İçinde Lüm Bulunan Kelimeler

İçinde LÜM olan 47 kelime bulunuyor. İçerisinde LÜM geçen kelimeler ve kelime anlamları.

Ayrıca, "Lüm ile başlayan kelimeler. Lüm ile biten kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.

15 Harfli Kelimeler

ÖLÜMSÜZLEŞTİRME34, LÜMLENDİRİLİŞ31, BÖLÜMLENDİRİLME29

14 Harfli Kelimeler

LÜMLENDİRMEK28

13 Harfli Kelimeler

ÖLÜMSÜZLEŞMEK32, BÖLÜMLENDİRME27

12 Harfli Kelimeler

ÖLÜMSÜZLEŞME31

11 Harfli Kelimeler

LÜMLENMEK23, GÜLÜMSETMEK22, MÜSLÜMANLIK19

10 Harfli Kelimeler

ÖLÜMSÜZLÜK27, GÜLÜMSEYİŞ25, BÖLÜMLENİŞ24, BÖLÜMLENME22, BÖLÜMLEMEK22, GÜLÜMSEMEK21, GÜLÜMSETME21

9 Harfli Kelimeler

ÖLÜMLÜLÜK22, BÖLÜMLEME21, GÜLÜMSEME20, ALÜMİNYUM16, LÜMENSAAT13

8 Harfli Kelimeler

LÜMSEL20, GÜLÜMSER18, BÜKLÜM17, MÜSLÜMAN15, TAZALLÜM14, TESELLÜM12, TEKELLÜM11

7 Harfli Kelimeler

ÇÖZÜLÜM24, ÖLÜMSÜZ22, ÖLÜMCÜL21, ÖLÜMÜNE18, ÖLÜMLÜK18, PÜLÜMÜR18, ÖLÜMSEK17, YÜLÜMEK14, SÜLÜMEN13

6 Harfli Kelimeler

ÖLÜM17, BÜKLÜM13, LÜMPEN13, YÜLÜME13, ALÜMİN9

5 Harfli Kelimeler

LÜM16, ZULÜM12, LÜMEN8

4 Harfli Kelimeler

ÖLÜM13

LÜMEN (Kelime Kökeni: Fransızca lumen)

[isim]

[fizik]

  • Işık şiddeti 1 mum olan, eşit dağıtımlı bir nokta kaynağının 1 steradyan içine yayımladığı ışık akısı

Birleşik Kelimeler: lümensaat

ALÜMİN (Kelime Kökeni: Fransızca alumine)

[isim]

[kimya]

  • Suda çözünmeyen, 2050 °C'de eriyen, beyaz bir toz olan alüminyum oksit (Al2O3)

TEKELLÜM (Kelime Kökeni: Arapça tekellum)

[isim]

[eskimiş]

  • Söyleme, konuşma

TESELLÜM (Kelime Kökeni: Arapça tesellum)

[isim]

[eskimiş]

  • Verilen bir şeyi alma, teslim alma

Ata Sözleri ve Deyimler

  • tesellüm etmek

Birleşik Kelimeler: teslim tesellüm

ZULÜM (Kelime Kökeni: Arapça ẓulm)

[isim]

  • Güçlü bir kimsenin yasaya veya vicdana aykırı olarak başkasını uğrattığı kötü durum, kıygı, eziyet, cefa

    Nöbetçinin siyah süngüsü zorbalığın ve zulmün bir timsali gibi gözlerimin önünden geçiyordu. - Hüseyin Cahit Yalçın

Ata Sözleri ve Deyimler

  • zulüm görmek

Birleşik Kelimeler: zulmetmek

LÜMENSAAT (Kelime Kökeni: Fransızca lumen + Arapça sāʿat)

[isim]

[fizik]

  • Işık miktarı birimi lümenlik ışık akısıyla 1 saatte yayılan ışık ölçüsü

SÜLÜMEN (Kelime Kökeni: Arapça suleymānī)

[isim]

[kimya]

  • Ak sülümen

Birleşik Kelimeler: ak sülümen, tatlı sülümen

BÜKLÜM

[isim]

