İçinde Kab Bulunan 8 Harfli Kelimeler
İçerisinde KAB olan 8 harfli 23 kelime bulunuyor. İçinde KAB olan 8 karakterli kelime listesi ve kelime anlamları.
Ayrıca, "Kab ile başlayan 8 harfli kelimeler. İçinde olan kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.
AHZÜKABZ22,
AKABİLME
- Akabilmek işi
KABAKLIK
- Karpuz veya kavunun ham olma durumu
- Başın tüysüz veya dazlak olma durumu
- Bilgisizlik, görgüsüzlük
KABALİST (Kelime Kökeni: Fransızca cabaliste)
-
Kabalacı (I)
Şair, âlim, mütefennin, feylesof, mutasavvıf ve kabalist olduğu kadar hayalperverdi. - Ömer Seyfettin
KABARALI
-
Kabara çakılmış olan
Erkekler kabaralı ayakkabılarıyla birer ikişer evlerine döndüler. - Necati Cumalı
KABARMAK
-
Ağırlığı artmadan hacmi büyümek
Ekmek iyi kabardı.
-
Yağışlardan veya kaynamaktan taşmaya yüz tutmak
Çay birdenbire kabararak şosenin rampalarını aşar ve epeyce zararlara sebep olur. - Reşat Nuri Güntekin
-
Niceliği artmak, büyümek
Masraf kabardı.
-
Şişmek, genişlemek
İhtiyarın zayıf damarları kabarmış kıllı elleri dizlerinin üstündeydi. - Peyami Safa
- Hayvanların tüyleri dikilmek
-
Kumaş üzerinde tüyler oluşmak, havlanmak
Bu kumaş çabuk kabardı.
-
Islanıp veya ısınıp yerinden kurtulmak
Masanın kaplaması kabardı.
Dolabın boyası kabardı.
- Deniz dalgalanmak, büyük dalgalar oluşmak
- Bulanmak
-
Öfke, sevgi vb. duygular gittikçe güçlenmek
Bu olayı duyunca delikanlının yüreği öç alma duygusuyla kabarır. - Necati Cumalı
- Kafa tutmak, öfkelenip üstüne yürüyecek gibi davranmak
-
Böbürlenmek, gururlanmak
Kumandan, atını şahlandırarak hurra hurra diye kendisini alkışlayan keyifli halka boyun kırarak kabarıyordu. - Ömer Seyfettin
KABARTMA
-
Kabartmak işi
Pansiyon sahipleri, kirada gösterdikleri bu ehveniyeti diğer hileli muamelelerinde kabartmanın yolunu bilirler. - Hüseyin Rahmi Gürpınar
- Bir biçimin veya bir süslemenin düz yüzey üzerindeki çıkıntısı
-
Kil, alçı, taş vb. işlenebilir gereçleri girintili çıkıntılı yüzeyler durumunda biçimlendirerek yapılan eser, rölyef
Bir sanatkâr eliyle alçıdan yapılmış, bembeyaz, tertemiz bir kabartma. - Peyami Safa
-
Kabartılarak yapılan
Kabartma harita.
Birleşik Kelimeler: kabartma tozu, alçak kabartma
AKABİNDE
-
Arkasından, hemen arkadan, ardından, hemen ardından
Kulağı iki kesik tırnak kıskacına aldıktan sonra başı şiddetle sağa sola sarsar, akabinde yanaklarda patlayan iki şimşek alevi gözlerden çıkar. - Ahmet Rasim
MURAKABE (Kelime Kökeni: Arapça murāḳabe)
-
Denetleme
Onun tatlı sert murakabesi, konağın her ferdince kabul edilmiş. - Samiha Ayverdi
- Tasavvufta Tanrı'ya bağlanarak çile doldurma
Ata Sözleri ve Deyimler
- murakabe etmek
MUKABELE (Kelime Kökeni: Arapça muḳābele)
- Karşılık verme, karşılama, karşılık
- Karşı gelme, başkaldırma
-
Toplu yerlerde yüksek sesle hatim okunurken Kur'an okumasını bilenlerin gözleriyle Kur'an'ı takip etmesi, bilmeyenlerin dinlemesi
Tevfik'in kızı selatin camilerine ramazanda mukabele için büyük ücretlerle çağrılıyordu. - Halide Edip Adıvar
- Karşılaştırma, karşılıklı yapılan okuma
Ata Sözleri ve Deyimler
- mukabelede bulunmak
- mukabele etmek
- mukabele okumak
AYAKKABI
-
Genellikle sokakta giyilen ve altı kösele, lastik vb. dayanıklı maddelerden yapılan giyecek, başmak, pabuç
Elbiselerini bizzat yamıyorlar, ayakkabılarını tamir ediyorlar, hayvanlarını öz elleriyle sağıyorlar. - Necip Fazıl Kısakürek
Ata Sözleri ve Deyimler
- ayakkabılarını çevirmek
- ayakkabı vurmak
KABARECİ
-
Kabare oynayan oyuncu
Şu üç delikanlı bugün gerçekten Avrupa klası birer kabareci olma yolundadır. - Haldun Taner
KABALACI
- Kabala (I) konusunda uzmanlaşmış kimse, kabala ile uğraşan kişi
- Kabala (II) iş yapan kimse
KABARCIK
-
İçi su, hava dolu ufak kabartı veya kürecik
Bardağın içindeki maden suyu kabarcıklarının pıtır pıtır söndüğü bile duyuluyordu. - Haldun Taner
- Vücutta oluşan sivilce gibi küçük şişkinlik
-
Kabartı
Köy, dağın ortasında, toprak kabarcıkları gibi dizilen evleriyle bir mezarlığa benziyordu. - Halide Edip Adıvar
- Metal biliminde sıvı veya katıların içinde oluşan gaz hacmi
Birleşik Kelimeler: karakabarcık
KABADAYI
-
Kendine özgü namus kurallarını esas alıp toplum kurallarının dışına çıkarak zorbalık yapan kimse
Ramazan, sertliği, zulmü ile ün salmış bir kabadayı idi. - Halide Edip Adıvar
-
Yürekli
Doğrusu kabadayı çocuktur.
-
Bir şeyin en iyisi, başta geleni
Bunun en kabadayısı yüz bin lira.
Birleşik Kelimeler: kaldırım kabadayısı
KABIZLIK
- Kabız