İçinde Nd Bulunan 6 Harfli Kelimeler

İçerisinde ND olan 6 harfli 73 kelime bulunuyor. İçinde ND olan 6 karakterli kelime listesi ve kelime anlamları.

Ayrıca, "nd ile biten 6 harfli kelimeler. İçinde olan kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.

BANDAJ19, FONDİP19, NDÜZ19, SONDAJ19, ND19, NDER18, AJANDA17, ND17, FINDIK16, NDEN16, FONDAN15, NDEM15, EFENDİ14, GONDOL14, İNDİFA14, PANDÜL14, NDÜS14, VANDAL14, CAND14, ND13, KUNDUZ13, YAND13, ZINDIK13, ÇANDIR12, NDEN12, GRANDİ12, HENDEK12, HANDAN12, PENDİK12, ŞUNDAN12, BUNDAN11, ENDAZE11, ENDİŞE11, İÇİNDE11, KONDOM11, KAND11, ONDÜLE11, ŞANDEL11, YANDIK11, NDAN11, CANDAN11, ALINDI10, BRANDA10, BENDİR10, BENDEN10, NDAR10, DANDİK10, DENDEN10, KONDOR10, MONDEN10, MUNDAR10, SANDIK10, ANINDA9, ENDEKS9, İNDEKS9, KUNDAK9, LONDRA9, LUANDA9, NDER9, MANDAR9, MANDAL9, MENDİL9, SANDAL9, SENDİK9, SENDEN9, TUNDRA9, TANDIR9, TANDEM9, İKİNDİ8, NDAR8, KANDİL8, KENDİR8, TENDER8

İKİNDİ

[isim]

  • Öğle ile akşam arasındaki zaman dilimi

    Akdeniz'in, ikindi güneşiyle kamaşmış büyük mavi meydanına başımı çevirerek gözlerimi çocuklara göstermeden ağladım. - Hamdullah Suphi Tanrıöver

[din bilgisi]

  • İkindi ezanı

[din bilgisi]

  • İkindi namazı

    İkindiyi kıldım.

Ata Sözleri ve Deyimler

  • ikindiden sonra dükkân açmak

Birleşik Kelimeler: ikindi ezanı, ikindi namazı, ikindiüstü, ikindiüzeri, ikindi vakti, ikindi zamanı, kırkikindi

KİNDAR (Kelime Kökeni: Farsça kīndār)

[sıfat]

  • Öç almak isteyen, kin tutan, kinci, kinli

    Kuru, kemikli yüzü solgun, duruşu ciddi, kara gözleri kindardı. - Kerim Korcan

KANDİL (Kelime Kökeni: Arapça ḳindīl)

[isim]

  • İçinde sıvı bir yağ ve fitil bulunan kaptan oluşmuş aydınlatma aracı

    Gece kandili birdenbire sönmüş, oda zifirî karanlık kesilmişti. - Ömer Seyfettin

  • Kandil gecesi

[argo]

  • Çok sarhoş

Ata Sözleri ve Deyimler

  • kandilin yağı tükenmek

Birleşik Kelimeler: kandil çiçeği, kandil çöreği, kandil gecesi, kandil günü, kandil simidi, kandil yağı, gök kandil, kör kandil, top kandil, Berat Kandili, idare kandili, meryemanakandili, Mevlit Kandili, Miraç Kandili, Regaip Kandili

KENDİR

[isim]

[bitki bilimi]

  • Kenevir

[sıfat]

  • Kenevirden yapılmış

TENDER (Kelime Kökeni: Fransızca tender)

[isim]

  • Lokomotifin arkasına bağlanan, gerekli yakıtı, suyu taşıyan vagon

ANINDA

[zarf]

  • Çabucak

    Ne zaman irkilse ani bir kas seğirmesi gibi neredeyse istem dışı bir itkiyle anında basardı tövbeyi. - Elif Şafak

[sıfat]

  • Aynı anda, o anda yapılan, simultane

ENDEKS (Kelime Kökeni: Fransızca index)

[isim]

  • Dizin

    Eserin birinci cildi uzun bir ön sözden sonra ayrıca arkasına koyduğu şerh ve endeksten ibarettir. - Asaf Halet Çelebi

[ekonomi]

  • Gösterge

Birleşik Kelimeler: geçinme endeksi

İNDEKS (Kelime Kökeni: Fransızca index)

[isim]

  • Dizin

[ekonomi]

  • Gösterge

    Fiyat indeksi. Geçim indeksi.

