İçinde Kab Bulunan 7 Harfli Kelimeler

İçerisinde KAB olan 7 harfli 23 kelime bulunuyor. İçinde KAB olan 7 karakterli kelime listesi ve kelime anlamları.

Ayrıca, "Kab ile başlayan 7 harfli kelimeler. İçinde olan kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.

KABOTAJ19, KABADÜZ16, KABAŞİŞ15, KABLOCU14, KABURGA14, KABAHAT13, KABAKÇI13, KABARIŞ13, KABAT12, KABATAŞ12, KABUKSU12, KABUSLU12, KABLOLU11, KABUKLU11, MUKABİL11, TEKABÜL11, KABALIK10, KABARIK10, KABARMA10, KABARTI10, MAKABİL10, KABALAK9, REKABET9

KABALAK

[isim]

[tarih]

  • Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı ordusunda kullanılmış olan, şapkaya benzeyen bir başlık türü

    Kendisi, ayağında postallar, sırtında kaput, başında kabalak, Çanakkale cehenneminde askerliğini yaparken... - Yusuf Ziya Ortaç

[isim]

[halk ağzında]

[bitki bilimi]

  • Kabak yaprakları biçiminde etli ve tüylü yaprakları olan, kırlarda ve su kenarlarında yetişen bir bitki

REKABET (Kelime Kökeni: Arapça reḳābet)

[isim]

  • Aynı amacı güden kimseler arasındaki çekişme, yarışma, yarış

    Bu seferki kovuluşun sebebi meslek rekabeti değil, meslek ahlakı idi. - Reşat Nuri Güntekin

Ata Sözleri ve Deyimler

  • rekabet etmek

Birleşik Kelimeler: ezelî rekabet

KABALIK

[isim]

  • Kaba olma durumu
  • Kaba davranış, nezaketsizlik, huşunet

    Bu kabalığımı şimdiki vaziyetime bağışlayınız. - Peyami Safa

Ata Sözleri ve Deyimler

  • kabalık etmek

KABARIK

[sıfat]

  • Kabarmış olan

    Kabarık göğsündeki parlak kıvılcımlı tüyleri, altından bir zırh gibiydi. - Ömer Seyfettin

  • Çıkıntısı olan, tümsekli

Birleşik Kelimeler: kabarık deniz

KABARMA

[isim]

  • Kabarmak işi

    Böyle birdenbire kabarmayı, sonra yine birdenbire sönüvermeyi anlıyorum. - Nazım Hikmet

[mecaz]

  • Duygulanma

    Bir de mektuplar okunurken ve selamlar söylenirken içinde tuhaf bir kabarma beliriyordu. - Halide Edip Adıvar

[mecaz]

  • Kendini üstün görme, büyüklük taslama

[coğrafya]

  • Ay ve Güneş'in çekim etkisiyle büyük denizlerde suların yükselmesi, met(I)

KABARTI

[isim]

  • Tümsek, çıkıntı, kabarmış yer

    Bunlar biraz eğildikleri zaman cübbelerin arkasında tabanca kabzalarının kabartısı görülür. - Falih Rıfkı Atay

MAKABİL (Kelime Kökeni: Arapça māḳabl)

[isim]

[eskimiş]

  • Bir şeyin öncesi, geçmişi

Birleşik Kelimeler: makabline şamil

KABLOLU

[sıfat]

  • Kablosu olan
  • Kablo aracılığıyla işlevini yapan (araç, gereç)

Birleşik Kelimeler: kablolu yayın

KABUKLU

[sıfat]

  • Kabuğu olan

Birleşik Kelimeler: kabuklu bit

MUKABİL (Kelime Kökeni: Arapça muḳābil)

[sıfat]

  • Bir şeye karşılık olarak yapılan, bir şeyin karşılığı olan

    Düşmanlarla beraber Anadolu'da mukabil teşkilat yapmak üzere yetmiş beş kişi kadar göndermiş. - Atatürk

  • Bir şeyin karşısında bulunan
  • Karşılıklı

    Hatta bir halıdaki mukabil iki şekilden bile biri diğerine tamamıyla müşabih değildir. - Ahmet Hikmet Müftüoğlu

[zarf]

  • Karşılık olarak

    Bir iki iyi habere mukabil her gün nice kaza ve bela haberleri verir. - Abdülhak Şinasi Hisar

[zarf]

  • Rağmen

    Oraya altın parlaklığı veren guruplara mukabil buradan her sabah pırıl pırıl bir güneş doğduğunu da ben çok defalar gördüm. - Asaf Halet Çelebi

TEKABÜL (Kelime Kökeni: Arapça teḳābul)

[isim]

[eskimiş]

  • Karşılık olma, karşılama, yerini tutma

[mantık]

  • Karşı olum

Ata Sözleri ve Deyimler

  • tekabül etmek

A

[ünlem]

  • Şaşma, hatırlama, sevinme, acıma, üzülme, kızma vb. duyguların anlatımına güç kazandıran söz

    A, ne güzel!

    A, sen burada mıydın?

KABATAŞ

[isim]

  • Ordu iline bağlı ilçelerden biri

KABUKSU

[sıfat]

  • Kabuğu andıran, kabuğa benzeyen, kabuk gibi, kabuğumsu

    Kabuksu tüyler.

KÂBUSLU

[sıfat]

  • Karabasan dolu, sıkıntılı ve korkulu

    Zeynep yatağına dönünce derin ve kâbuslu bir uykuya daldı. - Halide Edip Adıvar