyatro]

  • Sahneye koymak

    Bu ramazan geceleri Karagöz oynatacağız. - Halide Edip Adıvar

OYNANMAK

[nesnesiz]

  • Oynama işine konu olmak

    O gece orada ne oynanacağına bakmadan içeri daldılar. - Osman Cemal Kaygılı

OYNAKLIK

[isim]

  • Oynak olma durumu
  • Oynakça davranış

    Kadınlarında ne bir oynaklık, erkeklerinde ne bir haşarılık. - Refik Halit Karay

OYNATIM

[isim]

  • Oynatma işi

[sinema]

  • Sinema endüstrisinin, filmlerin seyircilere gösterilmesi işiyle uğraşan kolu

OYNAKÇA

[sıfat]

  • Biraz oynak

    Oynakça davranış.

[zarf]

  • (oyna'kça) Oynağa yakışır bir biçimde

    Oynakça davranıyor.

OYNATILMA

[isim]

  • Oynatılmak işi

    Gene incelemecileri yanıltan bir nokta da oyunun perde ile oynatılmasıdır. - Metin And

OYNANIŞ

[isim]

  • Oynanma işi