İçinde İnd Bulunan 8 Harfli Kelimeler

İçerisinde İND olan 8 harfli 29 kelime bulunuyor. İçinde İND olan 8 karakterli kelime listesi ve kelime anlamları.

Ayrıca, "İnd ile başlayan 8 harfli kelimeler. İçinde olan kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.

HİNDOLOG20, HİNDUİZM19, HAYDİNDİ18, ZİNDANCI17, VAKTİNDE16, DİNDİRİŞ15, İNDÜKLEÇ15, NEZDİNDE15, ÜZERİNDE15, BEYNİNDE14, İNDİRGEN14, SİNDİRİŞ14, BİNDALLI13, BİNDİRİM13, BİNDİRME13, DİNDİRME13, DEMİNDEN13, ZİNDELİK13, AKABİNDE12, BİLİNDİK12, DERİNDEN12, KORİNDON12, KENDİNDE12, SİNDİRİM12, SİNDİRME12, İNDİRMEK11, İNDİRTME11, SİLİNDİR11, SAATİNDE11

İNDİRMEK

[-i]

  • Yüksekten, sarp ve kötü yerden veya yukarıdan aşağıya inmesini sağlamak

    Zeynep'i o sel yatağından, yağdan kıl çeker gibi indirdi. - Yaşar Kemal

  • Bir taşıt veya binek hayvanından aşağıya almak
  • Fiyatını azaltmak, düşürmek
  • Hızla vurmak

    Genç adamın başına son darbeyi indirdi. - Yakup Kadri Karaosmanoğlu

  • Kapamak

    Kepenkleri indirmek.

[nesnesiz]

  • Yağmur, sis, birdenbire bastırmak

    Haberlerle birlikte hızlı bir yağmur indirdi. - Necati Cumalı

  • Kırmak, tahrip etmek

    Göstericiler binanın camlarını indirmişler.

İNDİRTME

[isim]

  • İndirtmek işi

SİLİNDİR (Kelime Kökeni: Fransızca cylindre)

[isim]

[matematik]

  • Alt ve üst tabanları birbirine eşit dairelerden oluşan bir nesnenin eksenini dikey olarak kesen, birbirine paralel iki yüzeyin sınırladığı cisim, üstüvane

[teknik]

  • Metalleri inceltme, kumaşları parlatma, kâğıt üzerine baskı yapma vb. işler için sanayide kullanılan merdane, silindir makinesi

[teknik]

  • Motorlu taşıtların motorunda pistona güçlü bir itiş sağlamak için gaz karışımının yandığı veya patladığı yer
  • Yol yapımında toprağı sıkıştırarak düzleştirmek için kullanılan genellikle motorlu araç
  • Silindir şapka

    Babam Cumhuriyet Bayramı törenlerine frak ve silindir giyerek katılırdı. - Çetin Altan

Ata Sözleri ve Deyimler

  • silindir gibi ezmek

Birleşik Kelimeler: silindir kalıplama, silindir makinesi, silindir şapka, silindir yağı, dik silindir, eğik silindir

SAATİNDE

[zarf]

  • Önceden belirlenen, düşünülen vakitte

AKABİNDE

[zarf]

  • Arkasından, hemen arkadan, ardından, hemen ardından

    Kulağı iki kesik tırnak kıskacına aldıktan sonra başı şiddetle sağa sola sarsar, akabinde yanaklarda patlayan iki şimşek alevi gözlerden çıkar. - Ahmet Rasim

BİLİNDİK

[sıfat]

[matematik]

  • Bilinen

DERİNDEN

[zarf]

  • En ince ayrıntısına kadar, etraflıca
  • Pek belli olmayan uzak bir yerden

    Derinden top sesleri aksediyordu. - Nazım Hikmet

  • İçten

    Elverir ki bir gün bana, derinden / Ta derinden bir gün bana `gel` desin - Ahmet Kutsi Tecer

Birleşik Kelimeler: derinden derine

KORİNDON (Kelime Kökeni: Fransızca corindon)

[isim]

[mineraloji]

  • Birleşimi alüminyum oksit olan, cam parlaklığında, saydam ve türlü renklerde, elmastan sonra en sert mineral, alüminyum taşı, boksit

SİNDİRİM

[isim]

[biyoloji]

  • Besinlerin çeşitli enzimlerle eritilerek, parçalanarak ince bağırsakta emilebilir, kana karışabilir duruma gelmesi için uğradıkları fiziksel ve kimyasal değişikliklerin bütünü, hazım

Birleşik Kelimeler: sindirim aygıtı, sindirim bilimi, sindirim organları, sindirim sistemi

SİNDİRME

[isim]

  • Sindirmek işi

BİNDALLI

[isim]

  • Çoğunlukla mor kadife üzerine sırma ile kabartma dal, yaprak ve çiçek işlenmiş giysi veya örtü

BİNDİRİM

[isim]

  • Zam

[sinema]

  • İlk çekimin son görüntülerinin yavaş yavaş silikleştirilmesi, ikinci çekimin ilk görüntülerinin gittikçe güçlendirilmesinden sonra belli bir noktada iki çekimin görüntülerinin üst üste gelmesi ve en sonunda ikinci çekimin görüntülerinin belirginleşmesi tekniği

[müzik]

  • Melodiye sadık kalınarak bir parçanın yeniden değişik ritimlerde çalınması

BİNDİRME

[isim]

  • Bindirmek işi
  • Birbiri üzerine gelerek eklenen levha, kiremit, ahşap parçalarının durumu

[askerlik]

  • Çıkarma harekâtına katılacak birliklerin, çıkarma yerine gitmek için kendilerine ayrılan deniz araçlarına binmeleri

Birleşik Kelimeler: bindirme kilit

DİNDİRME

[isim]

  • Dindirmek işi

DEM (Kelime Kökeni: Farsça dem)

[isim]

  • Hazırlanan çayın renk ve koku bakımından istenilen durumu
  • Zaman, çağ

    Âdem'den bu deme neslim getirdi / Bana türlü türlü meyve yetirdi - Âşık Veysel

[halk ağzında]

  • Pişirilen yemeklerin yenecek kıvamda olması

[eskimiş]

  • Soluk, nefes

[eskimiş]

  • İçki

[eskimiş]

  • Koku

Ata Sözleri ve Deyimler

  • dem çekmek
  • dem tutmak
  • dem vurmak

Birleşik Kelimeler: her dem

[isim]

[eskimiş]

  • Kan

Ata Sözleri ve Deyimler

  • dem dökmek

Birleşik Kelimeler: deveranıdem