İçinde Mev Bulunan Kelimeler

İçinde MEV olan 67 kelime bulunuyor. İçerisinde MEV geçen kelimeler ve kelime anlamları.

Ayrıca, "Mev ile başlayan kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.

15 Harfli Kelimeler

MEVHİBEİİLAHİYE34

13 Harfli Kelimeler

BASÜBADELMEVT29

11 Harfli Kelimeler

MEVLEVİHANE28, MEVZİLENMEK22

10 Harfli Kelimeler

DAĞITIMEVİ28, MEVZUBAHİS28, MEVKUFİYET26, MEVCUDİYET25, MEVLEVİLİK23, DAMITIMEVİ22, MEVZİLENME21

9 Harfli Kelimeler

GÖZLEMEVİ29, MEVSİMSİZ22, MEVLİTHAN20, TÜMEVARIM20, MEVSİMSEL19, ARITIMEVİ18, MEVSİMLİK18, ÜRETİMEVİ18

8 Harfli Kelimeler

DOĞUMEVİ26, TEMEVVÜÇ26, DÖKÜMEVİ25, MEVZUSUZ24, MEVKUFEN22, YAPIMEVİ22, DOYUMEVİ21, GİYİMEVİ21, MEVCUDAT21, BASIMEVİ19, NAMEVCUT19, BAKIMEVİ18, TECİMEVİ18, DİKİMEVİ17, KESİMEVİ16

7 Harfli Kelimeler

MEVLEVİ20, MEVHİBE20, MEVZULU19, MEVZUAT18, EZİMEVİ17, MEVDUAT17, İMAMEVİ15, MEVKUTE15

6 Harfli Kelimeler

MEVSUF21, MEVKUF20, MEVHUM19, MEVCUT17, MEVZUN17, MEVZİİ16, MEVİZE16, CAMEVİ16, CEMEVİ16, DEMEVİ15, MEVSUK15, MEVSİM15, MEVRUT14, MEVLUT14, MEVKUT14, MEVLİT13, MEVALİ13

5 Harfli Kelimeler

MEVZU16, MEV15, MEVDU15, MEVUT13, MEVTA12, MEVLA12, MEV12

4 Harfli Kelimeler

MEVT11

MEVT (Kelime Kökeni: Arapça mevt)

[isim]

[eskimiş]

  • Ölüm

Birleşik Kelimeler: basübadelmevt

MEVTA (Kelime Kökeni: Arapça mevtā)

[isim]

[eskimiş]

  • Ölü, ölmüş kimse

    Kimi mevtasına kefen biçmiyor / Kimi helal rızkı yiyip içmiyor. - Seyrani

MEVLA

[isim]

[din bilgisi]

  • Tanrı

    Bakalım Mevla'm neler eyler, ne eylerse güzel eyler. - Refik Halit Karay

Ata Sözleri ve Deyimler

  • Mevla'sına kavuşmak

[isim]

[eskimiş]

  • Efendi, sahip, malik

Ata Sözleri ve Deyimler

  • mevlasını bulmak

MEVKİ (Kelime Kökeni: Arapça mevḳiʿ)

[isim]

  • Yer, mahal

    Gelibolu civarında Akbaş mevkisinde bir cephane deposu vardı. - Atatürk

  • Makam

    Senelerce devletin yüksek mevkilerinde bulundu. - Yakup Kadri Karaosmanoğlu

  • Bazı ulaşım araçlarında yolculara veya tiyatro, sinema vb. yerlerde seyircilere sağlanan konfora ve bilet ücretlerine göre düzenlenmiş yer

    İkinci mevki sıralar oldukça dolmuş, localardan ise ancak bir ikisi tutulmuş. - Memduh Şevket Esendal

  • Durum

    Hey Allah'ım! Ben ne müşkülatlı bir mevkide kalmışım şimdi. - Osman Cemal Kaygılı

Ata Sözleri ve Deyimler

  • mevkisi olmak

Birleşik Kelimeler: birinci mevki, kilit mevki, lüks mevki, müstahkem mevki

MEVLİT (Kelime Kökeni: Arapça mevlid)

[isim]

  • Hz. Muhammed'in doğumunu, hayatını anlatan mesnevi
  • Bu mesnevinin okunduğu dinî tören

    Daha mevlit bitmeden dört aydır yağmayan yağmur dışarısını sel içinde bıraktı. - Ömer Seyfettin

[eskimiş]

  • Doğma, doğum

[eskimiş]

  • Doğum yeri, insanın doğduğu yer

Birleşik Kelimeler: mevlit alayı, Mevlit Kandili, mevlit şekeri, büyük mevlit ayı, küçük mevlit ayı

MEVALİ (Kelime Kökeni: Arapça mevālī)

[isim]

[tarih]

  • Osmanlı Devleti'nde görev yapan yüksek dereceli ilim adamları

MEVUT (Kelime Kökeni: Arapça mevʿūd)

[sıfat]

[eskimiş]

  • Vadolunmuş, söz verilmiş

MEVRUT (Kelime Kökeni: Arapça mevrūd)

[sıfat]

[eskimiş]

  • Gelen, gelmiş

    Dâhiliye Nezaretinden mevrut telgrafta dahi azimetim bildirilmekte. - Atatürk

MEVLUT (Kelime Kökeni: Arapça mevlūd)

[isim]

[eskimiş]

  • Yeni doğmuş çocuk

MEVKUT (Kelime Kökeni: Arapça mevḳūt)

[sıfat]

[eskimiş]

  • Süreli, periyodik

İMAMEVİ

[isim]

[halk ağzında]

  • Kadınlara özgü cezaevi

MEVKUTE (Kelime Kökeni: Arapça mevḳūte)

[isim]

[eskimiş]

  • Belli zaman aralıkları ile çıkan yayın, süreli yayın, periyodik

DEMEVİ (Kelime Kökeni: Arapça demevī)

[sıfat]

[eskimiş]

[tıp]

  • Kanlı, kanı çok (kimse)

[mecaz]

  • Öfkeli, sinirli

MEVSUK (Kelime Kökeni: Arapça mevs̱ūḳ)

[sıfat]

[eskimiş]

  • Belgeye dayanan, doğru, doğruluğuna güvenilen, sağlam

MEVSİM (Kelime Kökeni: Arapça mevsim)

[isim]

  • Yılın, güneşten ısı, ışık alma süresi ve dolayısıyla iklim şartları bakımından farklılık gösteren dört bölümünden her biri, sezon

    Bütün bir mevsim vur patlasın çal oynasın, eğlenildi. - Sait Faik Abasıyanık

  • Bazı atmosfer olaylarının en çok belirdikleri zaman

    Yağmur mevsimi. Fırtına mevsimi.

  • Herhangi bir ekimin yapıldığı veya bir ürünün yetiştiği dönem

    Kütahya'ya bir kiraz ve Bursa'ya bir şeftali mevsiminde gitmiştim. - Aka Gündüz

  • Herhangi bir şeyin etkinlik dönemi, sezon

    Tiyatro mevsimi.

  • Zaman, dönem, çağ

    Sevda mevsimi gelince kuşlar bin türlü teranelerle minimini göğüslerini yırtarlar. - Reşat Nuri Güntekin

[mecaz]

  • Yaşamın bir bölümü

    Yaşamın kış mevsimi yaşlılıktır.

Birleşik Kelimeler: ölü mevsim, av mevsimi, avlanma mevsimi, yağmur mevsimi