İçinde Hsa Bulunan Kelimeler

İçinde HSA olan 14 kelime bulunuyor. İçerisinde HSA geçen kelimeler ve kelime anlamları.

15 Harfli Kelimeler

RUHSATLANDIRMAK25

14 Harfli Kelimeler

RUHSATLANDIRMA24

13 Harfli Kelimeler

İHSANIHÜMAYUN29

10 Harfli Kelimeler

RUHSATNAME17

9 Harfli Kelimeler

İHSANGAZİ21, RUHSATSIZ20, RUHSATİYE17

8 Harfli Kelimeler

İHSANİYE15, RUHSATLI15, İSTİHSAL14

6 Harfli Kelimeler

RUHSAT12, RUHSAL12

5 Harfli Kelimeler

İHSAS11, İHSAN10

İHSAN (Kelime Kökeni: Arapça iḥsān)

[isim]

  • İyilik etme, iyi davranma
  • Bağışlama, bağışta bulunma
  • Bağışlanan şey, kayra, lütuf, inayet, atıfet

    Bu paşanın parmaklarını yakan ilk ihsan kesesi oldu. - Halide Edip Adıvar

  • Karşılık beklemeden yapılan yardım, iyilik

Ata Sözleri ve Deyimler

  • ihsan etmek (veya buyurmak)

Birleşik Kelimeler: ihsanıhümayun

İHSAS (Kelime Kökeni: Arapça iḥsās)

[isim]

[eskimiş]

  • Üstü kapalı anlatma, sezdirme, ima

[fizyoloji]

  • Duyum

Ata Sözleri ve Deyimler

  • ihsas etmek

RUHSAT (Kelime Kökeni: Arapça ruḫṣat)

[isim]

  • İzin, müsaade

    Resmî ruhsat tezkeresi dosyamda mevcuttur. - Necip Fazıl Kısakürek

  • İzin belgesi, ruhsatname

    Pazar ruhsatları tarifesi hakikaten ağırdır. - Nazım Hikmet

Birleşik Kelimeler: ruhsatname, arama ruhsatı, çalışma ruhsatı, defin ruhsatı, satış ruhsatı

RUHSAL

[sıfat]

  • Ruhla ilgili olan, ruhi, tinsel, psikolojik, psişik
  • Ruh bilimi ile ilgili, ruh bilimsel, psikolojik

Birleşik Kelimeler: ruhsal çöküntü, ruhsal çözümleme, ruhsal gerilim

İSTİHSAL (Kelime Kökeni: Arapça istiḥṣāl)

[isim]

[eskimiş]

  • Elde etme
  • Üretim

    Eskiden İstanbul istihlak ile yaşarken şimdi istihsalle yaşamak mecburiyetindedir. - Yahya Kemal Beyatlı

Ata Sözleri ve Deyimler

  • istihsal etmek

İHSANİYE

[isim]

  • Afyonkarahisar iline bağlı ilçelerden biri

RUHSATLI

[sıfat]

  • Yapılması ve kullanılması vb. için gerekli izni olan, ruhsatı olan

    Ruhsatlıdır, çekmeceye bakın belgeler orada, diyor adam telaşla. - Ahmet Ümit

RUHSATNAME (Kelime Kökeni: Arapça ruḫṣat + Farsça nāme)

[isim]

[eskimiş]

  • Belli etkinliklerde bulunabilmek, kamu hizmet ve mallarından yararlanabilmek için kişilere, önceden belirlenmiş bazı şartlara uyma kaydıyla idarece verilen izin, ruhsat

RUHSATİYE (Kelime Kökeni: Arapça ruḫṣatiyye)

[isim]

[eskimiş]

  • Bir izin belgesi gerektiği durumlarda iznin verilmesi dolayısıyla alınan para

    Pazar ruhsatiyesi yüzünden belediye ile esnaf arasındaki ihtilaf malum. - Nazım Hikmet

RUHSATSIZ

[sıfat]

  • Yapılması, kullanılması vb. için gerekli izni olmayan, ruhsatı olmayan

[zarf]

  • İzin almadan

    Kim bu ruhsatsız lafa karışan çarliston marka kereste? - Haldun Taner

İHSANGAZİ

[isim]

  • Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri

RUHSATLANDIRMA

[isim]

  • Ruhsatlandırmak işi

RUHSATLANDIRMAK

[-i]

  • Ruhsat vermek

İHSANIHÜMAYUN (Kelime Kökeni: Arapça iḥsān + Farsça humāyūn)

[isim]

[eskimiş]

  • Padişah tarafından yeteneği veya başarısı dolayısıyla birine verilen görev, rütbe, ödül