İçinde Oku Bulunan 8 Harfli Kelimeler

İçerisinde OKU olan 8 harfli 25 kelime bulunuyor. İçinde OKU olan 8 karakterli kelime listesi ve kelime anlamları.

Ayrıca, "Oku ile başlayan 8 harfli kelimeler. oku ile biten 8 harfli kelimeler. İçinde olan kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.

YOKUŞSUZ20, DOKUYUCU19, DOKUZGEN19, DOKUZTAŞ18, FOKURDAK18, DOKUMACI17, DOKURCUK16, DOKURCUN16, SOKULGAN15, SOKUŞMAK15, DOKUMALI14, KOKUŞMAK14, TOKURCUN14, TOKUŞMAK14, DOKUNMAK13, DOKUNSAL13, DOKUTMAK13, KOKURDAN12, OKUTULMA12, OKUNULMA12, SOKULMAK12, ANAOKULU11, KOKUTMAK11, ORTAOKUL11, OKUNAKLI11

ANAOKULU

[isim]

[eğitim bilimi]

  • Öğrenim çağına henüz gelmemiş 2-6 yaş arasındaki çocukları okul düzenine hazırlayan eğitim kuruluşu, ana mektebi

KOKUTMAK

[-i]

  • Hoş olmayan bir koku bırakmak

    Sigara elimi kokuttu.

  • Bozulup kokmasına neden olmak, kokuşturmak

    Eti kokutmak.

[mecaz]

  • Bir işi uzatarak çıkmaza sokmak

ORTAOKUL

[isim]

[eskimiş]

  • Öğrencileri genel eğitim yoluyla bir yandan hayata, bir yandan da liseye hazırlayan, genellikle üç yıllık ortaöğretim okulu

    Ortaokulun üçüncü yılına geçince okuldan ayrıldı. - Necati Cumalı

OKUNAKLI

[sıfat]

  • Açık ve düzgün harflerle yazılmış, kolaylıkla okunabilen (yazı)

    Eksik olmasın, bizim vergi dairelerinden okunaklı makbuz alınmaz. - Burhan Felek

KOKURDAN

[isim]

[halk ağzında]

  • Kalkerli ve karstik özelliği ağır basan yerlerde çukurlukları bol, engebeli arazi

OKUTULMA

[isim]

  • Okutulmak işi

OKUNULMA

[isim]

  • Okunulmak işi

SOKULMAK

[-e]

[nesnesiz]

  • Sokma işine konu olmak
  • Girmek

    Yorganın altına sokulmak.

  • Yanaşmak, yaklaşmak

    Aydınlık yüzlü bir kadın, bir mısır pişiricisine sokuldu, taze mısırlardan birisini işaret etti. - Muzaffer Buyrukçu

DOKUNMAK

[-e]

  • Nesnelerin sıcaklık, soğukluk, sertlik, yumuşaklık vb. niteliklerini derinin altındaki sinir uçları aracılığıyla duymak, değmek, el sürmek, temas etmek

    Bir elektrik zilinin düğmesine dokunduk. - Ahmet Haşim

  • Karıştırmak

    Bu kâğıtlara kimse dokunmasın.

[nesnesiz]

  • Almak, kullanmak, el sürmek

    Buğdaydan, bulgurdan ne varsa kimse dokunmuyor, daha zor günlere saklıyordu. - Nezihe Araz

[nesnesiz]

  • Sağlığını bozmak

    Bu yemek bana dokunur. Bu hava dokundu.

  • İnsanın içine işlemek, duygulandırmak, etkilemek, koymak, batmak

    Hiçbir gözyaşının bana onunkiler kadar dokunduğunu hatırlamıyorum. - Reşat Nuri Güntekin

  • İlişkin, ilgili olmak, değinmek

    Eğitim konusuna dokunan bir yazı.

  • Hafifçe değmek

    Rüzgâr estikçe dal antene dokunuyor.

  • Onur, anlayış vb. ile uyuşmaz bir durum ortaya çıkmak

[mecaz]

  • Tedirgin etmek, sataşmak

    Bu karıncaya dokunmayan çocuk o kocaman adamın oracıkta pestilini çıkaracaktı. - Sait Faik Abasıyanık

[nesnesiz]

  • Dokuma işi yapılmak

    Halılar dokundu.

DOKUNSAL

[sıfat]

[biyoloji]

  • Dokunum ile ilgili olan

DOKUTMAK

[-e]

[-i]

  • Dokuma işini yaptırmak

DOKUMALI

[sıfat]

  • Dokuması olan
  • Dokunmuş

    Ayağındaki seyrek dokumalı çorabından utanarak beni önüne doğru itip arkamdan yürüdü. - Falih Rıfkı Atay

KOKUŞMAK

[nesnesiz]

  • Çürüyüp bozularak kötü bir koku çıkarmak, kokmak, taaffün etmek

    Çöpler kokuşmuş.

[mecaz]

  • Kişi, toplum vb. bozularak özelliğini yitirmek, tefessüh etmek

[halk ağzında]

  • Koklaşmak

    Öpüşürken, kokuşurken çıkageldi kocası... - Memduh Şevket Esendal

TOKURCUN

[isim]

  • Dokurcun

    Harmanı kaldırdım birazı kaldı / Tokurcun şalvarım al kanla doldu - Halk türküsü

TOKUŞMAK

[nesnesiz]

[-le]

  • İki şey birbirine çarpmak, çarpışmak
  • Kafa kafaya vuruşmak