İçinde İşm Bulunan 8 Harfli Kelimeler
İçerisinde İŞM olan 8 harfli 26 kelime bulunuyor. İçinde İŞM olan 8 karakterli kelime listesi ve kelime anlamları.
Ayrıca, "İçinde olan kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.
DEĞİŞMEZ24,
İLETİŞME
- İletişmek işi
KESİŞMEK
- Birbirini kesmek
- Pazarlıkta, herhangi bir fiyatta anlaşmak
- Erkek ve kadın, bakışlarla anlaşmak
- Bir nokta veya çizgi üzerinde birbirine kavuşmak
BİTİŞMEK
- Birbirine dokunacak kadar yanaşmak
BİNİŞMEK
- İki parçadan biri, öbürünün üstünde olmak
- Kas kirişleri birbiri üstüne binmek
- Kırık bir kemiğin iki parçası birbiri üstüne gelmek
BİLİŞMEK
-
Birbirini tanımak, muarefesi olmak
Bunca zamanlar bilişip / Ahir dönüp ayrılışıp - Yunus Emre
- Öğrenmek
DELİŞMEN
-
Zıpır
Arabacı yirmi beş yaşlarında delişmen, dili biraz kekeme bir oğlan. - Memduh Şevket Esendal
-
Güçlü, hareketli, sağlam yapılı
Çok heyecanlı, uyanık, sözünü sakınmaz, biraz da delişmen bir insan olduğu için Deli Murat derler. - Reşat Nuri Güntekin
-
Çılgın, hercai
Gönüllerini tutuşturan delişmen duygularını donduran buz gibi bir havayla dönmüşlerdi. - Muzaffer Uyguner
DERİŞMEK
- Bir nokta dolayında toplanmak, temerküz etmek
- Bir sıvı, içindeki su veya sıvı miktarı azalarak koyulaşmak, tekâsüf etmek
YENİŞMEK
- Birbirini yenmeye çalışmak
-
Çekişmek
Nasıl da bir darılır, bir barışır, yenişirdik. Hoştu doğrusu. - Refik Halit Karay
YETİŞMEK
-
Ulaşmak, ermek, varmak, vasıl olmak
Gâvur Ali kahvedeki cemaate hiçbir şey söylemeden küçük çobanla uzaklaştı, bir nefeste ağıla yetişti. - Ömer Seyfettin
-
Vaktinde tamam olmak, bitmek, hazırlanmak, hazır olmak
Bu giysi yarına yetişmeli.
-
Vaktinde varmak, vaktinde bulunmak
Öteki tünelle gelseler de vapura yetişeceklerini bilirlerdi. - Abdülhak Şinasi Hisar
-
Bir işe başlamış olanlara veya gidenlere sonradan katılmak
Kadınlar, derme çatma ayakkabılarıyla onlara zor yetişebiliyorlardı. - Yakup Kadri Karaosmanoğlu
-
Değmek, uzanıp dokunabilmek
Ben o dala yetişemem. Bu ip kuyunun dibine yetişmez.
-
Vakit bulmak, yapabilmek
Ben bu kadar işe yetişemem.
-
Yetmek, yeter olmak, kâfi gelmek
Bu para yetişir. Bu yemek hepimize yetişir.
-
Bir zamanda yaşamış olmak, bir zamanı veya kimseyi görmüş olmak
Bol zamanıma yetişti de ben onu böyle şımarık büyüttüm. - Peyami Safa
-
Üremek, büyümek, olmak
Şu Marmara kıyılarında o sene bol meyve yetişmişti. - Sait Faik Abasıyanık
-
Eğitim görmüş olmak, öğrenmek, gelişmek
Akşam gazetesi, yurt aydınlarıyla konuşarak bizde niçin yazar yetişmediğinin sebeplerini araştırdı. - Orhan Veli Kanık
- İş görebilecek yaşa gelmek, büyümek
-
Yardım etmek, yardımına koşmak
Tam o sırada talih imdadıma yetişti. - Refik Halit Karay
- Ortaya çıkmak
Ata Sözleri ve Deyimler
- yetiş! (veya yetişin!)
- yetişmeyesi!
ÇELİŞMEK
- Düşünce ve davranış birbirini tutmamak, birbirlerine ters düşmek, tutarsız olmak, mütenakız olmak
ÇEKİŞMEK
-
İki yönünden karşılıklı çekmek
Halat çekişmek.
-
Bir şeyi birbirine karşı çekmek
Bıçak çekişmek.
-
Aralarında ad, niyet, kâğıt veya piyango çekmek
Kura çekiştiler.
-
Ağız kavgası etmek
Seninle çekişmek lazım, büyük hareketlerin manasını anlamıyorsun. - Peyami Safa
-
Üstün gelmek için karşılıklı çabalamak
Takımımız birincilik için çekişiyor.
Ata Sözleri ve Deyimler
- çekişe çekişe pazarlık etmek
DİDİŞMEK
-
El veya sözle birbirini hırpalamak
Anlaşmazlıktan, didişmekten, küçümsemekten, düşman olmaktan hoşlanmadıklarına inanıyordu. - Tarık Buğra
-
Geçimini sağlamak amacıyla güç şartlarda çalışmak, uğraşmak
Bir lokma kuru ekmek için sabahtan akşama kadar didişen zavallıların hâlini meraklı bir roman gibi dinliyor. - Halide Edip Adıvar
Ata Sözleri ve Deyimler
- didişip durmak
GELİŞMEK
-
Büyüyüp boy atmak, yetişmek, neşvünema bulmak
Çalı süpürgeleri bir türlü ağaç hâline gelemeden ama ağacı taklit edercesine gelişir. - Sait Faik Abasıyanık
- İlerlemek, olgunlaşmak, genişlemek, inkişaf etmek
- Şişmanlamak
GİRİŞMEK
- Bir işi ele almak
-
Başlamak
Erkek arkadaşları ile sosyal nizam üzerinde sonu gelmeyen tartışmalara girişirdi. - Haldun Taner
- Kalkışmak
- Birbirine karışmak
- Dövmek
- Kavgaya tutuşmak
PEKİŞMEK
- Sertleşmek, katılaşmak
- Sıkışmak, tıkanmak
- Güçlenmek, artmak, çoğalmak, kuvvetlenmek