İçinde İd Bulunan 5 Harfli Kelimeler

İçerisinde İD olan 5 harfli 35 kelime bulunuyor. İçinde İD olan 5 karakterli kelime listesi ve kelime anlamları.

Ayrıca, "İd ile başlayan 5 harfli kelimeler. İçinde olan kelimeler." içeriklerine bakabilirsiniz.

HİDİV17, FİDYE15, GİDİŞ14, VİDEO14, FİDAN13, GİDON12, CİD12, GİDER11, HİDRA11, BİDON10, DİDON10, DİDİM10, MİDYE10, CİDAR10, CİDAL10, ABİDE9, BİDAT9, BİDAR9, DİDAR9, İDDİA9, İDADİ9, ASİDE8, İDMAN8, İDAME8, SİDİK8, ANİDE7, AİDAT7, AKİDE7, İDEAL7, İDRAK7, İDRAR7, İDARİ7, İDARE7, KAİDE7, LİDER7

ANİDE

[zarf]

[eskimiş]

  • Ansızın

AİDAT (Kelime Kökeni: Arapça ʿaʾidāt)

[isim]

  • Dernek, kuruluş, kulüp üyelerinin belli sürelerde, belli miktarlarda ödedikleri para, ödenti

    Hele şundan bundan aidat, iane ve yardım toplayıp veya böyle bir yardıma müminleri cebredip vakıf kurmak diye bir şey düşünülemez. - Necip Fazıl Kısakürek

  • Bir hizmet karşılığı sürekli ve düzenli ödenen para

    Sabahları ekmek dağıtmaya çıkan, ayda bir de aidat toplayan Meryem dışında kimse çalmazdı kapısını. - Elif Şafak

  • Kesenek

Birleşik Kelimeler: üye aidatı, üyelik aidatı

AKİDE (Kelime Kökeni: Arapça ʿaḳīde)

[isim]

[din bilgisi]

  • İnanç

    Ahmet Bey, dedi, kim olduğunuzu, akidenizi, kasabada, köylerde ne gibi faaliyet gösterdiğinizi biliyorum. - Nazım Hikmet

Ata Sözleri ve Deyimler

  • akideyi bozmak (veya akidesi bozulmak)

Birleşik Kelimeler: akidesi bozuk

[isim]

  • Şekerin kaynatılarak katılaşması yolu ile yapılan, renkli ve kokulu, ağızda güç eriyen şeker, akide şekeri

    Ağızları ve elleri yaladıkları akideden kıpkırmızı bir hâlde geçiyorlardı. - Yahya Kemal Beyatlı

Birleşik Kelimeler: akide şekeri

İDEAL (Kelime Kökeni: Fransızca idéal)

[isim]

[felsefe]

  • Ülkü

    Büyük ideal sahiplerinin ilk kudretleri ketum oluşlarıdır. - Aka Gündüz

[sıfat]

  • Düşüncenin tasarlayabileceği bütün üstün nitelikleri kendinde toplayan

    Bu ideal kocalar, eşref saatleri tıkır tıkır işletmesini bilen kadınların kocalarıdır. - Şevket Rado

[sıfat]

  • Uygun

    Söyle şunlara, biz burayı münasip bulduk. Tek taraflı asma köprü için ideal bir yer. - Ayşe Kulin

İDRAK (Kelime Kökeni: Arapça idrāk)

[isim]

  • Anlama yeteneği, anlayış, akıl erdirme

    Kişilik idraklerle doğar, diyenler de var. - Çetin Altan

  • Erişme, ulaşma

[ruh bilimi]

  • Algı

[ruh bilimi]

  • Algılama

Ata Sözleri ve Deyimler

  • idrak etmek

İDRAR (Kelime Kökeni: Arapça idrār)

[isim]

  • Böbreklerde kandan süzülerek idrar yolları aracılığıyla dışarıya atılan sıvı, sidik, küçük abdest, hacet

    Kan, idrar, bilmem ne tahlilleri filan bile bize esaslı bir şey söylemez. - Reşat Nuri Güntekin

Birleşik Kelimeler: idrar kesesi, idrar torbası, idrar yolu, idrar zoru

İDARİ (Kelime Kökeni: Arapça idārī)

