İçinde Lgu Bulunan Kelimeler

İçinde LGU olan 49 kelime bulunuyor. İçerisinde LGU geçen kelimeler ve kelime anlamları.

Ayrıca, "Lgu ile biten kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.

15 Harfli Kelimeler

BULGULAYABİLMEK28, BULGULANABİLMEK26

14 Harfli Kelimeler

BULGULAYABİLME27, BULGULANABİLME25, OLGUNLAŞTIRMAK25

13 Harfli Kelimeler

OLGUNLAŞTIRMA24

12 Harfli Kelimeler

DOLGUNLAŞMAK24, SOLGUNLAŞMAK23, BULGURLANMAK21

11 Harfli Kelimeler

BULGURCULUK24, DOLGUNLAŞMA23, SOLGUNLAŞMA22, OLGUNLAŞMAK21, BULGURLANMA20, BULGURLAMAK20, BULGULANMAK20

10 Harfli Kelimeler

BULGULAYIŞ24, BULGURUMSU22, BULGULANIŞ22, EBEBULGURU21, OLGUNLAŞMA20, BULGURLAMA19, BULGULANMA19, BULGULAMAK19, OLGUSALLIK18

9 Harfli Kelimeler

BULGURCUK21, OLGUCULUK20, BULGURLUK18, BULGULAMA18, DOLGUNLUK18, SOLGUNLUK17

8 Harfli Kelimeler

BULGURCU20, DOLGUNCA19, BULGURSU18, BULGURLU17, BULGUSAL17, OLGUNLUK15

7 Harfli Kelimeler

GULGULE17, DOLGULU16, OLGUNCA16, OLGUSAL14

6 Harfli Kelimeler

OLGUCU16, BULGUR14, DOLGUN14, SOLGUN13

5 Harfli Kelimeler

BULGU13, DOLGU13, OLGUN11

4 Harfli Kelimeler

OLGU10

OLGU

[isim]

  • Birtakım olayların dayandığı sebep veya bu sebeplerin yol açtığı sonuç, vakıa

    Bilim yoluyla olguları kavrayıp sıralayabiliriz. - Orhan Hançerlioğlu

  • Varlığı deneyle kanıtlanmış şey

[edebiyat]

  • Edebî eserlerde olayı geliştiren davranış, iş

Birleşik Kelimeler: sosyal olgu, ardışık olgular

OLGUN

[sıfat]

  • Yenecek duruma gelmiş (meyve)

    Oluğun altına bir sepet iri, olgun, renkli şeftali koymuşlar. - Refik Halit Karay

[mecaz]

  • Tamamlanmış, iyice işlenmiş (yazı, düşünce vb.)

[mecaz]

  • Bilgi, görgü ve hoşgörüsü gereği kadar gelişmiş, ağırbaşlı (kimse), kâmil

    Benim bütün cefama olgun adam gibi katlanmasını bilmişti. - Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Birleşik Kelimeler: olgun odun

SOLGUN

[sıfat]

  • Rengini, tazeliğini, canlılığını veya parlaklığını yitirmiş olan, solmuş

    Öyle solgun, öyle zayıftı ki bir yolcudan ziyade bir hastaya benziyordu. - Orhan Seyfi Orhon

BULGU

[isim]

  • Var olduğu hâlde bilinmeyeni bulup ortaya çıkarma işi ve bu işin sonunda elde edilen şey
  • Araştırma verilerinin çözümlenmesinden çıkarılan bilimsel sonuç, netice

[tıp]

  • Vücuttaki işlevsel bir bozukluğun veya hastalığın belirlenmesine yarayan, hekimin saptadığı işaret

DOLGU

[isim]

  • Bir oyuğun, bir kovuğun içine doldurulan madde

    Diş dolgusu.

  • Toprak doldurma işlemi
  • Bu işlemin sonucu

[madencilik]

  • Cevher alınmasından sonra oluşan boşlukların doldurulma işleminde kullanılan taş, toprak vb. malzeme

Ata Sözleri ve Deyimler

  • dolgu yapmak

Birleşik Kelimeler: dolgu maddesi, taş dolgu, baca dolgusu

OLGUSAL

[sıfat]

  • Olguya ilişkin

BULGUR

[isim]

  • Kaynatılıp kurutulduktan ve kabuğu çıkarıldıktan sonra kırılan buğday
  • Sert ve ufak taneler durumunda yağan kar, ebebulguru

Birleşik Kelimeler: bulgur çorbası, bulgur pilavı, ebebulguru

DOLGUN

[sıfat]

  • Dolarak biçimi yuvarlaklaşmış

    Dolgun yastık.

  • Balıketinde

    Dolgun karnını güçlükle taşıyan genç bir kadın gelip oturdu. - Burhan Felek

  • Çok, bol, fazla, yüksek (ücret, para vb.)

    İlk işi babasını memnun etmek için ona dolgun bir maaşa geçtiğini yazmak olmuş. - Abdülhak Şinasi Hisar

  • Şişkin

    Sigaradan sararmış dişleriyle dolgun dudaklarını kemiriyor. - Ahmet Ümit

[mecaz]

  • Öfke, kızgınlık, kırgınlık vb. duygularla dolu

    Müftüye karşı adamakıllı dolgundu. - Reşat Nuri Güntekin

Birleşik Kelimeler: dolgun maaş, dolgun ücret, etine dolgun

OLGUNLUK

[isim]

  • Meyvelerin olgun, yenilebilir olma durumu

[mecaz]

  • İnsanların bilgi, görgü ve hoşgörü bakımından gereği kadar gelişmiş olma durumu, yetkinlik, kemal

    Yüzündeki incelik, olgunluk onu bambaşka seviyede bir erkek gösteriyor. - Halide Edip Adıvar

Birleşik Kelimeler: olgunluk çağı, olgunluk imtihanı, olgunluk yaşı

DOLGULU

[sıfat]

  • İçinde dolgu maddesi olan, doldurulmuş

OLGUNCA

[sıfat]

  • Olgun gibi, olguna benzer

[zarf]

  • (olgu'nca) Olgun gibi, olguna benzer bir biçimde

OLGUCU

[sıfat]

[felsefe]

  • Olguculukla ilgili olan, olguculuk yanlısı, pozitivist

SOLGUNLUK

[isim]

  • Solgun olma durumu

BULGURLU

[isim]

[şaka yollu]

  • `Bu kadar süslenmeye gerek yok`anlamındaki Bulgurlu'ya gelin mi gidecek deyiminde geçen bir söz

[sıfat]

  • Bulguru olan

Birleşik Kelimeler: bulgurlu köfte

BULGUSAL

[sıfat]

  • Bulguyla ilgili, bulguya ait

Birleşik Kelimeler: bulgusal yöntem