İçinde Kma Bulunan 6 Harfli Kelimeler
İçerisinde KMA olan 6 harfli 25 kelime bulunuyor. İçinde KMA olan 6 karakterli kelime listesi ve kelime anlamları.
Ayrıca, "kma ile biten 6 harfli kelimeler. İçinde olan kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.
ÇIKMAZ14,
KAKMAK
- İtmek, vurmak
- Kakma yapmak
-
Vurarak dar bir yere sokmak
Kimi duvarlarına renkli taşlar kaktı. Kimi bahçesine ağaç dikti. - Lâtife Tekin
Birleşik Kelimeler: ağaçkakan, kuyrukkakan
KALKMA
-
Kalkmak işi
Sabahları erken kalkmayı sevmeyen, gece geç yatan gececi kişilerdensiniz. - Tomris Uyar
TAKMAK
-
Bir şeyi başka bir yere uygun bir biçimde tutturmak, iliştirmek, geçirmek
Gözlüğünü takıp masaya eğildi. - Refik Halit Karay
-
Düğün vb. törenlerde takı armağan etmek
Geline pırlanta yüzük takmışlar.
-
Ad, lakap koymak
Ona bu adı kim takmıştır, ne zaman takmıştır, bilemiyor. - Haldun Taner
-
Kuşanmak
Kılıç takmak.
-
Kendisiyle birlikte götürmek, yanına almak veya arkasından izletmek
Arabaya hafiye kıyafetinde polis memurları da takıyorlar. - Yusuf Ziya Ortaç
-
Biriyle olumsuz olarak uğraşmak
Matematik öğretmeni ona taktığı için dersten kaldı.
-
Borç bırakmak
Bu eve asilzadelerin biri girip öteki giderdi. Giden kirayı takar, gelen ortalığı kasıp kavururdu. - Peyami Safa
-
Önemsemek, önem vermek, tınmak
Dün koskoca bir mebus kızıyken, bir zamanların Şalvarlı Nuriyesi'ni takar mıyım? - Adalet Ağaoğlu
-
Sınavını başaramamak
Bütün derslerden takarak sınıfta kaldı.
Ata Sözleri ve Deyimler
- takıp takıştırmak
Birleşik Kelimeler: asım takım, bultak
TEKMAN
- Erzurum iline bağlı ilçelerden biri
KOKMAK
-
Koku çıkarmak
Her gelişinde üzeri yabancı lavantalar kokuyor. - Hüseyin Rahmi Gürpınar
-
Çürüyüp bozularak kötü bir koku çıkarmak, kokuşmak
Bir çadıra konmuş, ağzı odunla açık tutulan bu köpek balığı kokuncaya kadar halka gösterildi. - Selçuk Erez
-
Olacağıyla ilgili belirtiler göstermek, olacağı hissedilmek
Ortalık savaş kokuyordu.
-
Kokusu gelmek
Kızartma kokmuştur, hemen biraz ye.
- Koklamak
Birleşik Kelimeler: kokar ağaç
KORKMA
-
Korkmak işi
İnsanların korkması icap eden en büyük felaket, kötü ahlaktır. - Samiha Ayverdi
KIRKMA
- Kırkmak işi
- Ucu kesilip alnın üstüne bırakılan saç
SARKMA
- Sarkmak işi
TIKMAK
-
İterek, zorla, aceleyle sokmak
Her birinin ağzına avucundaki et parçasını tıktı. - Falih Rıfkı Atay
-
Sokmak
Hesap kitap, müfettiş derken Aslan'ı kafese tıkmışlar. - Memduh Şevket Esendal
Birleşik Kelimeler: tıka basa
TOKMAK
-
Ağaçtan yapılmış iri çekiç
Hallaç geniş, kocaman tırnaklı elleriyle hâlâ tokmak sallıyordu. - Sait Faik Abasıyanık
- Kapıya asılı duran ve kapıyı çalmaya yarayan, türlü biçimlerde metal parça
-
Kapı kolu yerinde bulunan ve kapıyı açmaya yarayan topuz
Kapının tokmağını çevirdi, kapı kilitli değildi, açılıverdi. - Çetin Altan
- Dibekte dövme işi için kullanılan ağaçtan araç
-
Davul vb. vurmalı çalgıları çalmakta kullanılan ve çalgının bir parçası olan araç
Alın tokmağı vurun davula, sabahın ilk saatlerinde sesi başka çıkar. - Haldun Taner
Ata Sözleri ve Deyimler
- tokmak gibi
Birleşik Kelimeler: tokmakbaş, tokmak tokmak, kapı tokmağı
BAKMAK
-
Bakışı bir şey üzerine çevirmek
Zamanla nasıl değişiyor insan / Hangi resmime baksam ben değilim - Cahit Sıtkı Tarancı
- Aramak
-
Bir şeyin yüzü bir yöne doğru olmak
Limana bakan penceresinden deniz görünürdü. - Orhan Veli Kanık
- Bir şeyin gelişmesi veya iyi bir durumda kalması için emek vermek
-
Beslemek, geçindirmek
Üç çocuklu bir aileye bakıyor.
-
Bir iş birinden beklenmek
Evin bütün işleri bana bakıyor.
- Hastayı muayene etmek
- Tedavi etmek için ilgilenmek
-
Yoklamak, incelemek, denemek
Git bak bakalım, evdeler mi? Şu hesaba sen de bak. Yemeğin tadına bakar mısınız?
-
Bir işi yapmak, bir işi yapmakla görevli olmak
Pasaport işine polis bakar.