  • Kıvrım

    Yırtılmış atılmış o kâğıtlar ki hayatım / Her parçası, her büklümü üstünde adın var - Mithat Cemal Kuntay

[halk ağzında]

  • Dönemeç, viraj

Birleşik Kelimeler: büklüm büklüm, iki büklüm

LÜMPEN (Kelime Kökeni: Almanca lumpen)

[sıfat]

  • Sınıfsız

[isim]

  • Ayaktakımı

    Turist Ömer gülmeyi unutmamış, horlandıkça iyimserliği pekişmiş bir kesimin simgesidir, lümpenin çaresizliğidir. - Selim İleri

YÜLÜME

[isim]

  • Yülümek işi, tıraş

ÖLÜM

[isim]

  • Bir insan, bir hayvan veya bitkide hayatın tam ve kesin olarak sona ermesi, ahiret yolculuğu, ebedî uyku, emrihak, irtihal, memat, mevt, vefat

    Herhâlde padişah da annesi ve hemşireleri de dostlarının vakitsiz ölümüne karşı çok müteessir olmuşlardı. - Asaf Halet Çelebi

  • Ölme biçimi

    Yanarak ölümü feciydi.

  • İdam cezası

    Ölüme mahkûm oldu.

[ünlem]

  • Ölmesi istenen canlı için kullanılan bir söz

    Zalimlere ölüm!

[mecaz]

  • Sona erme, yok olma, ortadan kalkma

    Küçük sanayinin ölümü.

Ata Sözleri ve Deyimler

  • ölüm Allah'ın emri
  • ölüme koşmak
  • ölüm gibi
  • ölüm hak miras helal
  • ölümle burun buruna gelmek
  • ölümle öç alınmaz
  • ölümle pençeleşmek
  • ölüm ölüm de hırlamaya ne borcum var?
  • ölümü göze almak
  • ölümüne susamak
  • ölümün soluğunu ensesinde duymak (veya hissetmek)
  • ölüm var dirim var

Birleşik Kelimeler: ölüm cezası, ölüm dirim, ölüm döşeği, ölüm emri, ölüm fermanı, ölüm kâğıdı, ölüm kalım meselesi, ölüm korkusu, ölüm oranı, ölüm orucu, ölüm sessizliği, ölüm sigortası, ölüm sükûtu, ölüm tazminatı, bebek ölümü, beşik ölümü

TAZALLÜM (Kelime Kökeni: Arapça taẓallum)

[isim]

[eskimiş]

  • Sızlanma, yakınma

    Bu mektup, manasız edebiyatlar ve tazallümlerden sonra şu satırlarla bitiyordu. - Reşat Nuri Güntekin

Ata Sözleri ve Deyimler

  • tazallüm etmek

YÜLÜMEK

[-i]

[halk ağzında]

  • Vücudun fazla kıllarını ustura ile almak, tıraş etmek

MÜSLÜMAN (Kelime Kökeni: Arapça muslim + Farsça -ān)

[isim]

[din bilgisi]

  • İslam dininden olan kimse, Muhammedî, Müslim, Müselman, mümin

[halk ağzında]

  • İslam dininin kurallarını yerine getiren kimse

[mecaz]

  • Doğru, haktan ayrılmaz kimse

Ata Sözleri ve Deyimler

  • Müslüman mahallesinde salyangoz satmak

Birleşik Kelimeler: Müslüman adam

ALÜMİNYUM (Kelime Kökeni: Fransızca aluminium)

[isim]

[kimya]

  • Atom numarası 13, atom ağırlığı 26,98 olan, 660 °C'de eriyen, gümüş parlaklığında, beyaz, hafif bir element (simgesi Al)

    Alüminyum, mutfak kapları yapımında çok kullanılırdı.

[sıfat]

  • Bu elementten yapılmış

    Biraz sonra bir besleme kız kocaman bir alüminyum ibriği getirdi. - Burhan Felek

Birleşik Kelimeler: alüminyum taşı