İçinde Leke Bulunan Kelimeler

İçinde LEKE olan 27 kelime bulunuyor. İçerisinde LEKE geçen kelimeler ve kelime anlamları.

Ayrıca, "Leke kelimesinin anlamı nedir? Leke ile başlayan kelimeler. Leke ile biten kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.

15 Harfli Kelimeler

MÜSTEMLEKECİLİK23

14 Harfli Kelimeler

MEMLEKETSİZLİK20

13 Harfli Kelimeler

MEMLEKETÇİLİK18

12 Harfli Kelimeler

MÜSTEMLEKE20

11 Harfli Kelimeler

MEMLEKETSİZ17

10 Harfli Kelimeler

ÇİLEKEŞLİK16, MÜSTEMLEKE15, MEMLEKETÇİ15, LEKESİZLİK14, MEMLEKETLİ12, LEKELENMEK11, LEKELETMEK11

9 Harfli Kelimeler

LEKECİLİK12, LEKELETME10, LEKELENME10, LEKELEMEK10

8 Harfli Kelimeler

MEMLEKET10, LEKELEME9

7 Harfli Kelimeler

FEZLEKE16, ÇİLEKEŞ13, LEKESİZ11, YELEKEN9

6 Harfli Kelimeler

LEKE9, MELEKE7, LEKE6, TELEKE6

4 Harfli Kelimeler

LEKE4

LEKE (Kelime Kökeni: Farsça leke, lekke)

[isim]

  • Kirliliği gösteren iz

    Adi madenî kol düğmeleri bunları yeşilimtırak bir leke ile kirletirdi. - Abdülhak Şinasi Hisar

  • Bir yüzeyde türlü sebepler dolayısıyla oluşan farklı renk

    Kuyruğunun ucu ile alnının orta yerinde beyaz lekeler vardı. - Ömer Seyfettin

[biyoloji]

  • Vücudun herhangi bir yerinde oluşan değişik renk

[mecaz]

  • Yüz kızartacak durum, namussuzluk, kara, şaibe

    Kendi vicdanında kendi durumunu düzeltmek, geçmişin lekesini yıkamak istiyordu. - Halide Edip Adıvar

[gök bilimi]

  • Güneş, ay, yıldız veya herhangi bir gezegenin parlak yüzeyinde görülen karanlık bölüm

Ata Sözleri ve Deyimler

  • leke etmek
  • leke getirmek
  • leke olmak
  • leke sürmek

Birleşik Kelimeler: Güneş lekeleri, güneş lekesi, sandık lekesi

LEKELİ

[sıfat]

  • Herhangi bir sebeple üzerinde leke oluşmuş, lekesi olan

    Armutların en fenası, en kavruk, en lekeli ve en hamı bile asildir. - Refik Halit Karay

[mecaz]

  • Kötü tanınmış, lekelenmiş

Birleşik Kelimeler: lekeli humma

TELEKE

[isim]

[halk ağzında]

  • Uzun ve sert kanat telekleri

MELEKE (Kelime Kökeni: Arapça meleke)

[isim]

  • Tekrarlama sonucu kazanılan yatkınlık, alışkanlık

    Bütün melekelerim yerinde olduğu hâlde kendimde değildim. - Necip Fazıl Kısakürek

[ruh bilimi]

[felsefe]

  • Yeti
  • Yelken makarası

LEKELEME

[isim]

  • Lekelemek işi

[mecaz]

  • Namusa dokunur bir suç yükleme, iftira etme

    Eski müdürlerini her gittikleri yerde olmadık iftiralarla lekelemeye çalışıyorlardı. - Haldun Taner

YELEKEN

[sıfat]

[halk ağzında]

  • Havadar

LEKECİ

[isim]

[eskimiş]

  • Kuru temizleme yapan, kuru temizleyici

    Fahim Bey bütün bunları lekeciye temizletip yine giyermiş. - Abdülhak Şinasi Hisar

Birleşik Kelimeler: lekeci kili

LEKELETME

[isim]

  • Lekeletmek işi

LEKELENME

[isim]

  • Lekelenmek işi

[mecaz]

  • Adı kötüye çıkma

LEKELEMEK

[-i]

  • Bir şeyi kirletmek, bir şey üzerinde leke oluşturmak

    Kumaşı lekelemek.

[mecaz]

  • Birine, namusa dokunur bir suç yüklemek

    Durup dururken bir genci lekelemek güzel bir şey değil. - Çetin Altan

MEMLEKET (Kelime Kökeni: Arapça memleket)

[isim]

  • Bir devletin egemenliği altında bulunan toprakların bütünü, ülke
  • Bir kimsenin doğup büyüdüğü yer, şehir, yurt

    Memleket isterim / Ne başta dert ne gönülde hasret olsun - Cahit Sıtkı Tarancı

  • İklim ve üretim bakımından ele alınan bölge

    Lübnan portakal, turunç, hurma ve muz memleketiydi. - Refik Halit Karay

Birleşik Kelimeler: memleket havası, memleketler arası

LEKELENMEK

[nesnesiz]

  • Leke oluşmak

[mecaz]

  • Kötü tanınmak

LEKELETMEK

[-i]

  • Lekeli duruma getirmek

LEKESİZ

[sıfat]

  • Lekesi olmayan, tertemiz

    Ayşe'nin güneşli yanık ayakları, lekesiz pembe halıya gömülüyordu. - Cahit Uçuk

[mecaz]

  • Namuslu

MEMLEKETLİ

[isim]

  • Aynı memleketten olan kimse, toprak, yerdeş, hemşehri

    Süleyman, çavuşun memleketlisi olduğundan bu gibi teklifsizliklere kendinde hak görürdü. - Haldun Taner

  • Memleket halkı