KUNDAK

[isim]

  • Yeni doğmuş çocuğu ilk aylarda sıkıca sarıp sarmalamaya yarayan geniş bez

    Kendisine uzattıkları ince ve beyaz bir kundağa sarılmış kızına baktı. - Ömer Seyfettin

  • Bu bezle sarılmış bebek

    Dikmen Yıldızı kundağı kucaklayarak ağır, sarsıntılı adımlarla savcının arkasından yürüdü. - Aka Gündüz

  • Saçları yemeninin içine alıp bağlama

    Baş kundağı.

  • Korunmak için sıkı sıkıya sarılmış şey

    Dutların tomurcukları büyümüş, yaprakları burunlarını kundaklarından çıkarmışlardı. - S. F. Abasıyanık

[isim]

  • Yangın çıkarmak için bir yere konulan tutuşmuş yağlı bez parçası vb.

    Ben şamdanımla evveli kapının önüne yığılan şeyleri, sonra cibinliği, perdeleri, bütün duvarları çeviren kundakları tutuşturacağım. - Halit Ziya Uşaklıgil

  • Tüfek gibi bazı ateşli silahlarda bunları çeşitli yönlere çevirmeye yarayan, namlunun altında bulunan ağaç veya metal bölüm

    Amcası Mustafa geldi eve, ona bir kundağı sedefli tüfek getirdi. - Yaşar Kemal

  • Arabalarda dingil yatağı

[mecaz]

  • Ara bozma, fitne, fesat

Ata Sözleri ve Deyimler

  • kundak sokmak (veya koymak)

Birleşik Kelimeler: çatal kundak

MİNDER

[isim]

  • İçi yumuşak bir malzeme ile doldurularak dikilen, oturmaya, yaslanmaya yarar şilte

    Derin bir düşünceyle kurulmuştu mindere / Saçlarından tutarak hemen devirdim yere - Faruk Nafiz Çamlıbel

[spor]

  • Yer alıştırmalarında ve atlamalarda, düşmelerin sertliğini gidermek için kullanılan, deri veya kauçuktan yapılmış şilte

[spor]

  • Güreş karşılaşmalarının üzerinde yapıldığı, en az 10 santimetre kalınlığında, 9 metre çapında bir çember çizilmiş olan, çaprazlama köşeleri kırmızı ve mavi renklerle belirlenmiş yaygı

Ata Sözleri ve Deyimler

  • minder çürütmek
  • minderden kaçmak
  • minder dışına atmak

Birleşik Kelimeler: erkân minderi, güreş minderi, köşe minderi, yer minderi

MANDAR (Kelime Kökeni: Rumca)

[isim]

[denizcilik]

  • Gemilerde küçük makara

MANDAL (Kelime Kökeni: Arapça mandāl)

[isim]

  • Kapı vb. şeyleri kapalı tutmaya yarayan, döner tahta veya metal parça
  • İpe serilen çamaşırı tutturmak için kullanılan yaylı kıskaç
  • Ut, kanun, keman vb. çalgıların tellerini geren düğme

Birleşik Kelimeler: çamaşır mandalı, kapı mandalı

[isim]

[halk ağzında]

  • Evlek

MENDİL (Kelime Kökeni: Arapça mendīl)

[isim]

  • Burun ve ter silmekte, el ve yüz kurulamakta kullanılan küçük, kare biçiminde kumaş veya yumuşak, ince kâğıt

    Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol. - Yahya Kemal Beyatlı

  • İçine bazı şeyler konulan kumaş, yağlık

    Sabahleyin erkenden işine gider, akşamüstü elinde dolu mendiliyle evine dönerdi. - Reşat Nuri Güntekin

Ata Sözleri ve Deyimler

  • mendil atmak
  • mendil kadar
  • mendil sallamak

Birleşik Kelimeler: ıslak mendil, kolonyalı mendil

SANDAL (Kelime Kökeni: Arapça ṣandal)

[isim]

[bitki bilimi]

  • Sandalgillerden, kerestesi sert ve kokulu bir ağaç (Santalum album)

Birleşik Kelimeler: sandal ağacı

[isim]

  • İnsan taşıyacak biçimde yapılmış, kürekle yürütülen deniz teknesi

    Annesiyle bir sandala binip karşıya geçtiler. - Necip Fazıl Kısakürek

Birleşik Kelimeler: cankurtaran sandalı, tahlisiye sandalı

[isim]

  • Sandalet

SENDİK (Kelime Kökeni: Fransızca syndic)

[isim]

  • Bir birliğin, ortaklığın veya alacaklılar grubunun haklarını korumakla görevli kimse