[sıfat]

  • Yönetimsel

Birleşik Kelimeler: idari bütçe

İDARE (Kelime Kökeni: Arapça idāre)

[isim]

  • Yönetme, yönetim, çekip çevirme

    Bu zat, propagandayı tertip ve idareye memur imiş. - Atatürk

  • Ülke işlerinin yürütülmesi, kamuya ilişkin hizmetlerin bütünü
  • Bir kurum veya kuruluşun yönetildiği yer veya makam

    Meğer Gazi Paşa gelecekmiş. İdare her sınıfa Afet Hanım'ın Yurt Bilgisi kitabından üçer nüsha dağıttı. - Haldun Taner

  • Bir kurumun işlerini yürüten kurul

    Gazete idaresi tarafından zarf kazara açılmış. - Peyami Safa

  • Tutum

    Birdenbire, elindeki suyu günlerce idareye mecbur bir kazazede hâline geldim. - Necip Fazıl Kısakürek

  • İdare kandili veya lambası
  • Hoş görme, göz yumma
  • Yetinme

    Bu son hatıralarla sonuna kadar idareye çalışıyorum. - Sait Faik Abasıyanık

Ata Sözleri ve Deyimler

  • idare etmek
  • idaresini bilmek

Birleşik Kelimeler: idare amiri, idarehane, idare hukuku, idareimaslahat, idare kandili, idare lambası, idare mahkemesi, idare meclisi, mahallî idare, merkezî idare, mülki idare, örfi idare, sivil idare, amme idaresi, kamu idaresi

KAİDE (Kelime Kökeni: Arapça ḳāʿide)

[isim]

  • Kural

    Onları sıkmamak için bahçeyi terk etmek zarafetin en sade kaidelerindendi. - Halit Ziya Uşaklıgil

  • Bir şeyin yere dayanan bölümü veya bir şeyin üzerine oturtulduğu nesne, ayaklık, duraç, taban, ayaklık

    Güneşten yanmamış tarafı fil dişi bir sütunun kaidesine benziyor. - Halide Edip Adıvar

[argo]

  • Kalça

Birleşik Kelimeler: ahenk kaidesi, paralel kaidesi

LİDER (Kelime Kökeni: Fransızca leader)

[isim]

  • Önder, şef

    İhtilal partisinin liderini yakından ilk defa tanıyacaktım. - Falih Rıfkı Atay

  • Bir partinin veya bir kuruluşun en üst düzeyde yönetimiyle görevli kimse

    Politika kargaşalarına gömülmüş liderler, ufukta bekleyen tehlikeyi göremiyorlardı. - Samiha Ayverdi

[spor]

  • Bir yarışmada başta bulunan takım veya yarışmacı

ASİDE (Kelime Kökeni: Arapça ʿaṣīde)

[isim]

[eskimiş]

  • Un, et ve bamya ile yapılan bir Arap yemeği

İDMAN (Kelime Kökeni: Arapça idmān)

[isim]

[spor]

  • Alıştırma
  • Alıştırma

    Tatil saatlerinde hatiplik idmanları yapardık. - Falih Rıfkı Atay

[mecaz]

  • Herhangi bir duruma veya şeye alışkanlık kazanma

    İçkide Tosun Ağa kadar değilse de hemen ona yakın idmanı vardı. - Hüseyin Rahmi Gürpınar

Ata Sözleri ve Deyimler

  • idmana çıkmak
  • idman yapmak

İDAME (Kelime Kökeni: Arapça idāme)

[isim]

[eskimiş]

  • Sürdürme, devam ettirme

Ata Sözleri ve Deyimler

  • idame ettirmek

SİDİK

[isim]

  • İdrar

    Bodrum, şimdi keskin bir eski çamaşır, sidik kokusu içinde idi. - Sait Faik Abasıyanık

Birleşik Kelimeler: sidik borusu, sidik kavuğu, sidik söktürücü, sidik torbası, sidik yarışı, sidik yolu, sidik zoru

ABİDE (Kelime Kökeni: Arapça ābide)

[isim]

[mimarlık]

  • Anıt

    Bu hatlar, bu çiniler, bu nakışlar olmasa bu abideler de olmazdı. - Orhan Seyfi Orhon