İçinde Nı Bulunan 5 Harfli Kelimeler

İçerisinde NI olan 5 harfli 22 kelime bulunuyor. İçinde NI olan 5 karakterli kelime listesi ve kelime anlamları.

Ayrıca, "Nı ile başlayan 5 harfli kelimeler. nı ile biten 5 harfli kelimeler. İçinde olan kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.

NISIF14, SINIF14, KAĞNI13, HINIS12, DANIŞ11, HANIM11, YANIŞ11, SANIŞ10, KANIŞ9, TANIŞ9, SINIR8, SINIK8, YANIK8, YANIT8, KASNI7, KINIK7, SANIK7, TANIM7, KANIK6, KANIT6, TANIT6, TANIK6

KANIK

[sıfat]

[halk ağzında]

  • Kanaatkâr
  • Tokgözlü

KANIT

[isim]

  • Bir şeyin doğruluğu, gerçekliği konusunda kanaat verici belge, delil, iz, argüman

    Kanıtı gazetenin ikinci sayfasındaki damızlık haberiydi. - Çetin Altan

[hukuk]

  • Anlaşmazlık konusu olan şeyde, yargıcın kanılarını oluşturan şey, delil

[mantık]

  • Sonurguya ulaşan bir uslamlamanın dayandığı gerçek, delil

TANIT

[isim]

  • Tanıtlamaya yarayan belge veya herhangi bir şey, beyyine, hüccet

[felsefe]

  • Öne sürülen bir şeyin doğruluğunu göstermede izlenen düşünce süreci

TANIK

[isim]

  • Gördüğünü ve bildiğini anlatan, bilgi veren kimse, şahit

    Aksini söyleyen bir tanık da çıkmamıştı. - Tarık Buğra

[hukuk]

  • Duruşmada bilgisine, görgüsüne başvurulan kimse, şahit

Ata Sözleri ve Deyimler

  • tanık olmak

Birleşik Kelimeler: tanık tepe, yalancı tanık, görgü tanığı

KASNI

[isim]

  • Çadıruşağı, şeytantersi ağacı vb. bitkilerden elde edilen bir zamk

KINIK

[isim]

[tarih]

  • Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri

[isim]

  • İzmir iline bağlı ilçelerden biri

SANIK

[isim]

[hukuk]

  • Suçlu olduğu sanılarak mahkemeye sevk edilmiş kimse, maznun

    Reis, salonu boşalttı ve idam kararını da sanıkların gıyabında okudu. - Necip Fazıl Kısakürek

TANIM

[isim]

  • Bir kavramın niteliklerini eksiksiz olarak belirtme veya açıklama, tarif

    Ama bir yığın kadına uyabilirdi bu tanım. - Yusuf Atılgan

SINIR (Kelime Kökeni: Rumca)

[isim]

  • İki komşu devletin topraklarını birbirinden ayıran çizgi, hudut
  • Komşu il, ilçe, köy veya kişilerin topraklarını birbirinden ayıran çizgi
  • Bir şeyin yayılabileceği veya genişleyebileceği son çizgi, uç

    Bataklığın sınırı. Ormanın sınırı.

  • Bir şeyin nicelik bakımından inebileceği veya çıkabileceği en alt ve en üst yer, limit

    Hele bir de birkaç sünger bulabilse artık mutluluğunun sınırı olmayacaktı. - Halikarnas Balıkçısı

[matematik]

  • Değişken bir büyüklüğün istenildiği kadar yaklaşabildiği durağan büyüklük, limit

[mecaz]

  • Uç, son

Ata Sözleri ve Deyimler

  • sınır çekmek (veya çizmek)
  • sınırlarını (veya sınırını) zorlamak

Birleşik Kelimeler: sınır açı, sınıraşan, sınır boyu, sınır dışı, sınır kapısı, sınır karakolu, sınır taşı, açlık sınırı, akma sınırı, takat sınırı, yaş sınırı, yoksulluk sınırı

SINIK

[sıfat]

[halk ağzında]

  • Kırık, çıkık
  • Yenilmiş, bozguna uğramış

YANIK

[sıfat]

  • Yanmakta olan

    Binada yanık lamba bırakmayın.

  • Yanmış olan

    Yanık soğan kokulu bir buhar odayı dolduruyordu. - Reşat Enis

  • Rengi koyulaşmış

    Kocaman hasır şapkalarının altında sarı saçları uçan, yanık iki genç kız. - Sait Faik Abasıyanık

  • Sıkıntı veya hastalıktan iyi gelişmemiş, kavruk

    Yanık bir çocuk.

  • Verimsiz, kıraç duruma gelmiş olan

[mecaz]

  • Bıkkın, üzüntülü, dertli

[mecaz]

  • Duygulu, dokunaklı, acılı, etkili

    Aşk söyletir en yanık türküleri / Ay buluta girdiği gecelerde - Cahit Sıtkı Tarancı

[isim]

  • Yanmış yer, yanmış olan yerde kalan iz

    Halıdaki yanığı ördürmeli.

[isim]

  • Herhangi bir ısıdan meydana gelen doku bozukluğu

Ata Sözleri ve Deyimler

  • yanık kokmak

Birleşik Kelimeler: yanık rüzgâr, yanık ses, bağrı yanık, karayanık, yüreği yanık, amele yanığı, gece yanığı, güneş yanığı

YANIT

[isim]

  • Cevap

    Türk Eli'nin uluları bu sorulara akıllıca ve gerçekçi yanıtlar bulamıyorlardı. - Nezihe Araz

[kimya]

  • Canlı organizmaların tedavi veya diğer nedenlerle maruz kaldığı maddelere, durumlara karşı gösterdiği tepkime, reaksiyon

Ata Sözleri ve Deyimler

  • yanıt vermek

Birleşik Kelimeler: yanıt hakkı

KANIŞ

[isim]

  • Kanma işi
  • Kanı, kanaat
  • Aldanış, kanma

TANIŞ

[sıfat]

  • Tanıdık (kimse veya yer)

    Birdenbire samimileşiverdi, kırkyıllık tanış olup çıktı. - Tarık Buğra

Ata Sözleri ve Deyimler

  • tanış çıkmak

SANIŞ

[isim]

  • Sanma işi, zannediş