İçinde Km Bulunan 8 Harfli Kelimeler

İçerisinde KM olan 8 harfli 24 kelime bulunuyor. İçinde KM olan 8 karakterli kelime listesi ve kelime anlamları.

Ayrıca, "İçinde olan kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.

GÖZÜKMEK24, PEKMEZCİ19, ÇAKMAKÇI16, GECİKMEK16, KMETME16, PEKMEZLİ16, LOKMACIK14, TOKMAKÇI14, ÇIRAKMAN13, ÇAKMAKLI13, DOLUKMAK13, EKMEKSİZ13, GEREKMEK13, KMETLİ13, BIRAKMAK12, ÇEKMELİK12, SIKMALIK12, YAKMALIK12, BİRİKMEK11, KMELİK11, KANIKMAK10, KARIKMAK10, AKMANTAR9, EKMEKLİK9

AKMANTAR

[isim]

[bitki bilimi]

  • Tadı güzel ve besleyici bir tür mantar, keçi mantarı (Agaricus campestris)

EKMEKLİK

[isim]

  • İçine ekmek konulan kap

[sıfat]

  • Ekmek yapmaya yarayan veya ayrılan

    Un da beş altı ekmeklik. - Orhan Kemal

[argo]

  • Oyunda her zaman yenilerek kendisinden para kazanılan kimse

KANIKMAK

[-e]

[halk ağzında]

  • Kanmak, gönlü kanmak

KARIKMAK

[nesnesiz]

[halk ağzında]

  • Göz fazla ışıktan kamaşmak
  • Göz kar yağmış bir alana bakmaktan kamaşmak

BİRİKMEK

[nesnesiz]

  • Toplanıp yığılmak

    Bu nedenle karısının gözlerinde biriken öfkenin farkına varmadı. - Lâtife Tekin

  • Bir araya gelmek, toplanmak
  • Birbirine eklenip çoğalmak

    Sana verilecek havadislerim birikti. - Peyami Safa

DİKMELİK

[isim]

  • Fidanlık

BIRAKMAK

[-i]

  • Elde bulunan bir şeyi tutmaz olmak

[nesnesiz]

  • Koymak

    Mermer masaya bir yirmi beşlik bıraktı. - Tarık Buğra

  • Bir işi başka bir zamana ertelemek

    Gezmeyi haftaya bıraktık.

  • Unutmak

    Acaba eldivenlerimi nerede bıraktım?

  • Bulunduğu yeri veya durumu değiştirmemek
  • Saklamak, artırmak

    Paranın bir kısmını bırakırsan rahat edersin.

  • Bir işin sorumluluğunu, yükümlülüğünü başkasına vermek, görevlendirmek

    Cemal Paşa'da anlamadığı işi ehline bırakmak meziyeti vardı. - Falih Rıfkı Atay

[nesnesiz]

  • Engel olmamak

    Bırak, burasını benim defterimden okuyayım. - Ömer Seyfettin

  • Sarkıtmak

    Saçlarını omzuna bırakmış.

[nesnesiz]

  • Ölen, ayrılan birinden iş, kişi, nesne vb. şeyler kalmak

    Hayata gözlerini kaparken ardında yedi yaşında bir oğul, on iki yaşında bir kız bırakıyordu. - Cahit Uçuk

  • Bir alışkanlıktan veya bir işten vazgeçmek

    Gerçekten sigarayı bıraktı, bıraktı ama huzuru da sükûnu da kalmadı. - Halide Edip Adıvar

[nesnesiz]

  • Uğraşmaz olmak, artık uğraşmamak

    Bu yazarın bir de Fransızca kitabını almıştım ama sıkılmış bırakıvermiştim. - Refik Halit Karay

[nesnesiz]

  • Bıyık veya sakal uzatmak

[nesnesiz]

  • Özgürlük vermek, hürriyetine kavuşmasını sağlamak

    Bıraksam acaba beyaz bir çift güvercin gibi uçarlar mı? - Refik Halit Karay

  • Boşamak

    Bıraktıkları zevcelerini yine canları isterse tekrar alabilirler. - Ömer Seyfettin

  • Kötü bir durumda terk etmek
  • Ayrılmak, terk etmek

    Mahalle arasındaki küçük dükkânını bırakarak karısını, şehrin başka bir tarafında bir eve yerleştirdi. - Peyami Safa

  • Sınıf geçirmemek, döndürmek

    Öğretmen üç tembel çocuğu bıraktı.

[-e]

  • Bir pazarlıkta, belli bir fiyata vermeyi kabul etmek

    Başkalarına on ikiye veriyoruz ama sana onar kuruştan bırakayım. - Memduh Şevket Esendal

[-e]

[-i]

  • Bakılmak, korunmak için vermek

    Eşyamı size bırakacağım.

[nesnesiz]

  • Yanına almamak, yanında götürmemek

    Telgrafhanede bir zabit bırakarak işinin başına gitmesini rica ettim. - Atatürk

[-e]

[-i]

  • Sahiplik hakkını başkasına vermek

    Bizim komşu bütün malını Kızılay'a bırakmış.

[nesnesiz]

  • Yapışık olan bir şey yapışıklıktan kurtulmak

[nesnesiz]

  • Bulunduğu veya dokunduğu yerde bir şey oluşturmak, meydana getirmek

    İz bırakmak. Leke bırakmak.

Ata Sözleri ve Deyimler

  • bırak Allah'ını seversen
  • bırak ki
  • bıraktığı (veya bağladığı) yerde (veya çayırda) otlamak

ÇEKMELİK

[isim]

  • Yemeni vb. giyeceklerde, ayağın daha rahat girmesi için topuk üzerinde bulunan uzun çıkıntı

    Adam, topukların ucundan yükselen çekmeliklere geçirilmiş kınnaplara bağlı yemenileri omzunun iki yanından sarkıttı. - Ayla Kutlu

SIKMALIK

[sıfat]

  • Sıkılmaya elverişli

    Sıkmalık portakal.

YAKMALIK

[isim]

  • Yakmaya ayrılmış yakacak
  • Ölülerin yakıldığı yer, krematoryum

ÇIRAKMAN

[isim]

  • Üzerinde meşale yakılan kule veya demir direk
  • Balıkçıların balıkları kıyıya çekebilmek için geceleyin yaktıkları ateş
  • Çırakma

ÇAKMAKLI

[isim]

[eskimiş]

  • Çakmak taşı ve zemberekle ateş alan bir tüfek türü

DOLUKMAK

[nesnesiz]

[halk ağzında]

  • Göz yaşarmak, ağlayacak duruma gelmek

EKMEKSİZ

[sıfat]

  • Ekmeği olmayan
  • Yiyeceği olmayan

[zarf]

  • Ekmek olmadan

GEREKMEK

[nesnesiz]

  • Bir şeyin yapılabilmesi veya gerçekleşmesi bazı nesne, fiil vb.ne bağlı olmak, gerek olmak, lazım olmak, icap etmek, iktiza etmek

    Dünyaya bakmayı aşıp dünyayı görme noktasına ulaştığımızda neye talip olmamız gerektiğini de anlarız. - İsmet Özel