İçinde Kuk Bulunan Kelimeler

İçinde KUK olan 23 kelime bulunuyor. İçerisinde KUK geçen kelimeler ve kelime anlamları.

Ayrıca, "Kuk ile başlayan kelimeler. Kuk ile biten kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.

11 Harfli Kelimeler

HUKUKSUZLUK23, KUKULETASIZ18

10 Harfli Kelimeler

HUKUKÇULUK21, KUKLACILIK16, KUKULETALI13

9 Harfli Kelimeler

KUKLAVARİ16, CİMBAKUKA16

8 Harfli Kelimeler

HUKUKSAL15, MAHKUKAT14, TAHAKKUK13, MESKUKAT11, KUKLALIK10, KUKULETA10

7 Harfli Kelimeler

HUKUKÇU17, HUKUKEN13, KUKLACI12

6 Harfli Kelimeler

HUKUKİ12, MAHKUK12, MEŞKUK11, BURKUK10

5 Harfli Kelimeler

HUKUK11, KUKLA6

4 Harfli Kelimeler

KUKA5

KUKA (Kelime Kökeni: Rumca)

[isim]

  • Dantel veya nakış ipliği yumağı
  • Taş, konserve kutusuna benzer nesnelerle oynanan bir çocuk oyunu

[isim]

  • Tespih, sigara ağızlığı vb.nin yapımında kullanılan, siyah veya sütlü kahve renginde Hindistan cevizi kökü

[sıfat]

  • Bu kökten yapılan

    Pek kıymetli olan ve hemen daima ellediği siyah kuka bir tespihle dolaşırdı. - Abdülhak Şinasi Hisar

KUKLA (Kelime Kökeni: Rumca)

[isim]

  • Hareketli yerleri iplikle sanatçının parmaklarına bağlanarak veya eldiven gibi bir kesiti kullanarak bir perdenin üzerinden oynatılan, bez, karton vb. hafif nesnelerden yapılmış insan ve hayvan figürleri

    Salıncağın üzerindeki kızlar, iki zarif kukla gibi fıldır fıldır dönüyorlardı. - Osman Cemal Kaygılı

  • Ayakları olmayan, alttan içine el sokularak oynatılan çeşitli nesnelerden yapılmış bebek
  • Bu bebeklerle oynatılan oyun

[mecaz]

  • Başkasının etkisinde olan, onun isteklerine göre davranan (kimse)

    Onu da kılıbık bir koca gibi kukla yapar oynatırım. - Etem İzzet Benice

Ata Sözleri ve Deyimler

  • kukla gibi
  • kukla gibi oynatmak

Birleşik Kelimeler: kukla hükûmet, kukla oyunu, kukla tiyatrosu

KUKLALIK

[isim]

  • Başkasının isteğine göre davranma

KUKULETA (Kelime Kökeni: İtalyanca cocoletta)

[isim]

  • Yağmur, soğuk vb. dış etkilere karşı başa geçirilen, giysiye dikili veya ayrı olarak kullanılan başlık

BURKUK

[sıfat]

  • Burkulmuş olan
  • Hafif eğri

    Çayları dağıtan çocuk saat takındığı kolunu burkuk tutuyor; herkes görsün, ilk kol saatini. - Adalet Ağaoğlu

MESKÛKÂT (Kelime Kökeni: Arapça meskūkāt)

[isim]

[eskimiş]

  • Sikkeler, metal paralar

MEŞKÛK (Kelime Kökeni: Arapça meşkūk)

[sıfat]

  • Şüphe uyandıran, şüpheli

    Biz her gün gazeteler yüzünden hem doğruluğu hem cinsi meşkûk birçok şeyler duyup öğreniyoruz. - Abdülhak Şinasi Hisar

HUKUK (Kelime Kökeni: Arapça ḥuḳūḳ)

[isim]

  • Toplumu düzenleyen ve devletin yaptırım gücünü belirleyen yasaların bütünü, tüze

    Hukuk daima âdetlerin peşinden gider, önüne geçmez. - Peyami Safa

  • Bu yasaları konu alan bilim

    Kaldı ki böyle bir hareket, milletlerarası hukuka taban tabana zıttı. - Yakup Kadri Karaosmanoğlu

  • Yasaların ceza ile ilgili olmayıp alacak verecek vb. davaları ilgilendiren bölümü

    Hukuk davası. Hukuk mahkemesi.

  • Haklar

    Hukukumdan vazgeçmem.

[mecaz]

  • Ahbaplık, dostluk

    Hukukumuz doktor hasta ilişkisinden daha önemlisi kişiseldir, eski dostuz. - Aydın Boysan

Birleşik Kelimeler: asliye ceza mahkemesi, asliye hukuk mahkemesi, sulh hukuk mahkemesi, pozitif hukuk, tabii hukuk, yazılı hukuk, aile hukuku, amme hukuku, ceza hukuku, deniz hukuku, hava hukuku, idare hukuku, İslam hukuku, kamu hukuku, kilise hukuku, teamül hukuku, toprak hukuku, usul hukuku, uzay hukuku

KUKLACI

[isim]

  • Kukla oynatan veya yapıp satan kimse

    O aksi kuklacı ile az kalsın kavga edecekmiş. - Sermet Muhtar Alus

HUKUKİ (Kelime Kökeni: Arapça ḥuḳūḳī)

[sıfat]

[hukuk]

  • Tüzel

Birleşik Kelimeler: hukuki metroloji

MAHKÛK (Kelime Kökeni: Arapça maḥkūk)

[sıfat]

[eskimiş]

  • Kazılmış, hakkedilmiş

KUKULETALI

[sıfat]

  • Kukuletası olan

TAHAKKUK (Kelime Kökeni: Arapça taḥaḳḳuḳ)

[isim]

  • Gerçekleşme, yerine gelme

Ata Sözleri ve Deyimler

  • tahakkuk etmek
  • tahakkuk ettirmek

HUKUKEN (Kelime Kökeni: Arapça ḥuḳūḳen)

[zarf]

  • Hukuksal olarak

    İstanbul civarının dağını taşını bir göz oda yaparak hukuken işgal hakkı kazanmak, uygarlık gereği midir? - Aydın Boysan

MAHKÛKÂT (Kelime Kökeni: Arapça maḥkūkāt)

[isim]

[eskimiş]

  • Kazılmış, hakkedilmiş şeyler