İçinde Nda Bulunan 6 Harfli Kelimeler

İçerisinde NDA olan 6 harfli 25 kelime bulunuyor. İçinde NDA olan 6 karakterli kelime listesi ve kelime anlamları.

Ayrıca, "nda ile biten 6 harfli kelimeler. İçinde olan kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.

BANDAJ19, SONDAJ19, AJANDA17, FONDAN15, VANDAL14, CANDAŞ14, NDAŞ13, YANDAŞ13, HANDAN12, ŞUNDAN12, BUNDAN11, ENDAZE11, KANDAŞ11, NDAN11, CANDAN11, BRANDA10, NDAR10, MUNDAR10, ANINDA9, KUNDAK9, LUANDA9, MANDAR9, MANDAL9, SANDAL9, NDAR8

KİNDAR (Kelime Kökeni: Farsça kīndār)

[sıfat]

  • Öç almak isteyen, kin tutan, kinci, kinli

    Kuru, kemikli yüzü solgun, duruşu ciddi, kara gözleri kindardı. - Kerim Korcan

ANINDA

[zarf]

  • Çabucak

    Ne zaman irkilse ani bir kas seğirmesi gibi neredeyse istem dışı bir itkiyle anında basardı tövbeyi. - Elif Şafak

[sıfat]

  • Aynı anda, o anda yapılan, simultane

KUNDAK

[isim]

  • Yeni doğmuş çocuğu ilk aylarda sıkıca sarıp sarmalamaya yarayan geniş bez

    Kendisine uzattıkları ince ve beyaz bir kundağa sarılmış kızına baktı. - Ömer Seyfettin

  • Bu bezle sarılmış bebek

    Dikmen Yıldızı kundağı kucaklayarak ağır, sarsıntılı adımlarla savcının arkasından yürüdü. - Aka Gündüz

  • Saçları yemeninin içine alıp bağlama

    Baş kundağı.

  • Korunmak için sıkı sıkıya sarılmış şey

    Dutların tomurcukları büyümüş, yaprakları burunlarını kundaklarından çıkarmışlardı. - S. F. Abasıyanık

[isim]

  • Yangın çıkarmak için bir yere konulan tutuşmuş yağlı bez parçası vb.

    Ben şamdanımla evveli kapının önüne yığılan şeyleri, sonra cibinliği, perdeleri, bütün duvarları çeviren kundakları tutuşturacağım. - Halit Ziya Uşaklıgil

  • Tüfek gibi bazı ateşli silahlarda bunları çeşitli yönlere çevirmeye yarayan, namlunun altında bulunan ağaç veya metal bölüm

    Amcası Mustafa geldi eve, ona bir kundağı sedefli tüfek getirdi. - Yaşar Kemal

  • Arabalarda dingil yatağı

[mecaz]

  • Ara bozma, fitne, fesat

Ata Sözleri ve Deyimler

  • kundak sokmak (veya koymak)

Birleşik Kelimeler: çatal kundak

MANDAR (Kelime Kökeni: Rumca)

[isim]

[denizcilik]

  • Gemilerde küçük makara

MANDAL (Kelime Kökeni: Arapça mandāl)

[isim]

  • Kapı vb. şeyleri kapalı tutmaya yarayan, döner tahta veya metal parça
  • İpe serilen çamaşırı tutturmak için kullanılan yaylı kıskaç
  • Ut, kanun, keman vb. çalgıların tellerini geren düğme

Birleşik Kelimeler: çamaşır mandalı, kapı mandalı

[isim]

[halk ağzında]

  • Evlek

SANDAL (Kelime Kökeni: Arapça ṣandal)

[isim]

[bitki bilimi]

  • Sandalgillerden, kerestesi sert ve kokulu bir ağaç (Santalum album)

Birleşik Kelimeler: sandal ağacı

[isim]

  • İnsan taşıyacak biçimde yapılmış, kürekle yürütülen deniz teknesi

    Annesiyle bir sandala binip karşıya geçtiler. - Necip Fazıl Kısakürek

Birleşik Kelimeler: cankurtaran sandalı, tahlisiye sandalı

[isim]

  • Sandalet

BRANDA (Kelime Kökeni: İtalyanca branda)

[isim]

[denizcilik]

  • Ambar kapaklarının veya filikaların üzerine örtülen, muşamba benzeri, su geçirmez, kalın bez, branda bezi
  • Gemilerde tayfa ve erlerin yattığı dikdörtgen biçiminde, astarlanmış bezden yapılan, halatlarla bir yere tutturulan asılı yatak

Birleşik Kelimeler: branda bezi

DİNDAR (Kelime Kökeni: Arapça dīn + Farsça -dār)

[sıfat]

[din bilgisi]

  • Din inancı güçlü, din kurallarına bağlı (kimse), mütedeyyin

    Dualarında hep hayırlı, dindar evlat isterdi. - Ömer Seyfettin

MUNDAR

[sıfat]

[halk ağzında]

  • 343 murdar

BUNDAN

  • bu nedenle

Ata Sözleri ve Deyimler

  • bu abdestle daha çok namaz kılınır
  • bu denli
  • bu kadar
  • bu kadar kusur kadı kızında da bulunur
  • bu minval üzere
  • buna değdi (idi) buna değmedi (idi) demek
  • bunda bir iş var
  • bundan iyisi can sağlığı
  • bu ne perhiz bu ne lahana turşusu!
  • bu sıcağa kar mı dayanır?
  • bu yana

ENDAZE (Kelime Kökeni: Farsça endāze)

[isim]

[eskimiş]

  • 65 santimetrelik uzunluk ölçüsü

    Birader, bir ağızlık kullanıyor, nah, asgari bir endaze boyunda. - Attila İlhan

[mecaz]

  • Ölçü

    Mehmetçiğin makamını şan ve şerefle ölçebilecek, ne bir tartı ne bir endaze ne bir kıyas, ne bir mikyas vardır. - Necip Fazıl Kısakürek

Ata Sözleri ve Deyimler

  • endazeyi kaçırmak
  • endazeyi şaşırmak

KANDAŞ

[isim]

  • Aynı kanı taşıyan, aynı soydan olanlardan her biri

    Asırlarca birbirlerinden ayrı yaşayan kandaşlar... - Falih Rıfkı Atay

ZİNDAN (Kelime Kökeni: Farsça zindān)

[isim]

  • Tutuklu veya hükümlülerin içine konulduğu kapalı yer

[mecaz]

  • Çok karanlık ve sıkıntılı yer

    Bir od düştü yanar tatlı özüme / Dünya zindan görünüyor gözüme - Karacaoğlan

Ata Sözleri ve Deyimler

  • zindan etmek
  • zindan gibi
  • zindan kesilmek
  • zindan olmak

Birleşik Kelimeler: zindandelen

CANDAN

[sıfat]

  • İçten, yürekten, gönülden, samimi

    Candan arkadaşını bir başına bırakıp kaçıyor musun? - Nazım Hikmet

[zarf]

  • İçtenlikle, istekle, ilgiyle

    Onlar da ilk defa candan alkışlamanın o güzel tadını tadıyorlardı. - Tarık Buğra

Birleşik Kelimeler: candan yürekten

HANDAN (Kelime Kökeni: Farsça ḫandān)

[sıfat]

[eskimiş]

  • Şen, neşeli