İçinde Old Bulunan Kelimeler

İçinde OLD olan 29 kelime bulunuyor. İçerisinde OLD geçen kelimeler ve kelime anlamları.

Ayrıca, "Old ile başlayan kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.

13 Harfli Kelimeler

HOLDİNGLEŞMEK28

12 Harfli Kelimeler

HOLDİNGLEŞME27

11 Harfli Kelimeler

DOLDURULMAK19

10 Harfli Kelimeler

DOLDURULMA18, DOLDURTMAK17, YOLDURTMAK17

9 Harfli Kelimeler

MOLDOVALI21, YOLDÜZLER19, YOLDAŞLIK18, DOLDURTMA16, DOLDURMAK16, KOLDAŞLIK16, YOLDURTMA16, YOLDURMAK16, OLDUBİTTİ15, SOLDURMAK15

8 Harfli Kelimeler

DOLDURUŞ18, OLDURGAN16, DOLDURMA15, YOLDURMA15, SOLDURMA14, OLDURMAK13

7 Harfli Kelimeler

HOLDİNG18, OLDUKÇA14, OLDURMA12

6 Harfli Kelimeler

YOLD14, KOLD12

4 Harfli Kelimeler

BOLD9, OLDU8

OLDU

[edat]

  • Evet

[ünlem]

  • Başüstüne

BOLD (Kelime Kökeni: İngilizce bold)

[isim]

[bilişim]

  • 343 koyu

OLDURMA

[isim]

  • Oldurmak işi veya durumu

KOLDAŞ

[isim]

[eskimiş]

  • İş arkadaşı

OLDURMAK

[-i]

  • Olmasını sağlamak
  • Olgunlaştırmak

SOLDURMA

[isim]

  • Soldurmak işi

OLDUKÇA

[zarf]

  • Olabildiğince

    Bu oyun oldukça geniş bir sahada taammüm etmiştir. - Ahmet Kutsi Tecer

YOLDAŞ

[isim]

  • Yol arkadaşı

    Elli yıldır şu ömür kervanının yolcusuyum / Öyle her yoldaşı sevmezse de azade huyum - İbrahim Alâeddin Gövsa

  • Arkadaş, dost

    Bizim kadın kimsesizdir, bir can yoldaşı yok. - Memduh Şevket Esendal

  • Eşlerden her biri

[mecaz]

  • Ortak bir görüşü benimseyenlerden her biri

Birleşik Kelimeler: can yoldaşı, kapı yoldaşı

OLDUBİTTİ

[isim]

  • Başkasına karışma fırsatı vermeden bir işi aceleye ve kargaşalığa getirip sonuca bağlama, olupbitti, emrivaki

Ata Sözleri ve Deyimler

  • oldubittiye getirmek

SOLDURMAK

[-i]

  • Solmasına sebep olmak

    Güneş, boyaları soldurdu.

DOLDURMA

[isim]

  • Doldurmak işi

    Cesaretini toplamak için küçük kırbasına şarap doldurmayı unutmamıştı. - İhsan Oktay Anar

[edebiyat]

  • Gereksiz söz ve benzetmelerle dolu anlatım

[fizik]

  • Yükleme

YOLDURMA

[isim]

  • Yoldurmak işi

DOLDURTMA

[isim]

  • Doldurtmak işi

DOLDURMAK

[-i]

  • Dolmasını sağlamak, dolu duruma getirmek

    Bunu bilmek içimi kederle dolduruyordu. - Adalet Ağaoğlu

  • Araç deposunu akaryakıtla tamamen dolu duruma getirmek

[nesnesiz]

  • Ateşli silahların içine mermi sürmek

    İki tabanca getirdiler, takır takır doldurdular. - Falih Rıfkı Atay

[nesnesiz]

  • Bildirge, çizelge, fiş vb. basılı kâğıtların boş yerlerini tamamlamak

    Osmanlı tabiiyetini haiz Müslim diye, yol tezkeresi doldururlardı. - Ömer Seyfettin

  • Yaşını, yılını bitirmek

    Yirmi yaşını dolduralı bir iki seneden fazla olmamıştı. - Orhan Veli Kanık

  • Ses, koku yayılıp kaplamak

    Odanın içini kızarmış bir ekmek kokusu doldurmuştu. - Sait Faik Abasıyanık

  • Belirli bir süreyi kaplamak, almak

    Balıkçılara yardım etmek bütün zamanını doldurmayınca kentin içerilerine, gecekondu mahallelerine gitti. - Ayla Kutlu

[-le]

[mecaz]

  • Canlılık kazandırmak

    Evi sade sesiyle değil vücudu ile de doldurdu. - Haldun Taner

[mecaz]

  • Birini, başkası için kötü düşünecek bir duruma getirmek

    Ah, biliyorum, biliyorum seni o gece doldurdular. - Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Birleşik Kelimeler: doldurboşalt

KOLDAŞLIK

[isim]

  • İş arkadaşlığı