-
İlgilenmek
Baktılar, ettiler, ilaç, tedavi, faydası olmadı. - Erhan Bener
-
Uğraşmak, meşgul olmak
Çocuğum, sen derslerine bak.
-
Yapılabilmesi bir şeye bağlı bulunmak
Bu iş beş bin liraya bakar.
- Gözetmek, korumak
-
Renklerde benzemek, andırmak
Bu kumaşın rengi yeşile bakıyor.
-
Anlamak, farkına varmak
Bazı akşamlar bakarım Halil savuşur, nereye gittiğini de kimseye söylemez. - Memduh Şevket Esendal
-
Başka bir şeyle ilgilenmeyip elindeki veya önündeki işle uğraşır olmak
Yemeğini yemene bak! Vaktini boş geçirmemeye bak!
Ata Sözleri ve Deyimler
- bak!
- bakalım (veya bakayım)
- bakan göze bağ olmaz
- bakan yemez, kapan yer
- bakar mısınız?
- bakarsan bağ olur, bakmazsan dağ olur
- bakarsın
- bak bak!
- bak hele!
- bakılsa
- bakmakla usta olunsa köpekler kasap olurdu
- bakma sen
- baksana! (veya baksanıza!)
- baktıkça alır
- baktın kar havası, eve gel kör olası
Birleşik Kelimeler: günebakan, aynabakar
SOKMAK
- İçine veya arasına girmesini sağlamak
-
Bir yere girmesini sağlamak, içeri almak
Bizi içeriye aldı ve küçük bir odaya soktu. - Falih Rıfkı Atay
- Bıçak, çakı, iğne vb. batırmak, saplamak
-
Böcek, zehirli hayvan iğnesini batırmak veya ısırmak, zehirlemek
Otların arasında bacaklarını yılan sokar. - Reşat Nuri Güntekin
-
Yasak bir malı gizlice getirmek veya götürmek
Ülkeye kaçak eşya sokmak.
-
Belli etmeden kötü bir malı vermek
Satıcı, elmaların çürüklerini sokmuş.
-
Konuşma sırasında bir sözü, soruyu veya düşünceyi söyleyivermek
Asım fikrini birçok sözlerle sağlamlamaya uğraşırken araya: -Olmaz mı? Ne dersiniz?- gibi sualler soruyor, cevap istiyordu. - Refik Halit Karay
- Dokunaklı, kırıcı veya acı söz söylemek
Birleşik Kelimeler: baldırsokan
SOKMAN
- Bir çeşit uzun konçlu çizme
SIKMAK
-
Çevresine sarılarak veya bir şey sararak çepeçevre basınç altına almak
Yalnız kalan kadın titriyor, hıçkırarak kucağındaki yavrusunu sıkıyor. - Ömer Seyfettin
-
Bir şeyin suyunu, yağını, sıvı kısmını basınçla çıkarıp akıtmak
Limon sıkmak. Üzüm sıkmak.
-
Dar gelmek
Belimi sıktı kemer - Halk türküsü
-
Basınçlı bir araçla fışkırtmak, püskürtmek
Yangına su sıkmak.
-
Silahla ateş etmek
Küçük hanım, tabancayı kalbine sıkmak istemiş. - Hüseyin Rahmi Gürpınar
-
Baskı altına almak, üzmek, bunaltmak, zorlamak
Çocuğu çok sıkıyorlar.
-
Sıkıntı vermek
İhtimal inanmayacaksınız. Fakat ben sizi sıkmamak için uzatmayarak anlatacağım. - Ömer Seyfettin
- Yalan söylemek
Ata Sözleri ve Deyimler
- sıkıp suyunu çıkarmak
YAKMAK
- Kına, yakı vb.ni koymak, sürmek
-
Yanmasını sağlamak veya yanmasına yol açmak, tutuşturmak
Kendi sigarası için yaktığı kibriti bana uzattı. - Falih Rıfkı Atay
-
Ateşle yok etmek
Çöpleri yakmak.
-
Işık vermesini sağlamak
Mavi ışıklı ispirto lambalarını yakarlar. - Sait Faik Abasıyanık
-
Isı etkisiyle zarar vermek
Eteği ütülerken yaktı.
-
Keskin, sert ve ısırıcı bir duyum vermek
Biber ağzı yakar.
-
Yanıyormuş gibi bir etki yapmak
Hekime daima şarabın midelerini yaktığından bahsederler. - Falih Rıfkı Atay
-
Kurutmak, zarar vermek
Fırtına ekinleri yakmıştı. - Sait Faik Abasıyanık
-
Çok sıcak olmak
Bugün güneş yakıyor.
-
Karartmak
Güneşte vücudunu yaktı.
-
Çok üşütmek
Soğuk rüzgâr insanın yüzünü yakıyor.
- Tedavi etmek amacıyla doku, damar vb. dağlamak
- Silahla vurmak
-
Yıkıma, zarara yol açmak, büyük bir zarara uğratmak, mahvetmek
Gözü mavi, boyu kısa, kendi muhacir olmasın. Ne olursa olsun makbulüm. Aman bu üçüne dikkat et. Beni yakma. - Ömer Seyfettin
- Güçlü sevgi uyandırmak
-
Zamanında kullanılmadığından hükmünü yitirmek
Biletini ve tatilini yaktı.
Ata Sözleri ve Deyimler
- yakıp yıkmak
Birleşik Kelimeler: yakan top, yakar top
- Türkü, ağıt vb. düzenlemek, bestelemek